Kayıtlar

yapay sinir ağları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bilinç Nedir ki Zaten? - Alıntı

Sonra, bir de, bilinçlenmekten doğan sorun var. Sanıyorum, bundan ötürü, Tanrı var sayılıyor; bir başka deyişle, bilinçlenme nasıl var olmuştur? Ve gerçekten de bilinçlenmenin evrimi hakkında ayrıntıları bilmiyoruz ama genişçe bir taramadan geçirebiliriz. Bu konu gelecekteki nöroloji biliminin ajandasındadır. Ama örneğin şunu biliyoruz ki bir toprak kurdu Y harfi şeklindeki bir cam boruya sokulup çatalın sağ ucuna elektrik şoku verilip, sol ucuna da yem konursa hemencecik çatalın sol ucuna yönlenmeyi öğreniyor. Kurtçuğun bilinci mi var diyeceğiz, eğer birkaç deneyden sonra şaşmaz biçimde yemin nerede ve elektrik şokunun nerede olduğunu biliyorsa? Eğer kurtçuk bilince sahipse bir protozoa da bilince sahip olabilir mi? Birçok fototropik mikroorganizma ışığa yönlenmeyi biliyorlar. Nerede ışık olduğuna dair bir çeşit içsel algılama yatkınlığı var ve hiç kimse onlara ışığa gitmenin iyi olduğunu öğretmedi. O bilgi onların kalıtım malzemelerinde mevcuttu. Onların genlerinde ve kromozomlarınd...

Paket Yapay Sinir Ağı - Yapay Zeka - Alıntı

Bu nedenle, çocuklar çevrelerindeki varlıkları (anne baba, ev hayvanları, televizyon gibi) taklit etme yoluyla öğrendikleri halde, boş birer levha değildir. Bebeklerin çıkardıkları tipik sesleri düşünün. Sağır bebekler, işitebilen bebeklerle aynı sesleri çıkarır; farklı ülkelerde yaşayan bebeklerin çıkardıkları sesler ise, birbirinden çok farklı dillere maruz kalsalar da benzerdir. Buradan, bu ilk bebek ‘konuşmalarının’, insanlarda önceden programlanmış bir özellik olarak kalıtıldığını anlıyoruz. Bir başka önceden programlama örneği, “zihin okuma” adını verdiğimiz sistemdir. Bu sistem, başka insanların gözlerindeki hareket ve bakış yönünden, onların ne istediği, ne bildiği ve neye inandığıyla ilgili çıkarımlarda bulunmamızı sağlayan bir düzenek grubunu içerir. Sözgelimi, biri tutup da aniden sol omzunuzun üzerinden ileriye bakarsa, arkanızda ilginç bir şeyler olup bittiğini tahmin etmekte gecikmezsiniz. Bu bakış okuma sistemi, bebekliğin erken dönemlerinde bile tümüyle yerine oturm...

Özgür İrade - Alıntı

“Ama insanlar et ve kandan, robotlarsa başka malzemelerden yapılıyor, başka insanlar benimle aynı model yaratıklar olduğundan benzer deneyimlere sahip olmamız doğal, robotlar öyle değil ki!” mi dediniz? Gelin bir düşünce deneyi yapalım. Önce her şeyin beyinde olup bittiği konusunda anlaşalım. Bedenimizin başka yerlerindeki gelişmeler hakkındaki bilgiler beyne sinir hücreleri yoluyla ulaştıktan sonra duyumsanabiliyor. Bacağı kesilen kişilerin artık varolmayan ayaklarının ağrımasından şikâyet ettiği “hayalet uzuv” sendromu, esas gösterinin sahnelendiği organın beyin olduğunu gösteren ünlü bir örnektir, Önceki sayfalarda söz ettiğimiz gibi, tek bir sinir hücresinin, hesaplama gücü kısıtlı bir işlemci olduğunu düşünüyoruz. Herhalde bir uzay mekiğinden daha karmaşık olamaz, değil mi? Her ne kadarsa, düşünce deneyimizde teknolojideki gelişmeler sonucu insan sinir hücrelerinin eşlerinin başka malzemelerden (mesela şimdilerde bilgisayar ve robot inşa ederken kullandıklarımızdan) imal...

