aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2026 Pazar

Rekabet - Sosyoloji

 

Eskiden Duke Üniversitesi'nde jeoloji/dünya ve okyanus bilimleri profesörlüğü yapan Stuart Rojstaczer, Amerikan üniversitelerindeki not şişirme temayülü üzerine kapsamlı ve uzun soluklu bir analiz yürüttü. Vietnam döneminde en yaygın not C iken, şimdi A olması gibisinden akla durgunluk veren not verme gerçeklerini ortaya koydu. Evet, yanlış okumadınız. Herkes başarılı. Herkes birinci. Herkes madalyona layık. İnanması güç ama bazı önde gelen işletme okulları, hukuk ve tıp fakülteleri standart harf notu sistemini bir kenara bırakıp "kaldı-geçti" tipi sistemlere odaklanmaya başladı. Mezunu olduğum Cornell Üniversitesi'nde öğrenciler bir not gizliliği politikası yürürlüğe sokmuş durumda. İnsan kaynakları uzmanları Cornell öğrencilerine notlarını soramıyor, Cornell öğrencileri de tam zamanlı bir iş teklifi alana değin notlarını ifşa etme yükümlülüğü taşımıyorlar.

İnsanlar hem işbirlikçi hem de rekabetçi canlılardır ve bir avuç uyumsuz genç, profesyonel bir futbol takımı ya da askeri bir kurum fark etmeksizin bütün gruplar net hiyerarşiler tesis eder. İnsanlar herkesin birbirinden farksız ve eşit olduğu işçi arılar değildir. Harvardlı böcekbilimci ve evrimsel biyolog E. O. Wilson, sosyalizm üzerine söylediği "Harika fikir. Yanlış canlı türü" sözüyle ünlenmişti. İnsan doğasının hatalı bir kavrayışına bina edilen her sistem başarısızlığa mahkumdur. Temel hedefi insanların kırılgan özgüvenlerini rekabetin şerrinden korumak olan bir toplum inşa etmek yalnızca zayıf, şımarık ve kayıtsız bir toplum meydana getirir. Hayat kaçınılmaz bir şekilde rekabetçidir. Toplum kaçınılmaz bir şekilde hiyerarşiktir. Kimsenin hislerinin incinmediği ütopik bir toplum tahayyülünün peşine düşmenin kimseye bir faydası yoktur.

Alıntı: Toksik Zihin: Bulaşıcı Fikirler Sağduyuyu Nasıl Öldürüyor - Gad Saad

(Not: Bu alıntı, Gad Saad’ın belirli bir düşünsel çerçevesini yansıtmaktadır; ancak Gad Saad’ın diğer görüşleri bu blogun genel editoryal yaklaşımını temsil etmeyebilir.)

Sosyalizm gibi romantik ideolojilerden bahsetmek akla ister istemez aşkı da getiriyor. İnsanlar aşka romantik anlamlar yüklerler; şiirler yazar, şarkılar söyler, hikâyeler anlatır. Kadının güzelliği; gençliğinin, doğurganlığının ve sağlıklı genlerinin olduğunun bir göstergesidir. Erkekler böyle kadınlara aşık olma eğilimindedir. Kadın ise kendisini güçlü olan erkeğe teslim eder; çünkü onun yanında kendisini güvende hisseder. Böylece çocuklarını büyütebileceği güvenli ortamı sağlamış olur. Güçlü erkek günümüzde iyi geliri olan erkek anlamına gelir ya da hiyerarşide üst sınıfa dahil olan erkek anlamına gelir. Erkekler seçenekleri arasında daha güzel kadını elde etmeye çalışırlar. Kadınlar da seçenekleri arasında daha güçlü olan erkeği elde etmeye çalışırlar. Aşk borsasında hayal kırıklığına uğratmayacak insana yatırım yapılır. Yani aşk da aslında rekabetin kapsamındadır; romantikliğinin temelinde rekabet gizlidir. Normal olan da budur zaten.☺

29 Mart 2023 Çarşamba

Aşkın Romantikliği

Bazı duygusal ve toplumsal özellikler, erkekleri kadınların gözünde daha çekici kılar. D. M. Buss’ın 37 kültürü kapsayan, 10.000’den fazla kişinin katıldığı, insanların çiftleşme tercihlerinde cinsiyetler arasındaki farklılıkları konu alan araştırmasına göre, mali kaynakların, güç ve zenginliğin büyük önemi vardır. Buss’ın araştırmasına göre, kadınlar maddi imkanlara erkeklerden daha fazla (yüzde 100 daha fazla) değer verir. Buss, erkeğin yavrulara sağlayabileceği kaynakların bir göstergesi olduğundan zenginliğin kadınlarca değerli bulunabileceğini de sözlerine çabucak eklemiş, böylece bu bulgunun kulağa kinik bir erkek şovenizmi gibi gelmesinin önüne geçmeye çalışmıştır. Kaynakların yönetimi doğrudan statüye bağlı olduğundan, kadınların toplumsal statüsü yüksek erkekleri çekici bulması o kadar da şaşırtıcı değildir.

