tesla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tesla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2024 Cuma

Nikola Tesla Bugünkü Akıllı Telefonları Tahmin Etti mi!

Alternatif elektrik akımı ve mühendislik bilimlerine verdiği katkılarla tanınan Sırp mucit Nikola Tesla, geçmiş yüzyılda yaşamış önemli bir bilim insanıydı. Yaşadığı çağda yaptıklarının yanı sıra, gelecekteki teknolojilerle ilgili tahminleri de Tesla’yı ayrı bir noktaya koyuyor.

Medyada Nikola Tesla’nın 1926 yılında verdiği bir söyleşide bugünkü akıllı telefonları tahmin etmiş olduğu iddia edildi.

İddianın yaygınlığına bakmak için Google’da “Nikola Tesla” ve “akıllı telefon” anahtar kelimeleriyle arama yaptığımızda benzer tarihlerden birçok sonuç çıkıyor.

Tesla’yla ilgili bu iddia 11 Temmuz 2015’te Türkiye’deki haber sitelerinde gündem olmuş. İngilizce arama yaptığımızda ise 6 Temmuz 2015’ten sonuçlar görüyoruz. Aynı zamanda yakın tarihli haberler ve paylaşımlar da bulunuyor. Yani iddia epey yaygın.

Türkiye’deki haberlerde Nikola Tesla’nın tahminine bir kaynak gösterilmemiş ve detay verilmemiş. Ancak tahminlerin 1926 yılındaki bir röportajdan olduğu söylenmiş.

Nikola Tesla 1926’da bugünkü akıllı telefonları tahmin etmiş

Bu bilgiyle “Nikola Tesla 1926 interview” anahtar kelimeleriyle arama yapalım. “The library of consciousness” adlı arşiv sitesinde 30 Ocak 1926 tarihine ait Collier’s adlı derginin Nikola Tesla’yla yaptığı “When Woman Is Boss?” isimli bir söyleşiyle karşılaşıyoruz. Söyleşiyi John B. Kennedy isimli bir gazeteci yapmış.

Kaynağı doğrulamak için John B. Kennedy ismini ve Collier’s dergisini araştıralım. Collier’s dergisi 1888-1957 yıllarında yayın hayatını sürdürmüş Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir yaşam dergisi. John B. Kennedy ise Collier’s adlı dergide çalışmış Amerikalı bir gazeteci.

Söyleşiye ulaştığımız kaynağa geri dönelim. Söyleşi metnindeki ifadeleri incelediğimizde bazı kısımların bizi yakından ilgilendirdiğini görüyoruz.

Metnin çevirisi şöyle:

Kablosuz ağ kusursuz bir şekilde uygulandığı zaman, tüm dünya devasa bir beyine dönüşecek, ki aslında öyle, her bir şey gerçek ve ritmik bir bütünün parçaları. Mesafeden bağımsız olarak birbirimizle iletişimde olabileceğiz. Sadece bu kadar değil, televizyon ve telefonlar sayesinde birbirimizi mesafelere rağmen sanki yüz yüze görüşüyormuşçasına görebileceğiz, ve bunu sağlayan araçlar mevcut telefonlarımıza kıyasla çok daha basit olacak. İnsanlar bunları ceplerinde taşıyabilecek.

Olayları duyabilecek ve onlara şahit olabileceğiz; bir başkanın yemin töreni, dünyada bir maçın oynanması, bir depremin yarattığı yıkım ya da bir savaşın dehşeti gibi olaylara; sanki orada bulunuyormuşuz gibi."

Nikola Tesla’nın bu sözleri 1926 yılında, bugünkü akıllı telefon ve internet teknolojisiyle ilgili tahminlerinin başarılı olduğunu gösteriyor.

Konuyu doğrulama platformu Snopes da ele almış ve doğru olduğunu ortaya çıkarmış.

Nikola Tesla neden önemli?

1943’te hayatını kaybeden Sırp mucit ve bilim insanı 87 yıllık ömründe bilime birçok katkı sundu. En büyük düşü olduğunu söylediği kablosuz enerji akımıyla ilgili önemli deneyler ve buluşlar gerçekleştirdi. Günümüzde birçok mühendis ve bilim insanı onun çalışmalarından hâlâ yararlanıyor.

Yaşadığı dönemde yaptıkları dışında kendisi önemli bir fütüristti. Akıllı telefonların yanı sıra geleceğe dair birçok öngörüsü oldu. O öldükten yıllar sonra yaşamımıza giren kablosuz internet bağlantısına dair insanlığa daha 1926 yılından “spoiler” veriyordu.

1898’de, henüz 21. yüzyılda dahi tam olarak hayata geçememiş bir teknoloji olan kendi kendine sürüş yapan otomobilleri önermişti.

Tesla’nın öngörüleriyle yaşadığı çağın ötesinde bir bilim insanı olduğunu söylemek mümkün. Çalışmaları sayesinde, elektrik akımı başta olmak üzere birçok konuda hem kendi dönemine hem de geleceğe yön verdiği söylenebilir.

Ancak Tesla’nın yaşamının son yılları tüm bu çalışmaların dışında, sefalet içinde geçti. Tesla bir otel oldasında kalp yetmezliği sebebiyle 7 Ocak 1943’te hayatını kaybetti.

Makale: Nikola Tesla 1926 yılında akıllı telefonları tahmin etti mi? - Teyit

16 Ekim 2023 Pazartesi

Otonom Araçlar - Teknoloji

(Yazıda geçen “Seviye 5” nitelemesi, insan müdahalesi gerekmeden tamamen kendi kendine giden otonom araçları tanımlamaktadır.)

