Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bitkilerimizi Güncellemeye Hazır mısınız! - Bilim

  Telefonlarımızda onlarca uygulama yüklü. Hepsini keyifle kullanıyoruz. İşimizi kolaylaştırıyorlar. O uygulamalar bazen güncelleniyorlar; arka planda yeni kodlar ekleniyor ve bazı kodları değiştiriliyor. Kullanışlılıkları artıyor. İşlerimizi daha da kolaylaştırıyorlar. Bizi mutlu ediyorlar! Artık bitkilerin de güncellenmesi sağlanabiliyor! Bitkilerin genlerinin değiştirilmesinin anlamı budur; oluşma kodları yeniden düzenlenir. Bu yöntemle bitkiler daha verimli daha dayanıklı hale getiriliyor. Hatta daha faydalı ve daha lezzetli olması bile sağlanabiliyor! Telefondaki uygulamaların güncellenmelerinden korkmadığımız gibi bitkilerin genlerinin değiştirilerek güncellenmesinden de çekinmemize gerek yoktur! ☺ Not: Paragraflara parantez içinde ön bilgiler ve açıklamalar iliştirilmiştir. *** Bu son kısım önemlidir; tıpkı eşya bağımlılığımızı azaltmaya yardımcı olduğu gibi, teknoloji kesinlikle diğer tüketim problemlerimizin çözümünde de rol almalıdır. Çünkü gezegendeki birileri çok t...

Öz güvenini nasıl inşa eder ve bu kıvılcımı diğerlerine de verirsiniz - Konferans

Kulağa çok basit gelebilir ama öz güven önemini azımsadığımız bir şey. Onu, olması gerekliden ziyade, olsa iyi olur şeklinde değerlendiriyoruz. Bilgi ve kaynaklara, sosyal beceri addettiğimiz öz güvenden daha fazla değer veriyoruz. Fakat çoğu ölçeğe göre bugün tarihin herhangi bir noktasında sahip olduğumuzdan daha fazla bilgi ve kaynağa sahibiz; yine de haksızlıklar artıyor ve zorluklar devam ediyor. Eğer bilgi ve kaynaklar bize gereken tek şey olsaydı; hâlâ burada olmazdık. Bu denklemde eksik kalan temel ögelerden birinin öz güven olduğuna inanıyorum. Öz güven, takip eden her şeyden önce olan gerekli kıvılcımdır. Öz güven, ilham almak ile gerçekten başlamak ya da yapılana kadar denemek ile yapmak arasındaki farktır. Öz güven, kaybettiğimizde dahi devam etmemize yardımcı olur. O sehpanın üstündeki kitabın adı "Bir Dünya Hayal Ediyorum" idi ve ben bugün devrimci öz güvenin en iddialı hayallerimizi gerçeğe dönüştürmeye yardımcı olduğu bir dünyayı hayal ediyorum. ...

En Kullanışlı Bilgisayarın Defosu – Yapay Zeka

Yoğun şekilde yaptığımız zeka gerektiren bir iş olabilir. Ama örneğin 3-4 yıl o işi yapmadıysak bir sürprizle karşılaşabiliriz. Beyin hatırlamakta büyük sorunlar yaşar. Artık eskisi kadar seri olamaz. Peki neden. Sinir örgüsü canlıdır. Yani sürekli değişir. Kullanılmayan örgüdeki sinir hücreleri, bağlantıları yavaş yavaş koparır. O an güncel olarak kullanılan başka örgülere bağlantı olur. Artık o gün yoğunlaşılan şey için kullanılmaya başlar. Sonuç olarak gayet iyi olunulan bir iş bırakıldığında ve üstünden 3-4 yıl geçtiğinde artık o beyin o işte eski verimini sağlayamayabilir. Kayıtlı olan iş bilgisi, iş örgüsü uçmuştur. İşte sinir örgüsü kullanan bilgisayarların en büyük defosu bu olabilir. Oysa sinir örgüsü kullanmayan sıradan bilgisayarlar öyle mi! Bir videoyu, ya da bir “nasıl yapılır” bilgisini kaydedersin. Üzerinden yıllar geçer. Sonra o bilgiye yeniden ulaşmak istersin. Ve o bilgi oradadır. Sabit duruyordur. Araba plakası okumayı öğrenmiş sinir örgüsü kullanan bir yazılım...

Okyanus Kıyısı - Söz

Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum; ama ben kendimi yalnız, henüz keşfedilmemiş gerçeklerle dolu bir okyanusun kıyısında oynayan, düzgün bir çakıl taşı ya da güzel bir deniz kabuğu bulduğunda sevinen bir oğlan gibi görüyorum, büyük hakikat okyanusu benden önce keşfedilmeden uzanırken. Isaac Newton Sözün Orijinali: I do not know what I may appear to the world, but to myself I seem to have been only like a boy playing on the sea-shore, and diverting myself in now and then finding a smoother pebble or a prettier shell than ordinary, whilst the great ocean of truth lay all undiscovered before me.

