Einstein etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Einstein etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2025 Pazartesi

Nihai Fizik Kanunu - Bilim

Nihai fizik kanunları var mı. Her şeye neden olan temel bir fizik yasası var mı! Newton Fiziğine göre kütleli cisimler birbirine kuvvet uygular, hareketlerine neden olur. Bu yasa ilk keşfedildiği dönemde, insanlar onun nihai kanun olduğunu düşündü. Birkaç yüzyıl sonra Genel Görelilik Teorisi keşfedildi. Bu teori hareketleri yerçekimi kuvvetine göre açıklamıyor! Kütle ve enerji, uzay-zamanı "eğip bükerek" değiştirir. Cisimler, bu eğilmiş uzay-zamanın içinde "doğal yollarını" izlerler. Genel Görelilik Newton Fiziğinden daha doğru sonuçlar veriyor. Sanki Genel Görelilik nihai bir yasadır. Ama onun da Kuantum Mekaniğiyle uyumsuz olduğu fark edildi. Kuantum dünyasında, bir parçacığın tam konumu ya da durumu hakkında kesin bilgiye sahip olunamıyor. Bunun yerine, bir parçacığın olasılıklarıyla ilgilenilir. Örneğin, bir elektronun bir yeri kesinlikle belirli değildir, ancak onun olabileceği yerler, bir olasılık dalgası olarak tanımlanabilir. Temele inildikçe yeni nedenler fark ediliyor. Belirsizlik artıyor. Nihai fizik kanunu yok görünüyor. Muhtemelen keşfedilebilecek tam kesinliği olan bir temel fizik yasası yok.


Doğa kanunlarının oldukları gibi olması için bir mekanizmaya ya da bir oluşuma gerek yoktur. Hemen her şey olabilirler. Bugün elimizde bir çokevren manzarasının ayrıntılı niteliklerini açıklayan temel bir kuramımız olmadığından söyleyemiyoruz. (Yine de adil olmak gerekirse, olasılıkları hesaplama konusunda bilimsel bir ilerleme sağlayabilmek için genellikle kuantum mekaniği gibi bazı özelliklerin bütün olasılıklara nüfuz ettiğini varsayarız. Bu fikri bir kenara bırakmanın bir yararı olup olmayacağına dair hiçbir fikrim yok, en azından bu bakımdan bildiğim üretken bir çalışma yok.)

Aslında temel bir kuram da olmayabilir. Her ne kadar böyle bir kuram olduğunu, bir gün bu kuramın keşfedilmesine katkım olabileceğini umduğum için fizikçi olduysam da, biraz önce üzüntüyle söylediğim gibi bu umut yersiz olabilir. Richard Feynman'ın bu kitabın giriş bölümünü başlatan sözden önce gelen, önceden kısaca özetlediğim ifadesinde teselli buluyorum; burada bu ifadeleri eksiksiz olarak sunmak istiyorum:

"İnsanlar bana 'Nihai fizik kanunlarını mı arıyorsun?' diye soruyorlar. Hayır aramıyorum. Ben sadece dünya hakkında daha fazla şey bulmaya çalışıyorum, her şeyi açıklayan basit bir nihai kanun olduğu anlaşılırsa, olsun tamam. Bunu keşfetmek çok hoş olurdu. Milyonlarca katmanı olan bir soğan gibi olduğu anlaşılırsa, bizler de o katmanlara bakmaktan yorulmuş, bezmişsek, o zaman öyledir... Benim bilime duyduğum ilgi sadece dünya hakkında daha fazlasını bulmaktan ileri geliyor, daha fazlasını buldukça daha iyileşiyor. Bulmayı seviyorum."