Seviye 5’in önündeki en büyük engel, yapay zekânın çeşitli senaryolarda “gerçek sürücülük” örnekleri üzerinden muazzam bir veri birikimiyle eğitilmesi ihtiyacıdır. Buna karşılık, bu türden senaryoların sayısı ve bunlardaki değişkenlik çok yüksektir. Günümüzde, yollarda her yönde her türlü hava şartında hareket eden tüm cisimlerle ilgili bütün olasılıkları toparlamanın fizibl bir yolu yoktur.
Bu tür “uzun kuyruk” senaryolarını ele almanın bazı yöntemleri vardır. Yolda yavaş hareket eden yaşlılar, köpek yürütücüleri, yola fırlayan çocuklar gibi hayal edilebilecek her şeyi sanal olarak verilere ekleyerek artan ölçüde karmaşıklaşan verileri sentezleyebiliriz. Ayrıca temel sürücülük kurallarını programlayabiliriz. Örneğin, dörtlü kavşakla ilgili kuralları programlayarak yapay zekânın bunları yol verilerinden öğrenme ihtiyacını ortadan kaldırabiliriz. Bununla birlikte bu türden kurallar kesin çözüm değildir çünkü sentezlenen veriler gerçek veriler kadar iyi olamaz ve kurallar da birbirleriyle çelişebilir.
Seviye 5 ile ilgili en büyük zorluk, sürücülük tamamen yapay zekâya emanet edildiğinde, herhangi bir hatanın maliyetinin çok yüksek olabilmesidir. Amazon’un yapay zekâsı doğru ürünü tavsiye etmediğinde bu o kadar önemli sonuç doğurmaz. Ama eğer otonom araç bir hata yaparsa, bu insan hayatına mal olabilir.
Bu zorluklar nedeniyle çoğu uzman Seviye 5’e ulaşılmasının yirmi yıldan daha uzun süre alacağını düşünüyor. Ama bu gelişim sürecini şu varsayımı sorgulayarak hızlandırabiliriz: Seviye 5 şehirleri ve yolları olduğu gibi kabul etmek zorunda. Bunun yerine eğer biz yollara sensörler ve kablosuz iletişim araçları yerleştirerek “artırılmış yollar ve şehirler” kurarsak ve böylece yoldan otonom araca doğrudan tehlike uyarısı veya aracın şeritten çıktığı gibi sinyaller giderse, nasıl olur? Yeni kurulan şehirleri tasarlarken şehir merkezini iki katlı yapsak (bir kat otomobiller, diğer kat yayalar için) ve böylece araçların yayalara çarpmasını önlesek? Şehirlerin ulaşım altyapısını, yayaların otonom araçların kullandığı yollara girmesini önleyici şekilde yeniden inşa etsek, Seviye 5 araçların emniyetini ciddi ölçüde artırmış oluruz ve böylece daha erken kullanıma girmelerini sağlayabiliriz.”

“Yapay zekâ tarafından kullanılan Seviye 5 otonom araçlar insan sürücülere kıyasla daha güvenli olsa da doğal afet veya terörist faaliyetler gibi GPS’in kullanılmasını imkânsız hale getiren ve yapay zekânın kafasını karıştırabilen sorunların yaşanması hâlâ mümkündür. Bu senaryolarda en iyi çözüm, bağımsız kokpitlerde çalışan uzman insan sürücülerin araca uzaktan bağlanarak idareyi devralmasıdır. Otonom aracın çok sayıdaki kamerasından alınan görüntüleri artırılmış gerçeklik (AR) ile kokpitteki panoramik ekranlara yansıtabiliriz. Yedek sürücünün hareketleri (direksiyonu döndürmek gibi) kaydedilir ve otonom araca gönderilir.”

Çoğu araç kendi kendine park etme ve Tesla’nın akıllı çağırma özelliği gibi Seviye 1-3 özelliklere sahip olarak satılmaktadır. Bundan sonraki aşama nispeten kolay tahmin edilebilir ortamlarda otonom araçların kullanılması olacaktır; örneğin, şehir otoyollarında kamyonların kullanılması veya havaalanıyla yakındaki oteller arası gibi yarı-sabit güzergâhlarda çalışan servis otobüsleri gibi. Bütün bu uygulamalar daha fazla veri toplayacak, yapay zekâ algoritmalarını iyileştirecek, “sürprizleri” azaltacak ve Seviye 5’in yavaş yavaş gelmesi için sağlam temeller inşa edecektir.”

“Seviye 5 otonom araçlar yollara çıktığında ulaşımda bir devrim yaşanacak: gerektiğinde çağırabileceğiniz ve sizi gitmek istediğiniz yere çok daha düşük maliyetle, daha rahat ve güvenli bir şekilde götürebilecek araçlar.
Örneğin, ajandanız bir saat içinde şirket dışında bir toplantıya gitmeniz gerektiğini gösteriyorsa, Uber veya Lyft gibi bir otonom araç çağırma servisi yola çıkmaya hazır olduğunuz anda aracınızın sizi almaya hazır olmasını sağlayabilir. Uber’in yapay zekâ algoritmaları, otonom araç filosunu buna kısa süre içinde ihtiyaç duyacak insanların bulunduğu yere yakın konumda tutabilir (örneğin, bitmek üzere olan bir konser için). Araçların rotaları, kullanıcıların bekleme zamanlarını ve Uber otonom araçların boş kaldığı toplam süreyi en aza indirecek şekilde optimize edilebilir ve aynı zamanda aracın pilinin de dolu tutulması sağlanır. İnsan sürücünün aradan çıkmasıyla tam otomatik ve yapay zekâ tarafından yönetilen filo daha verimli kullanılacaktır çünkü insanlara bağlı belirsizlikler bertaraf edilmiş olacaktır.
“Paylaşılan yolculuklar”ın otonom hale gelmesiyle maliyetleri de azalacaktır çünkü mevcut durumda yol ücretinin yüzde 75’i sürücüye gitmektedir. Maliyetlerdeki bu düşüş ulaşım ücretlerini ciddi ölçüde düşürecek, hatta insanları kendi otomobillerini satmaya bile teşvik edebilecektir.”