Konuşmak - Sahne

Kralın belki de en önemli görevi radyodan halka seslenmektir. Zaten diğer her şeyi hükumet yapmaktadır. Albert, krallık görevinin kendisine kalmasından korkmaktadır. Abisinin kral olacağını umut etmektedir. Ama abisi krallık geleneklerine pek uygun davranabilecek gibi görünmemektedir. Ne yazık ki sonunda bu görev Albert'e kalır. Korktuğu başına gelmiştir. :-) Albert: ... Taç giyme töreni. Bu daha da büyük bir hata olur. Ben kral değilim. ... Eşi: Biliyor musun, ilk iki evlilik teklifini ret etmemin nedeni seni sevmemek değildi hayatım. Kraliyet hayatına katlanamayacağımı düşünmekti. Geziler ve kamu işlerinden ibaret olacak bir hayat. Bu fikre dayanamıyorum. Artık bana ait olmayacak bir hayat yani. Ama sonra düşündüm. O kadar güzel kekeliyorki, bizi rahat bırakırlar dedim. :-) (Eşi, krallık geleneklerinin kısıtlayıcı havasından kaçınmaktadır. Bu nedenle “öyle güzel kekeliyordundunki, krallık görevi nasıl olsa abine kalır, biz de rahat bir hayat süreriz sanmıştım” de...

Maymun Davası - Sahne

Oldukça muhafazakar olan Hillsboro'da Evrim Teorisi'nden bahseden öğretmen tutuklanmıştır. Diğer eyaletlerin basını alaycıdır. Eyaletin ileri gelenleri toplanır. Oldukça mantıklı konuşur bankacı. Önemli olan, bir konuya bir okulda tarafsız şekilde değinilebilmesidir. :-) Film, 1925'te Amerika'da yaşanmış gerçek bir olaya dayanmaktadır. Elbette böyle bir davadan tüm Amerika haberdar olur. Öğretmeni savunmak için sonunda tanınmış bir avukat eyalete gelir. Mahkeme avukata para cezası verir. Ama beklenmedik bir şey olur. Avukatın kefaletini yerel halktan bir çiftçi ve bankacı ödemek ister. Muhafazakar bir eyalette bile şaşırtan aykırı kişiler çıkabilmektedir. :-)

Evrendeki Diğer Uygarlıklar Neredeler? - Alıntı

Yine de, mekanik teknolojiden Tekilliğin engin zekâ ve iletişim patlamasına ilerlemek için yalnızca birkaç yüzyıl yeterliyse, SETI'nin varsayımına göre ışık küremizde, teknolojileri bizimkinden düşleyemeyeceğimiz kadar ileride olan milyarlarca (gökadamızda da binlerce ya da milyonlarca) uygarlığın olması gerekir. SETI projesiyle ilgili en azından kimi tartışmalarda, diğer alanlara da yayılmış olan aynı doğrusal düşünme biçimiyle, uygarlıkların bizim teknoloji düzeyimize erişeceği ve o noktadan sonra milyonlarca değilse bile binlerce yılda yavaş yavaş ilerleyeceği varsayımlarını görüyoruz. Ancak radyoyla başlayan ilk kıpırtılardan, salt bir II. tip uygarlığın ötesine geçen güçlere sıçranması yalnızca birkaç yüz yıl sürmektedir. Yani bu durumda, göklerin akıllı yayınlarla ışıl ışıl parlaması gerekirdi. Ama gökyüzü oldukça sakin. Evreni bu kadar sessiz bulmamız çok tuhaf ve ilginç. 1950 yılının yazında Enrico Fermi'nin sormuş olduğu gibi: “Herkes nerede?” Yeterince ileri bir u...

Bir Pencere - Alıntı

Ön Açıklama: İnsanlar telefonlarını ellerine alıyorlar. Ve içlerine kapanıyorlar. Sosyal hayattan kopuyorlar. Oysa orası gerçek yaşam değildir! Bu düşünce aslında yanlıştır. Telefonda daha doğrusu internette kafa dengi insanları bulmak daha kolaydır, iletişimi sürdürmek daha rahattır. Yani gerçek yaşam, mekan bağımsız sürmektedir. Evet durum, diğer bir pencereyi kullanmaktır sadece. Beynin, yakın çevresi için göz penceresini kullanmasından farkı yoktur! Artık (bilincimin) bir bölümü internette yaşamaktadır ve sanki hep orada kalmış gibidir. ... Bir öğrencinin önünde kitabı açıktır. Televizyon sesi kapalı çalışır. ... Kulaklıktan müzik sesi gelir... ekranda bir ödev penceresi, bir e-posta ve bir anlık ileti programı penceresi ... Aynı anda birçok işi yürüten öğrenci, çevrimiçi dünyayı yüz yüze dünyaya yeğlemektedir. “Gerçek yaşam,” dedi, “yalnızca bir adet daha penceredir.” —Christine Boese, MIT profesörü Sherry Turkle'ın bulgularını bildiren yazısı