Bu argümanı daha ileriye, bu kitabın özündeki argümanlar açısından da açılımları olan farklı bir yöne taşımak mümkündür. Tartışılmış tiplerden herhangi birindeki bir çokevrende, içinde "hiçbir şey"in olmadığı, potansiyel olarak sonsuz derecede büyük ya da son derece küçük sonsuz sayıda bölge, ayrıca "bir şey"in olduğu bölgeler olabilir. Bu durumda neden hiçbir şey olmayacağına bir şey var sorusunun cevabı neredeyse banal bir hal alır: Bir şey vardır, çünkü eğer hiçbir şey olmasaydı, kendimizi burada yaşarken bulamazdık!

Asırlar boyunca bu kadar derin görünmüş bir soruya verilen böyle eften püften bir cevapta gizli olan hayal kırıklığını anlayabiliyorum. Ama bilim bize derin ya da eften püften bir şeyin ilk bakışta varsayabileceğimiz şeyden ciddi biçimde farklı olabileceğini söyler.

Evren bizim vasat hayal gücümüzün bekleyebileceğinden çok daha tuhaf ve çok daha zengindir, çok daha harika bir tuhaflığı vardır. Modern kozmoloji bizi bir asır önce formüle edilmesi mümkün olmayan fikirleri değerlendirmeye getirmiştir. Yirminci ve yirmi birinci yüzyılın büyük keşifleri, içinde iş gördüğümüz dünyayı değiştirmekle kalmamış, burnumuzun dibinde var olan ya da var olabilecek dünyayı (ya da dünyaları), biz arama cesaretini gösterinceye kadar gizli kalan gerçekliği anlayışımızda da devrim yaratmıştır.

Alıntı: Hiç Yoktan Bir Evren - Lawrence M. Krauss

1 Nisan 2019 Pazartesi

Makalede Albert'in Adı Vardır, Sadece - Belgeselden


Albert: ...Bunu benim için ispatlar mısın?
Mileva: Senin sekreterin miyim!
Öyle mi?
Albert: Hayır, tabiiki değilsin bebeğim.
Sen benim ortağımsın.

Komite Temsilcisi: Radyasyon fenomeni araştırmasına katkılarınızdan dolayı
fizik alanında 1903 Nobel ödülü size verilecek.
İçtenlikle tebrik ederim Pierre.
Pierre: Ödül karıma da verilecek mi?
KT: Pierre, Madam Curie'nin değerli bir asistan olduğunu hepimiz biliyoruz.
Ama Radyum elementinin keşfedilmesinden senin icat ettiğin aletler sorumlu.
Pierre: Hayır. Hayır, aletler keşif yapmaz doktor. İnsanlar yapar.
Madam Curie ve ben ortağız.
Yanımda karımı da onurlandırmayacaklarsa ödül kabul etmeyeceğimi
Nobel komitesine bildirin lütfen.

Mileva: ...Michelle'ye teşekkür etmişsin!
Albert: Tabiiki ona teşekkür ettim. Tavsiyesinin çok yardımı oldu.
Mileva: Ama ben çok sayıda makalede sana yardım ettim,
bu da dahil.
Albert: Tabiiki ettin.
Mileva: Ama adımı hiçbirine koymayı düşünmedin!
Albert. A. Herhalde hiç aklıma gelmedi.
Mileva: Hayır. Geldiğini sanmıyorum!
Albert: Çünkü bana göre ikimiz biriz.
Bu bizim soyadımız.
Einstein, bir taş.
Bu makale, her makale ikimize ait.
Sen olmasaydın hiçbirini yapamazdım, biliyorsun.
Mileva: Başka kimse bilmiyor!