Bu satırları okurken emniyet konusunu düşündüğünüzü tahmin ediyorum. Deneyimli bir insan sürücü, on bin saatlik sürüş tecrübesine sahip olabilir ama otonom araç trilyon saatlik deneyime sahip olacaktır çünkü o her bir araçtan öğrenir ve hiç unutmaz! Dolayısıyla, uzun vadede otonom aracın çok daha güvenilir olmasını bekleyebiliriz.
Peki ama otonom araçlar kısa vadede nasıl bir performans gösterecek? Hükümetler otonom araçların yaygınlaşmasına ancak “bunların insanlardan daha güvenli olması” durumunda izin verecektir. Trafik kazalarında bugün her yıl 1,35 milyon insan ölüyor. O yüzden yapay zekâ teknolojileri en az insan sürücüler kadar güvenli olduklarını kanıtladıkları takdirde piyasaya sürülebilir.”

(Otonom araçlar zamanla daha güvenli olacaktır. Ama trafikte her zaman en iyi kararı verebileceği merak konusudur. Her türlü yolda iyi karar verebilmek için Yapay Genel Zekanın gerekip gerekmediği kuşkuludur. Eğer YGZ gerekiyorsa, otonom araçların geliştirilmesi uzun bir zaman alacaktır. Diyelim yolun bir kısmı yıkılmış olsun veya yeniden yapılıyor olsun. Yolun kenarlarının nereleri olduğunu, yolun nerelerinde bozukluklar olduğunu, yolun neresinden gitmenin daha uygun olduğunu anlamak için Yapay Genel Zekadan daha alt bir seviyedeki yapay zeka yetersiz kalabilir. Gerçi insanlar da bu tür şeylerle karşılaştığında her zaman en doğru kararı veremiyorlar.)

Ortalama bir Amerikalı haftada sekiz buçuk saat otomobil kullanır. Geleceğin otonom araçlar dünyasında bu sekiz buçuk saat kazanılmış olacaktır. Otonom araçların iç düzenleri çalışmaya, iletişime, oyuna ve hatta uyumaya daha uygun hale getirilecektir. Araçlarda genellikle bir veya iki kişi yolculuk ettiği için internet veya mobil uygulamalarla çağrılan otonom araçlar da daha küçük boyutlu araçlar olarak tasarlanabilir. Yine de tek kişilik bir araçta bile, yatan koltuk, yiyecek ve içecekler için buzdolabı ve büyük bir ekrana sahip olunabilir.”

“Otomasyon oranları yükseldikçe, otomobiller birbirleriyle anında, doğru bir şekilde ve kolayca iletişim kuracaktır. Örneğin, lastiği patlamış bir araç civarındaki diğer araçları yaklaşmamaları konusunda uyarabilir. Ayrıca, aracın biri diğerini geçerken hareket rotasını bildirebilir ve böylece bu iki araç birbirlerine çok yaklaşsalar bile çarpışmazlar. Veya çok acelesi olan yolcunun bulunduğu araç, diğerlerinden yavaşlamasını rica edip bir ödeme karşılığında kendisine geçiş üstünlüğü vermelerini talep edebilir. Bu tür iyileştirmeler yapay zekâ sürücülerin ağır bastığı bir altyapı oluşturarak bunun zamanla insan sürücüler için güvensiz veya yasak hale gelmesine bile neden olabilir. İnsanların araç kullanımı, bir süre sonra “alkol ve madde etkisi altında araç kullanımı”na benzer şekilde değerlendirilerek otoyol ve şehir merkezlerinden başlamak üzere halka açık yollarda yasaklanabilir. Bu durumda otomobil kullanmayı sevenler, günümüzde binicilik sporunu hobi olarak sürdürenler gibi, eğlence veya spor için ayrılan özel alanlarda bu zevklerini yaşayabilirler.”

Otonom araçlar, elektrikli otomobiller ve internet/mobil uygulamalardan araç çağırma uygulamaları birlikte olgunlaştıkça, otomobil satın alanların sayısı giderek azalacak, ailelerin aylık masrafları düşecek, otomobiller tarafından işgal edilen otoparklar daha faydalı kullanımlar için yeniden düzenlenecek ve internetten çağrılan otonom araçlar haftanın her günü ve günün her saati bulunabileceği için bireysel araçların sayısı önemli ölçüde azalacaktır. Bütün bu değişim unsurları bir araya geldiğinde trafik yoğunluğu, fosil yakıt tüketimi ve hava kirliliği de azalacaktır.”