Yapay Sinir Ağlarının Sakıncaları

Vikipedi'de “Yapay sinir ağları” maddesi altında şu tespitler geçmektedir. Yapay sinir ağlarının üstünlüklerinin yanı sıra bazı sakıncaları da vardır. Bu sakıncalar şu şekilde listelenebilir: Sistem içerisinde ne olduğu bilinemez. Bazı ağlar hariç kararlılık analizleri yapılamaz. Farklı sistemlere uygulanması zor olabilir. Peki bu tespitler ne anlama geliyor. Bu tür sakıncalar beklenmedik şeyler midir! Bu tespitleri şöyle açıklayalım: Sistem içerisinde ne olduğu bilinemez: Yapay sinir ağı içerisinde ne olduğu bilinemez. Neyi neye bağladığı kestirilemez. Bir insanın kafasından ne geçtiği de bilinemez. Hatta o insanın kendisi bile kafasında olup biten her şeyi kestiremez. Yaptıkça aklına gelir. Belleğin nasıl bağlantılarla oluşturulup, birbirlerini hangi bağlantılarla çağırdığını keşfetmek zordur. Bazı ağlar hariç kararlılık analizleri yapılamaz: Yapay sinir ağları her zaman en iyi sonucu vermeyebilir. Ne kadar kararlı olduğu bilinemez. Örneğin Google Transl...

Sahne: Uygulamayı Eğitmek

Jian Yang bir yemek sınıflandırıcı geliştirir. Çekilen resimdeki yemeği tanımaktadır. Bu uygulama örneğin bir çevrim içi yemek şirketinin oldukça işine yarayabilir. Şirkettekiler hemen hayallere kapılır. Jian Yang'e övgü düzerler. Zengin olacaklardır artık. :-) Ama daha 2. resimde hayal kırıklığına uğrarlar. Bu sefer hemen Jian Yang'i saçma sapan şeylerle uğraşmakla suçlarlar. :-) Aslında uygulamanın sadece eğitilmesi gereklidir. Yapay sinir ağı temellidir. İnternetten binlerce yemek fotoğrafı yüklenip tanıtılmalıdır. Sonunda her yemeği tanıyabilecek birikime sahip olacaktır. Tıpkı insanın beyninin bir şeyi daha iyi anlayabilmek için alıştırma yapması gibi. Elbette şirkette kimse, bu tekrarlı tekdüze işle uğraşmak istemez. Neyse, sonunda işi Stanford'da öğrencilere yaptırmak isterler. Ama işler bekledikleri gibi gelişmez. :-) Öğrenci: Fikriniz çok basitti. Bir toplantı esnasında odada aklınıza gelmiş gibiydi sanki. Öğrenci2: Coleman Blair'den Garrett...

Sebastian Thrun ve Chris Anderson: Kendini programlayan yeni nesil bilgisayarlar

Google'da Sürücüsüz Araç ekibini kuran Sebastian Thrun ile sohbet. “Yakın zamanda Google'nin kazandığı AlphaGo çok iyi bir örnek. Normalde, oyun oynamada, tüm kuralları oturup yazardınız ama AlphaGo konusunda, sistem bir milyon oyunu inceledi ve kendi kurallarını üreterek Go dünya şampiyonunu yendi. Bu heyecan verici bir şey çünkü böylece yazılım mühendisi çok zeki olması gerektiği düşünmüyor ve yükü veriye yüklüyor.” “ST: Yani, çocukları nasıl yetiştirdiğinizi düşünün. İlk 18 yıl, çocuğa her olasılık için bir kural vererek özgür bırakayım da o da bu büyük programla yaşasın demezsiniz. Tökezlerler, düşerler, kalkarlar, yanağa veya popoya şaplak yerler ve olumlu bir deneyim yaşar, okulda iyi notlar alır ve olayları kendileri hallederler. Şimdi bilgisayarlarla da olan bu. Böylece bilgisayar programlama birden çok daha kolay bir hâl aldı. Artık düşünmemiz gerekmiyor. Sadece onlara yığınla veri veriyoruz.” “Ve burada ilginç olan şey, çok uzun zaman önc...