Fakültedeki tek bayan olabilmiştir Mileva. Kendisiyle yarışabilecek kadar fizik bilgisine sahip olduğundan, Albert fazlasıyla etkilenir. Sonraları evlenirler. İlerleyen yıllarda, uzun süre taktığı görelilik teorisini iyice olgunlaştırır Albert. İspatını, matematiksel ifadesini ise Mileva'dan bekler. Teoriyi Mileva tamamlar aslında. Ama Albert, makalede hiçbir atıf yapmaz Mileva'ya. Pierre Curie Polonyum'u keşfetti. Polonyum, Uranyum'un radyoaktif bozunmasından ortaya çıkan yeni bir radyoektif elementti. Radyoaktif fenomeni araştırmasına katkısından dolayı Nobel ödülüne layık görülmüştür. Pierre Curie, radyaktif fenomeni üzerinde birlikte çalıştığı eşi Marie Curie'yle Nobel ödülünün paylaştırılmayacağı takdirde ödülü kabul etmeyeceğini komiteye iletir. Bu iki durum arasındaki karşıtlığa dikkat çekmek için, belgeselde, durumlar art arda sahneleştirilmiş.

Not: Murat Şen ses veriyor Albert Einstein'a.

24 Mayıs 2017 Çarşamba

Sahne: Sadece İşi


Sahne: Sadece İşi paylaşan: okanozcelik
Pauline:
Şimdi. Kilerinizi doldurmak için pazara gidelim mi, ne dersin?
Mileva:
Aa. çok cömertsiniz ama maalesef kütüphaneye gitmem gerek.
Birkaç saatliğine Hans'a bakabilirsiniz diye umuyordum...
Pauline:
Ama ben daha yeni geldim.
Mileva:
Evet, ama Albert'le önemli bir makaleyi bitiriyoruz!
Pauline:
Mileva, hayatım...
Albert'imin yardımına ihtiyaç duymadığı tek bir konu varsa,
o da bilimdir.
Ama hayatının geri kalanında çok çaresizdir! :-)
Ne kadar şanslı ki, bir karısı var.

21 Ekim 2010 Perşembe

Newton Teorimini Yanlışlamak - Sahne


Savaş bilimi de bölmüştür. İngiliz bilimciler, Newton'u yanlışlayan bir Alman bilimcinin kuramını itici bulurlar. Ama Arthur Eddington kuramı ölçmeye çok isteklidir. Newton'un öngöresine göre gezegenlerin yörüngesi doğru çıkmaktadır. Sadece Merkür, bir kıl inceliğinde de olsa yanlış konumdadır. Arthur, Einstein'e mektup yazar ve kendi kuramına göre Merkür'ün nerede olması gerektiğini sorar. Einstein kuramını matematiksel olarak da ifade edebilmek için Max Planck'tan yardım ister...
Max: Sonuca ulaşırsak nerede yayımlayacağız?
Albert: Ulaşırsak mı? Ne oldu sana böyle? Ulaşırsakmış.

Albert: Yardımına ihtiyacım var.
Max: Ne ile ilgili?
Albert: Merkür ve matematikle.
...
Max: Sonuca ulaşırsak...
...nerede yayımlayacağız?
Albert: Ulaşırsak mı?
Ne oldu sana böyle?
Albert: Ulaşırsakmış.
Max: Sana çok ciddi bir soru sorabilir miyim?
Max: Ya Tanrı sana yanıldığını söyleseydi?
Sana; "Uğraşma. Newton haklı." deseydi?
Albert: O zaman Tanrı'ya bu bakış açısından
dolayı teşekkür ederdim,...
...birbirimizle ters düştüğümüzü
kabul ederdik...
...ve kendimi Tanrı için daha çok
üzülür bir durumda hissederdim.
Max: Peki Tanrı'ya inanıyor musun?
Albert: Kendi hayatlarımıza yaptığımız şeyin iradesine
sahip olan bir Tanrı tasavvur edemiyorum.
Max: Peki ya ölümden sonraki yaşam?
Albert: Aynı şekilde kendi fiziksel ölümünün baki
kalacağını düşünen bir ferdi de tasavvur edemiyorum.
Albert: İşte Merkür'ün yörüngesi
ile ilgili çözümümüz.
Max: Ve muhtemelen Newton'ı
yanlışlamak için attığın ilk adım.