Günümüzde 3,8 milyon kişiden fazla Amerikalı kamyon veya taksi şoförlüğüyle hayatını kazanıyor. Daha da fazla sayıda insan yarı zamanlı Uber/Lyft, kuryelik, taşımacılık ve depoculuk gibi işler yapıyor. Bu işlerin çoğu zamanla yapay zekâ tarafından yapılır hale gelecek. Diğer geleneksel mesleklerin yeniden düzenlenmesi de sarsıntılara yol açacak. Otomobillerin teknik servisi mekanik tamirattan daha çok elektronik ve yazılım uzmanlığı gerektirecek. Benzin istasyonları, otomobil galerileri ve otoparklarla buralarda çalışanların sayısı da ciddi ölçüde azalacak. Atlı arabadan otomobillere geçişte çoğu insanın hayatının temelden değişmesi gibi otonom araçlara geçiş sürecinde de hayatın kuralları yeniden yazılacaktır.”

SEVİYE 5’E ULAŞILMASINI ENGELLEYEBİLECEK TEKNOLOJİ DIŞI KONULAR

“Otonom araçların bazı çok ağır etik kararlar vermesini gerektirecek şartlar oluşabilir. Bunların arasında en iyi bilinen etik ikileme “tramvay problemi” adı verilir: harekete geçip A kişisini öldürmek mi yoksa harekete geçmeyip B ve C kişilerinin ölümüne sebep olmak mı? Eğer cevabın çok açık olduğunu düşünüyorsanız bile, A kişisinin bir çocuk olduğunu düşünün bir de? Ya da A kişisi sizin çocuğunuz ise? Ya da araç sizin ise ve A kişisi sizin çocuğunuz ise?
Günümüzde insan sürücüler ölümlü kazaya sebep olduklarında davranışlarının ne kadar yerinde olduğunu inceleyip sonuçlara karar veren bir yasal yargı süreci izlenir. Peki eğer yapay zekâ ölümlü kazaya sebep olursa, nasıl bir yol izlenecek? Yapay zekâ kendi karar verme sürecini insanların anlayabileceği ve ahlaki olarak hak verebileceği bir şekilde açıklayabilir mi? Yapay zekâ veriler üzerinden eğitildiği ve yapay zekânın cevapları insanların anlaması için ciddi ölçüde basitleştirilmesi gereken karmaşık matematiksel denklemlerden oluştuğu için “açıklanabilir yapay zekâ”ya ulaşmak zordur. Bazı yapay zekâ kararları insanlara çok aptalca gelebilir (çünkü yapay zekânın sağduyusu yoktur). Aynı şekilde insanların aldığı bazı kararlar da yapay zekâya aptalca gelebilir (insanlar içkili veya yorgun olabilir).”

“Şimdi de en temel soruya gelelim: Bir makinenin insan hayatına zarar verebilecek kararlar vermesine izin vermeli miyiz? Eğer buna hayır cevabı verirsek, otonom araçlarla ilgili hayallere de son vermemiz gerekir.”

“Diğer bir husus da eğer otonom aracın karıştığı bir kazada insanlar ölürse, bunun hesabını vermekten kim sorumlu olacak? Otomobilin üreticisi mi? Yapay zekâ algoritmasının sağlayıcısı mı? Algoritmayı yazan mühendis mi? Yedek insan sürücü mü? Bununla ilgili kesin bir cevap henüz verilemedi ama yetkililerin yakında bir karar vermesi gerekiyor çünkü tarihten biliyoruz ki ancak sorumluluk sınırları belli olduğunda bunun etrafında bir ekosistem kurulabilir (Örneğin, kredi kartıyla yapılan işlemlerde yaşanabilecek dolandırıcılıktan kredi kartı şirketleri sorumludur; banka, mağaza veya kredi kartı sahibi değil. Bu sorumluluk tanımı, kredi kartı şirketlerinin karşı taraftan komisyon almasını ve bu gelirle dolandırıcılığı önleyici sistemler kurmasını sağladı ve böylece kredi kartı ekosistemi gelişti.)
Diyelim ki yazılım şirketi mesul tutuldu ve söz konusu ölümlü kazaya sebebiyet veren yazılımı Waymo üretmişti. Ölen kişinin ailesi Waymo şirketinin ana ortağı Alphabet’e ne kadarlık dava açabilir? Alphabet’in nakit mevcudu 100 milyar doların üzerinde. Bu ambu­lans peşinde koşan avukatların ölesiye yarışlarına yol açabilir! İnsanları güvenilir olmayan yazılımdan koruyan kanunlara ihtiyacımız var ama aynı zamanda yüksek cezaların teknolojik gelişimi engellemesini de istemeyiz.”

Alıntı: Yapay Zeka 2041 – Geleceğimiz İçin On Vizyon


11 Ekim 2023 Çarşamba

Tesla Almak - Sahne

Dinesh, yeni aldığı Tesla'sının teslim ediliyor olmasından dolayı mutludur.

Dinesh:
Tesla'm nihayet geldi.
Gilfoyle:
Bu sence akıllıca bir alışveriş mi?
Çünkü, Richard Pied Piper'sa bir sürü kodlayıcı alarak işi bozdu.
Dinesh:
Bir ay önce sipariş verdim. Ama yine de bir yatırımdır!
Gilfoyle:
Anladığım kadarıyla, arabalar kamyondan düştüğü anda %10 değer kaybeder.
İşte böyle...
Yani araba 100 Dolar'sa şuan 10 Dolar kaybettin!
Araba 100 Dolar mıydı yoksa daha mı fazlaydı. :-)
Dinesh:
Önemli olan para değil.
Ben, arkadaşım artık Yeşil Devrimin parçasıyım!
Gilfoyle:
Öyle mi. Elektriğin büyük kısmı hâlâ gaz santrali ve kömürlü baca fabrikalarından geliyor.
Yani elektriğin nereden geldiğini bilmiyor musun!
Dinesh:
Hayır. :-)
Gilfoyle:
Hı-hı...