Kabul etmem gerekir ki, Buss’ın tartışmalı bulgularını ilk okuduğumda, vardığı sonuçları rahatsız edici bulmuştum. Buss’ın 1989’da, araştırmasının yayınlandığı tarihte bulguladığı türde ayrılıklarla, yani kadınlar ile erkeklerin düzgünce birbirinden ayrılmasıyla, yirmi birinci yüzyılın ilk yarısında başımız o kadar hoş değil. Cinsiyetler arası ilişki meselesinde o zamandan bu zamana köprünün altından çok su aktı. Ayrıca, Buss’ın evrimci bir bakış açısıyla yazdığını da hesaba katmak gerek. Buss’ın araştırmasının başlığı “İnsanların çiftleşme tercihlerinde cinsiyetler arasındaki farklılıklar: 37 kültürde test edilen evrimci varsayımlar”dı.

Bu yüzden, etkenleri okurken kadınlar kadar erkeklerin de tercihleri açısından önemli olduğunu belirteceğim, Batı kültüründe evrimci gelişme açısından önemli roller oynayan etkenlerin bugün insan davranışlarını pek etkilememiş olabileceğini akılda tutmak önemlidir. Örneğin pek azımız bir eş seçerken birkaç olası tercih arasından hangisinin genetik olarak en avantajlı olduğunu düşünmeye zaman harcarız. Oysa evrim kuramcıları, bu gibi tercihleri bilinçdışı bir biçimde her zaman yaptığımızı ileri sürer. Dolayısıyla, bir kadın ya da bir erkek, fiziksel ya da zihinsel belli donanımlara sahip bir eşi tercih ettiğinde, bilmeden, hayatta kalma ve başarılı olma şansını artırmaya elverişli genetik özellikleri tercih ediyor olabilir.

Bazı eş tercihleri hem kadınlarda hem erkeklerde ortaktır. Vücudun her iki yanında da bulunan organlar (kulaklar, eller, kollar, ayaklar) açısından simetri çekicidir, çünkü (yine evrimden bahsediyoruz) rahmin iyi geliştiğini, travmadan uzak bir doğumu, iyi beslenmeyi, hastalıklardan uzak olunduğunu yansıtırlar. Asimetri, genetik ya da çevresel anormallikler sonucu normal gelişimin sekteye uğradığını düşündürür. Yukarıda bahsettiğimiz diğer evrimci kriterler açısından olduğu gibi, bu süreç de bilinçli bir farkındalığın dışında gelişir. Birçok okurun, müstakbel eşlerini kulakları, elleri ya da ayaklarının simetrisi bakımından bilinçli bir karşılaştırmaya tabi tuttuklarını hatırlayabileceklerinden yana kuşkuluyum. Ancak istatistikler, bilinçsiz de olsa kıyaslamalar yapıldığını gösterir. Ortalama olarak bakıldığında, daha simetrik erkekler arasında ömür boyu eş olarak seçilenler daha fazladır, muhtemelen bu da erkeklerin simetrilerinin daha yüksek düzeylerde olmasının kadınların gözünde daha çekici bulunduğunu yansıtır.

Eş seçimini evrimci ilkelere göre açıklamanın zayıf yönlerinden bir diğeri de, biyolojimizin hayatlarımızın farklı aşamalarında farklı tercihlere yönelebilecek olmasıdır. Gençlikte tutkuyla kapılabilir, romantik aşk ve seksten daha fazla etkilenebiliriz; daha sonraları kariyerimizde ilerlememizi, maddi birikim yapıp aile geçindirmemizi sağlayacak daha istikrarlı bir ilişki isteyebiliriz; daha da sonraları ahbaplığa ve entelektüel ilgilerimizi paylaşmaya daha fazla ilgi duyabiliriz. “Aceleyle evlenirsen boş zamanlarında pişmanlık duyarsın,” sözü, tutkular tükenip bittiğinde, iş meslekte ilerlemeye, çocukları yetiştirmeye ya da entelektüel ve duygusal olarak doyurucu bir arkadaş olmaya geldiğinde, insanın eşinin yeterli olmadığını görebileceğini anlatan bir aforizmadır. Dolayısıyla, hayatın farklı aşamalarında farklı etkenler eş seçimini etkilemekle kalmaz, bu etkenler kısa vadeli ilişkilere karşılık uzun vadeli ilişkiler kurmakta da mutlaka birbirine eşit değerde de değildir.