24 Mart 2020 Salı

Umduğundan Fazlası - Sahne



Thomas Edison ampulü icat etmiştir. Akkor lambası için pazar aramakla meşguldür. Laboratuvarında çalışan genç, heyecanlı şekilde bulduğu yeni akım türünü, alternatif akımı Edison'a açıklar. Edison, "Sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun" der. Alternatif akımla ilgilenmez. Bu genç Nikola Tesla'dır.

Alternatif akım ilk Edison'un aklına gelseydi neler olurdu. Elektriği uzak yerlere nakil etmek için daha verimli olduğunu zaten kabul ediyor olurdu. Ama şimdi, kendisini, en iyi mucit olduğuna inandırmaya devam edebilmek için, alternatif akımın insanı öldürebileceği gibi sorunlarına dikkat çekmeye devam etti. Edison doğru akıma saplanıp kalmıştı! İhaleleri yavaş yavaş kaybetmeye başlamıştı. Ve en sonunda insanlara iyi reklam olabilecek Dünya Fuarı aydınlatmasını da Westinghouse'a kaptırdı. Alternatif akım dikkatli kullanıldığında güvenliydi. Günümüzde de elektriği uzak yerlere nakil edebilmek için alternatif akım kullanılmaktadır.

Sahne George Westinghouse ile Nikola Tesla'nın buluşmasını tasvir etmektedir.

...
Nikola Tesla: Aldatmayacağınızı nereden biliyim!
George Westinghouse: Bunu bilemezsiniz.
GW: İşin aslı Bay Tesla motorunuza ihtiyacım var.
Fuarı aydınlatabilirim, ama hâlâ bir motoru hareket ettiremiyorum.
Bugün bir anlaşmaya varamazsak şirketim burada
sizin otel odanızda silinip gidecek!
...
Şirket yok olursa Niagara'nın gücünü denetleme hayalleriniz de yok olabilir...
...
Şimdi, anlaştık mı?
NT: 5 Bin.
...
NT: Bin olsun!
...
GW: (Bir gülme alır.) :-)
Evet.
Size 2 Dolar 50 Cent vereceğim.
...
Beygir gücü başına! :-)
Bir dahi değilim ama
toplamda milyonlarca Dolar olmalı. :-)
...
NT Size Delmonico'da bir yemek ısmarlayayım. :-)

Nikola Tesla tüm patenti 1000 Dolar'a vermeye razıdır. Ama George Westinghouse, sadece kullanma lisansı alarak Nikola Tesla'yı çok sevindirir.



Bu da İlginizi Çekebilir

Kablosuz Elektrik

22 Ocak 2019 Salı

Kablosuz Elektrik

“...İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz ile iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW'lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. Daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan Fritz Lowenstein, Nikola Tesla'nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.

1899'da alternatif akım patentleri için Westinghouse'dan aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colorado Springs'deki denemeleri için 30.000 dolar destek verdi. Sonra bu para da bitti ve Nikola Tesla, New York'a geri döndü.[10]

J.P. Morgan, gösterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, Nikola Tesla'nını hayranı olmuştu. Nikola Tesla, kısa zamanda J.P. Morgan'ın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptığı kültürlü konuşması ve medeni davranışıyla gösterişli centilmen Nikola Tesla, New York sosyetesinin gözdesi oldu.
...
Tesla'nın en önemli projesi Kablosuz Enerji İletişimi idi. 20 adet ampulü kablo olmadan 25 mil uzaktan yakabildiği kayıtlara geçmiştir.[16]

Nikola Tesla, ilk defa elektriğin bir kaynaktan çevreye yayılarak kablosuz ve çok yüksek miktarlarda iletimi söylemiştir. Kağıt üstünde bunu ispatlayan Nikola Tesla daha sonra yaptığı deneylerle de bunu göstermiştir. Kendisinin elinde kablosuz yanan bir ampül tutan fotoğrafı bulunmaktadır. Bu projenin patentini aldıktan sonra Nikola Tesla'nın en büyük destekçisi J.P. Morgan bu kablosuz enerji iletimi ile şirketin ekonomisinin batacağını anlamış ve finansman desteğini kesmiştir. Eğer destek o gün kesilmeseydi, günümüzde insanlar elektriği ücretsiz bir şekilde kablosuz olarak kullanabilecekti.”

Nikola Tesla - Vikipedi

Bunlar başka yerde yazsa önemsenmeyebilirdi. Ama bir kullanıcı Vikipedi'de Nikola Tesla konusuna yazdığından burada değerlendirme yapılabilir.

Nikola Tesla elektriği yüksek frekanslı radyo dalgalarıyla iletmeyi öneriyordu. Teorik olarak düşünelim. Bir insan evine gelen elektriği radyo dalgalarına dönüştüren bir aygıt takmış olsun. Evinde kullandığı aygıtların elektrik giriş yerlerini de gelen radyo dalgalarını tekrar elektriğe dönüştüren eklentiler taktırmış olsun. Evinde kablosuz elektriği sağlamıştır. Kablo karmaşası artık yoktur. Bu insan gelecek ay bir sürprizle karşılaşır. Gelen elektrik faturası her zamankinin çok üstündedir. Kablosuz elektrik, bu insana artık eskisi kadar çekici gelmeyecektir. Elektrik, radyo dalgalarıyla her tarafa yayılmıştır. Oysa aygıtlar belirli yerlerdedir. Elektriğin çoğu havaya gitmiştir. Yani elektriği radyo dalgalarıyla yaymak çok verimsizdir. Bu sistem gerçekten kullanılacak olsaydı, oluşan israfı karşılamaya hangi santral yetecekti. :-)

Nikola Tesla'yı ünlü yapan alternatif akım üzerine olan buluşlarıdır. J.P. Morgan kablosuz elektrik yöntemini istemedi. Kablo üreticileri, elektrik şirketleri kablosuz elektriği engelledi. Böyle komplo teorileri vardır. En baskın elektrik şirketi Thomas Edison'un şirketiydi, General Electric. Alternatif akımı kötülemek için çok uğraştı. Yüksek voltajın insana değerse hemen öldüreceğini göstermeye çalıştı. Alternatif akımla hayvan öldürdü. Bir hükümlünün alternatif akımla idam edilmesini sağladı. Ama olmadı. Alternatif akımın yayılmasını önleyemedi. Sonunda o da alternatif akım kullanmaya başladı. Bunun için Westinghouse'a lisans ödedi. Neden? Alternatif akımla elektriği uzak yerlere iletmek gerçekten daha verimliydi. Görmezden gelinemezdi. Kimse alternatif akımın yayılmasını engelleyemezdi. Peki, kablosuz elektrikte, Nikola Tesla'nın atlamış olduğu nokta nedir? Verimdir. Nikola Tesla alternatif akımda verim sağlamıştır. Bu sayede iyi para kazanmıştır. Ama kablosuz elektriğin hazır olduğunu düşünerek, bu verimin tam tersini savunur olması ilginçtir. :-) Evet, kablosuz elektrik aktarımı gerçekten güzel bir gösteri oluyordu. Ama aslında normal kullanım için kullanışlı değildi. Elektrik israf oluyordu. Verimin %75 civarı olduğunu gösterebilseydi, şirketlerin Nikola Tesla'yla anlaşma yapmak için nasıl yarıştığı görünürdü.

Nikola Tesla, Tesla Bobini deneylerinde yüksek frekanslı radyo dalgaları kullanmıştır. Bazı insanlar cep telefonlarının yaydığı yüksek frekanslı radyo dalgalarından bile endişeleniyor. Kablosuz elektrik için kullanılacak yüksek frekanslı radyo dalgaları bu insanları korkutmayacak mıdır. :-)

Notebooklar aslında kablosuz değildir. Çünkü birkaç saat içinde priz aramak zorunda kalınacaktır. :-) Mesela Intel kablosuz elektriği geliştirmek için uğraşmaktadır. Radyo dalgalarından daha verimli olan elektromanyetik alan ve rezonanstan faydalanıyor. Şimdilik mesafeler düşük ama verimi %75'e çıkarmayı başarmış görünüyor. Yakın gelecekte kullanışlı bir kablosuz elektrik geliştirilebilir. Görüldüğü gibi, bir teknoloji umut verebiliyorsa engellemek zaten mümkün olmuyor. Peki elektrik gerçekten ücretsiz sağlanabilseydi ne olurdu. İnsanlar nasılsa bedava diye elektriği daha rahat israf ederdi. Muhtemelen üretilen elektrik yine yetmezdi. Ayrıca hiç kimse ödeme yapmayacağına göre, santrallerin masrafının nasıl karşılanacağı merak konusu. :-)

25 Mayıs 2018 Cuma

Sahne: Tesla Havası


Dinesh bir Tesla sipariş etmiştir. Yeşil devrimin parçasıdır artık. :-)

Bertram: ...Araba 100 Dolar mıydı yoksa daha mı fazlaydı. :-)
Dinesh: Önemli olan para değil. Ben arkadaşım, artık yeşil devrimin parçasıyım.
Bertram: Öyle mi! Elektriğin büyük kısmı hâlâ gaz santrali ve kömürlü baca fabrikalarından geliyor.
Yani elektriğin nereden geldiğini bilmiyor musun!
Dinesh: Hayır. :-)
Bertram: Hı hı. :-)
Dinesh: Baksana ne kadar parlak.

Bu arada elektriğin büyük kısmının kömür ve gaz santrallerinden geldiğini vurguluyor; Kirli santrallerden. Ama nükleer santralleri dahil etmiyor. Temiz enerji kaynaklarından biri olduğu için olabilir mi acaba! :-)

29 Temmuz 2016 Cuma

Röportaj: Linus Torvalds: Linux'un ardındaki deha


Linus Torvalds: Ofisim görebileceğiniz en sıkıcı ofistir. Ve burada sessizlikte yalnız otururum. Kedim gelirse, kucağıma oturur. Ve kedinin mırlamasını duymak istiyorum, bilgisayarın fanlarının sesini değil.
(Hımm, yine de fan çok rahatsız etmez yav. :-) )

Chris Anderson: Bize açık kaynağı nasıl algıladığını anlat ve Linux'un gelişimini nasıl etkilediğini.
LT: Aslında, hala yalnız çalışıyorum. Gerçekten -- evimde tek başıma çalışıyorum, çoğunlukla da bornozumla. Bir fotoğrafçı geleceği zaman giyiniyorum, bu nedenle bu resimde giyiniğim.
(Gülüşmeler)
(Ee, şey, eşofman giymek de sayılır mı? :-) Müşteri hizmetleri gibi görünür yerde değilsen böyle bir seçeneğin olabiliyor, tabii. :-) )