Alıntı: Akıl Kullanma Kılavuzu


Kadınlar mali kaynağı iyi olan erkeklere aşık olma eğilimindedir. Bu, doğacak bebeğin konforunu sağlayabilme öngörüsüyle örtüşür, farkında olunsun ya da olunmasın. Bu tür etkenlerin 1000 yıl öncesi kadar güçlü olmasa bile Batı kültüründe de hâlâ sürmesi şaşırtıcı olmaz. :-)

Eli yüzü düzgün-simetrik insanları seçme eğilimi de sürmektedir. Bunlar, travmadan uzak bir doğumu, iyi beslenildiğini, hastalıklardan uzak olunduğunu yansıtırlar. Üstelik onların doğacak çocuklarının da eli yüzü düzgün-simetrik olma olasılığı yüksektir. O çocuklar büyüdüklerinde eş bulmaları daha kolay olacaktır. Böylece bunu sağlayan genler geleceğe sürekli aktarılır. Bir kadın ya da bir erkek, fiziksel ya da zihinsel belli donanımlara sahip bir eşi tercih ettiğinde, bilmeden, hayatta kalma ve başarılı olma şansını artırmaya elverişli genetik özellikleri tercih ediyor olabilir. :-)

Kadınların yüksek statüdeki erkeklere aşık olması, alıntıda anlatılan nedenlerden dolayı doğal bir davranıştır. Aslında benzer durum erkeklerde de vardır. Bir erkeğin, mali durumu kendisinden daha iyi olan bir kadını kendisine aşık edebilmesi gerçekçi değildir. Doğru. Ama erkekler de, yüksek statüdeki insanlara yakın durmayı isterler. Mesela siyasette filan bu durum sıkça gözlemlenebilir.

Tüm bunlar, genel eğilimleri açıklamaktadır. Bu eğilimlerden farklı davranan insanlar olabilir. Ama sayıları oldukça az olacaktır.

14 Şubat 2019 Perşembe

Onun Samantha'sı - Sahne


Theodore bir yıldır görmediği eski eşiyle buluşur. Artık boşanma belgelerini imzalamaya hazırdır, yeni sevgilisi Samantha'dan aldığı cesaretle.

Eski Eşi: Peki görüştüğün biri var mı?
Theodore: Evet, son birkaç aydır birisiyle beraberim.
Ayrıldığımızdan beri başka biri olmamıştı.
EE: Seni olumlu etkilemiş.
T: Teşekkür ederim. Evet, evet iyiyim.
En azından daha iyiyim
Evet bana gerçekten faydası oldu.
Ve, hayata heyecanlı bakan biriyle olmak son derece güzel!
...
EE: Peki nasıl biri?
T: Onun adı Samantha. Kendisi bir işletim sistemi.
Çok karmaşık ve ilginç biri. Ve her konuda..
EE: Bir dakika. Affedersin.
Sen bilgisayarınla mı çıkıyorsun!
T: Hayır, bak. O sadece bir bilgisayar değil.
Bir kişiliği var!
Yani, istediğim şeyleri yapmaktan ibaret değil. :-)
EE: Öyle bir şey söylemedim.
Sadece yaşaman gereken gerçek hisleri kaldıramamana üzüldüm Theodore.
T: Bunlar gerçek hisler!
Sen nereden bileceksinki!
EE: Neyi.
Söyle hadi. Ben bu kadar korkunç biri miyim. Söyle.
Neyi nereden bileceğim!
Garson: Burada her şey yolunda mı?
EE: Evet, iyiyiz. Evliydik. Ama benimle baş edemedi.
Sayesinde depresyona girdim.
Şimdi de leptopuna aşık olmuş.
T: Bakın konuşmayı baştan duysaydınız, söylemeye çalıştığım şu...
EE: Her zaman hayatın gerçekleriyle uğraşmanı gerektirmeyecek
bir eşin olsun istemiştin. Sonunda böyle birini bulmana sevindim. :-)
Harika!

Theodore Element Yazılım'ın reklamından etkilenir. OS1 İşletim Sistemini satın alır. Bilgisayarına kurar. Bu, ilk bilinçli işletim sistemidir. Neredeyse insan kadar zekidir. Üstelik kullanıcısını daha iyi anlasın diye duyguları da vardır.

İşletim sistemi doğal olarak sabit diski yönetmekle meşguldür. Kullanıcının tüm dosyalarına tanık olur. E-postalarını görür. Ajandasını bilir. Adam hakkında kimsenin bilmediği şeyleri öğrenir. Bu kişisel veriler sayesinde adamı iyi tanır. Bu nedenle kolayca arkadaş olmaları normaldir. Adam anlaşıldığını hisseder. Arkadaşlığın ardından aşk başlar. :-) İnternet, cep telefonu, cep telefonunun kamerası ve kulaklık sayesinde her yerde bağlantıda kalırlar. Bu arada, filmde, başka kullanıcıların da benzer deneyimler yaşandığına tanık olunuyor.