LT: O zamanlar 21 yaşındaydım, gençtim yani, ama çoktan hayatımın yarısı boyunca programlama yapmıştım. Ve önceki her projem tamamen kişiseldi ve insanların yorumlamaya başladıkları, koda geri dönüşlerde bulundukları zaman bir aydınlanmaydı. Hatta kod göndermeye başlamadan önce dahi bence şunu dediğim önemli anlardan biriydi: "Diğer insanları seviyorum!" Yanlış anlamayın -- insancıl biri değilimdir.
(Kahkahalar)
Diğer insanları sevmem gerçekten. --
(Kahkahalar)
(Sanırım pek çok kişiyi şaşırtmış olmalı. Beni şaşırtmadı. :-) Bazı işe yarar dostluklar edinmiştir. Ama coğu durumda kalabalık da, çok hevesli olmazdı zaten. :-) )

LT: Ama bilgisayarları severim, diğer insanlarla email ile etkileşimde olmayı seviyorum çünkü bir bakımdan size tampon bir bölge verir. Ama projeme dahil olan ve yorum yapan insanları seviyorum. Ve bu çok daha büyüttü.
(Böylesi daha az yorucu tabii... :-) )

LT: Bu yüzden Git, ilk büyük projemi sürdürmek için sadece benim için tasarlanmış ikinci büyük projem. Kelimenin tam manasıyla çalışma şeklim bu. Kod yazmam için -- zevk için kod yazarım -- ama anlamlı bir şey için kod yazmak istiyorum bu yüzden yaptığım her proje ihtiyacım olan bir şeydi ve --
CA: Gerçekten, Linux ve Git bir nevi bir çok kişiyle çalışmak istememenin neredeyse istenmeyen sonucu gibi.
LT: Kesinlikle, evet.
(Gülüşmeler)
(Müthiş zevklidir kod yazmak. Daha iyi olduğunu hissettirir. Anlamlı bir şey yaptığına, kendini oyalamadığına inandığın zaman. :-) )

LT: Gerçekten, bu daha çok "Bakın ne yaptım!" idi. Ve inanın -- eskiden bu durum çokta iyi değildi. Ben genel kullanıma açık yaptım ve o aşamada açık kaynak bile değildi. O aşamada kaynak herkese açıktı ama arkada bugün geliştirmek için olan açık kaynak metodolojisi yoktu. Daha çok "Bakın, yarım yıldır bu konu üzerinde çalışıyorum, yorum almak çok isterim."
(Bu harika bir duygudur. Kesinlikle bazı insanların gösterecek pek başka bir şeyi de yoktur zaten. :-) Bir de benim diyebileceğin kodların olursa, bu duyguyu iyice perçinler. :-) )

CA: Tamam, oraya geçelim çünkü bu kısım ilginç. Bırakmıyorsun. Demek inek olmakla ya da zeki olmakla ilgili değil inatçı olmakla ilgili?
LT: İnatçı olmakla ilgili. Bir şeye başlayıp ve "Tamam, işim bitti, başka bir şey yapalım -- Bak: Işıl ışıl! "--dememekle ilgili.
Bunu hayatımın diğer alanlarında da fark ettim. 7 yıl boyunca Silikon Vadisi'nde yaşadım. Ve tüm zaman boyunca Silikon Vadisi'nde aynı şirket için çalıştım. Bu hiç duyulmamış bir şey. Silikon Vadisi'nin mantığı bu değil. Silikon Vadisi'nin bütün meselesi insanların bir nevi kazanı karıştırmak için işler arasında atlamasıdır. Ve bu benim tarzım değil.
(Bunu kesinlikle anlarım. Çok uzun süre tek bir şeye odaklanılabilir, gerçekten. Diğer her şeyden özveride bulunulur. Ama özel bir şey yapıyor olduğun hissi hâlâ inandırıcılığını koruyor olması gerekir. :-) Bu arada, böyle odaklanabilirlik ortak becerisi Bill Gates'de de vardır mesela. Bunu herkes yapamaz.)

LT: Satışçıların sizin işlerinizden faydalanmasından korkmam konusuna geri dönersek, o satışçıların oldukça sevimli kişiler oldukları ortaya çıktı. Yapmaktan hiç de hoşlanmadığım şeyleri de yaptılar ve tamamen farklı amaçları vardı. Gitmek istemeyeceğim yollarda açık kaynağı kullandılar. Açık kaynak olduğundan yapabildiler ve birlikte gerçekten güzel çalıştı.
Bende aynı şekilde düşünüyorum. İletişimci olarak sosyal insanlara ihtiyacınız var sıcak ve arkadaş canlısı kişiler.
(Gülüşmeler)
Sana sarılmak isteyen ve topluma sokmak isteyen gibi. Ama herkes böyle değil. Ve bu ben değilim.
(Evet, “Sosyal biri olabilmek için davranışlarımı cilalamaya çalışmanın çok yorucu olduğunu fark ettim.” şeklinde ifade eden John Nash gibi hissediyor olmalı. :-) )

LT: Ben teknolojiyle ilgilenirim. Arayüzü önemseyen insanlar var. Hayatımı kurtarmak için arayüz tasarlayamam. Yani, ıssız adaya düşsem ve oradan kurtulmak için tek yolum sevimli arayüzler yapmak olursa, orada ölürüm.
(Kahkahalar)
(Arayüzler yerine arka planda çalışan çekirdek kodları yazmayı sevdiğini söylüyor. Ama bazen arayüzü de yazmak eğlenceli olabilir. Nitekim kullanıcının arayüzsel beklentileri çekirdek kodları da yönlendirebilir.)

CA: Geçen hafta konuştuğumuzda bana çok ilginç gelen farklı bir özelliğinden bahsetmiştin. Zevk denilen düşünce.
Birkaç tane resim var burada. Sanırım kodda özellikle zevk barındırarak yazılmış örnek değil bu, bu daha güzel yazılmış hemen görülebildiği gibi. Bu ikisi arasındaki fark nedir?
LT: Bu -- Buradaki kaç kişi kod yazdı?
CA: Aman Tanrım!
LT: Eminim ki, elini kaldıran herkes tek bağlı listeyi kullanmıştır. Ve onda -- Bu ilki çok uygun bir yaklaşım şekli değil, temel olarak kodlamaya başladığınızda öğretilen şekli. Ve kodu anlamanıza gerek yok.
Benim için en ilginç kısmı son If bloğu. Çünkü tek bağlı listede olan -- bu listeden var olan bir veriyi silmeyi amaçlıyor -- ve verinin birinci olması yada ortada olması arasında fark var. Çünkü eğer ilk veriyse, işaretçiyi ilk veri olarak değiştirmeniz gerekir. Eğer ortadaysa, işaretçiyi bir öncekine çekmeniz gerekir. Yani bunlar tamamen farklı iki durum.
CA: Ve bu daha iyi.
LT: Ve bu daha iyi. Ve çokta önemli değil -- neden If bloğu olmadığını anlamanızı istemiyorum ama bazen problemi farklı görür ve yeniden yazarsın böylelikle o özel durum gider normal bir durum olur bunu anlamanızı istiyorum. Ve bu iyi yazılmış kod. Ama basit yazılmış kod. Bu CS 101. Çok önemli değil -- gerçi detaylar önemlidir.
(Bazen bir kod yazarsın. Problemi çözüyordur, ama fazla karmaşıktır. İçine sinmez. Sonra yavaş yavaş kafanda başka mantıklar oluşur. Bir If bloğuna pek de gerek olmadığını görürsün mesela. Kodu temizlemeye başlarsın. Sonra, vay be ne güzel çözdüm dersin. Kod daha akıcı olmuştur. Çok şık görünüyordur. Ve arada bir o koda bakmaya doyamazsın. Kesinlikle. :-) )

LT: Teknolojide bir tür klişe bütün bu Tesla vs Edison, Tesla'nın vizyoner ve çılgın fikir adamı olması. Ve insanlar Tesla' ya bayılıyor. Yani, şirketlerinin isimlerine onun adını verenler var.
(Gülüşmeler)
Buradaki diğer kişi ise Edison genellikle sıkıcı olarak çamur atılmış olan ve -- en meşhur sözü de: "Dehanın %1'i iham %99'u terdir.". Ve ben Edison'un tarafındayım, insanlar genellikle sevmese de onu. Çünkü ikisini kıyaslarsan Tesla bir nevi akıllara yer etmiş durumda bu sıralar ama gerçekte dünyayı kim değiştirdi? Edison çok iyi bir insan olmamış olabilir, birçok şey yapmış -- belki çok entellektüel, vizyoner değildi. Ama bence ben Tesla'dan çok Edison'um.
(Tesla uzak yerlere kablosuz elektrik aktarmakla sıkça ilgilenmişti. Vizyoner miydi? Belki. Belki hırslıydı. Ancak teknoloji hiç hazır değildi. Çok fazla enerji tüketecekti. Uzak mesafede ise çok az enerji elde etmiş olacaktı. Verimli sayılmaz. Tesla o parayı, ilk okyanus aşırı kablosuz telgrafı geliştirmek için almıştı Westinghouse'tan. Ama parayı kablosuz elektrik denemeleri için kullandı. Laf aramızda parayı veriliş amacında kullansaydı, daha sonra kablosuz elektrik için para bulabilmesi için iyi referansları olurdu belki. :-) Belki de sadece takıntılıydı. :-) Aslında teknoloji bugün bile hazır sayılmaz. Pratik kullanım alanları yeni başladı. Telefonları şarj edebiliyor. Hatta bir televizyonu bile çalıştırabiliyor, tabii biraz pahalıya. Ama çok yakın mesafelerde işe yarıyor, hâlâ. Edison ise geleceğe çok zaman ayırmazdı. Günlük sorunların çözümlenmesi kafasında büyük yer kaplıyor olmalı. Belki bu yüzden o kadar vizyoner görünmeyebilir. Belki bu yüzden alternatif akımın daha iyi olduğunu görmezden geldi! :-)
(Edison'un icat etmeye büyük şevki vardı. Bu şevk patent alabilmekten kaynaklanıyordu. Bu yüzden şimdi yaşasaydı açık kaynak programları pek sevmezdi muhtemelen. :-) Gerçi bu açıdan bakarsak Tesla'nın da seveceğinden emin değilim. 700 gibi, insanı hayret ettirecek kadar patente sahip olmuştu kendisi. Ki kendisine ait bir şirketi bile yoktu. :-) )

CA: Google gibi bir çok şirket muhtemelen milyarlarca dolar elde etti senin yazılımından. Bu seni sinirlendiriyor mu?
LT: Hayır. Birkaç sebepten dolayı sinirlendirmiyor. Bunlardan bir tanesi, durumum iyi. İyi durumdayım gerçekten.

LT: Ama diğer sebep -- bütün bu açık kaynak işini yapmadan ve bir şeyleri bırakmadan Linux böyle olmazdı. Ve çok memnun olmadığım deneyimleri getirdi, kalabalık önünde konuşmak, ama aynı zamanda bu bir deneyim. Güven bana. Mutlu olmamı sağlayan birçok şey var ve düşününce doğru seçimi yaptım.