et etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
et etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2024 Salı

İşlenmiş Etler Kansere Neden Olur mu! - Bilim

İşlenmiş etler kanser yapabilir. Dünya Sağlık Örgütü işlenmiş etleri tavsiye etmemektedir. Çünkü günlük 50 gram işlenmiş et tüketmenin kanser riskini %17 arttırdığı verisine ulaşmıştır. İşlenmiş etin zehir olarak düşünülmesinin nedeni budur.

Lezzet iyileştirici gıda katkı maddeleri ete eklenir. Sonra ete ısıl işlem uygulanır. Böylece etteki mikroorganizmaların ölmesi sağlanır. İşlenmiş et budur. Kanser riskini arttırdığının düşünülmesinin nedeni kullanılan gıda katkı maddelerinden birinin sodyum nitrit olmasıdır. Peki et endüstrisi ete neden sodyum nitrit katmaktadır. Taze et bekletildiğinde hemen bozulmaya başlayacaktır. Oysa sodyum nitrit katılarak işlenen et bozulmaz. Etin raf ömrü uzar. Aksi taktirde, tüketiciler kanser olmadan çok önce başka hastalıklara yakalanacaklardır. Sodyum nitrit başta Clostridium cinsine ait patojen bakteriler olmak üzere diğer bazı patojenlerin gelişimini engellemektedir; zira Clostridium öldürücü bir bakteridir! Yani tüketiciyi korumak için sodyum nitrit katılarak et işlenmektedir. Ayrıca ürüne özgü kür lezzetini ve rengini verir.

Çok eskiden beri etlerin bozulmasını önlemek için tuz kullanılırdı. Aslında o da pek sağlıklı sayılmazdı. Böbreğe zarar verebilir. Daha önemlisi tuz da kanser yapabilir. Et endüstrisi standartlar ölçüsünde çok az miktarda sodyum nitrit kullanmaktadır. Şuanda eti korumak için sodyum nitrit kullanmaktan daha iyi bir yöntem görünmüyor. Endüstri etleri korumak için sodyum nitrit kullanmayacak olsa başka ne kullanabilirki! Birileri etleri korumak için sodyum nitrit kullanmaktan daha iyi bir yöntem keşfederse, endüstri buna itiraz etmeyecektir. O birileri alacakları patentler sayesinde zengin olurdu. Çünkü endüstri onların yöntemlerini kullanmaya başlardı. Nitekim endüstri tuz kullanmayı çok azaltmıştı, sodyum nitrit kullanmak keşfedildiğinde. Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlamayı tavsiye etmektedir. Örneğin 100 gram sosiste genelde 2 gram ve altında tuz kullanılmaktadır. Yani bir porsiyon sosiste tavsiye edilen miktarın altında tuz girmektedir vücuda...

Ispanakta doğal olarak bolca nitrat vardır. Nitratların bir kısmı insan vücudunda nitrite dönüştürülür. Zaten ıspanak bekledikçe ya da ısıtıldıkça içeriğindeki nitratlar nitrite dönüşecektir. Hatta bu yüzden ıspanak zehirlenmesi diye bir hastalık vardır. Bu garip değil mi! Acaba ıspanak da mı kanserojendir! Aslında kanser riskine etkisi açısından ıspanak yemeğiyle, işlenmiş et arasında pek fark yoktur. Bedende aynı tepkimelere neden olurlar. İşlenmiş et ne kadar tehlikeliyse, ıspanak da o kadar tehlikelidir. Ama ıspanak afiyetle tüketilir.

Sodyum nitrit etteki proteinlerde bulunan aminlerle tepkimeye girebilir. Ortaya kanserojen olan nitrözaminlerin çıkma olasılığı vardır. Aslında tüm fırtına burada kopuyor. Oysa bu sadece bir olasılıktır! “Birçok çalışmanın sonucunu bir araya getirdiğimizde, günde 50 gram işlenmiş et tüketildiği zaman kolon ve rektum kanserinde yüzde 17 artış olduğunu görüyoruz. Bu risk artışı kırmızı ette de neredeyse aynı. 100 gramda 1.17 civarında.” şeklinde açıklama yapıyor Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Merkezi'nde bölüm şefi Dr. Kurt Straif. Kısaca kanser riskine etkisi açısından kırmızı et ile işlenmiş kırmızı et arasında pek fark görünmüyor. DSÖ işlenmiş kırmızı etin kanser riskini arttırdığını açıkladı. Bu doğru. Ama DSÖ kırmızı etin de kanser riskini arttırdığını açıkladı! Yani DSÖ kırmızı eti de tavsiye etmemektedir. Ama insanlar kırmızı etten kolay vazgeçmezler. İşlenmiş etin kanser riskini yüzde 17 arttırdığı verisi korkutucu görünebilir. Bir hesaplama yapalım. Bir insanın kanser olma riskinin %1 olduğunu varsayalım. Bu insan işlenmiş et de tüketmeye başlasın. Kanser riskine %17 eklendiğinde (yani %1'in %17'si eklendiğinde)  kanser riski %1,17'ye çıkıyor. Evet, kanser riski sadece %1,17 oluyor. Artık o kadar korkutucu görünmüyor, değil mi! Günde 10 veya daha az sigara içenlerde akciğer kanser riski 20 kat artıyor. Yani sigara içmek kanser riskini yüzde 2000 arttırır! Bu durumda insanların işlenmiş et endişesi biraz abartılı olabilir mi!

Aslında et endüstrisi sodyum nitritin olası yan etkilerini azaltmak için çeşitli yöntemler deniyor. Et işlemeye askorbat, sodyum eritorbat gibi antioksidanları da dahil ediyor. Örnek olarak E300, E301 verilebilir. Bunlar C vitaminidir. Kanserojen olan nitrözamin oluşumunu önleyeceklerdir. Bu antioksidanların kullanıldığına inanmayanlar güvenilir firmaların ürün içeriklerine bakabilirler! İnsanlar işlenmiş et tüketirken C vitamini de almış olurlar. Bu arada taze ette C vitamini yoktur!

Bazı insanlar için salam, sosis zehirdir. Çünkü onlar işlenmiş ettir. Bu insanlar afiyetle sucuklarını yerler. Sucuklar uzun süre bozulmadan kalabilir. Bu gerçekten harika. Sucuğun raf ömrünün uzun olmasını ve parlak kırmızı rengini korumasını sağlayan şey nedir dersiniz. Bu yine sodyum nitrit kullanılarak sağlanıyor. Sucuğa lezzet iyileştirici gıda katkı maddeleri eklenir ve ısıl işlem uygulanır. O insanlar farkında değildir ama sucuklar da işlenmiş etlerdir!

Laboratuvar ortamında hücrelerin bölünerek çoğalması sağlanabildi. Bir damla kas hücresinin çoğalarak ete dönüşmesi başarıldı! Bildiğimiz ete... Tadı ve protein yapısı gerçek etle aynı! Bu harika bir şey. Elbette bu yeni bir teknoloji. Dolayısıyla bu etin üretimi oldukça pahalı. Ama bu hep böyle kalmayacaktır. Teknoloji gelişim aşamasında. Gelecekte yapay eti üretmek ucuzlayacaktır. Öyle ki hayvan eti üretmekten daha ucuz olacaktır. Dolayısıyla et endüstrisi gelecekte yapay ete yönelmeye başlayacak. Hatta böylece hayvan öldürme zorunluluğu gündemden kalkmış olacaktır! Günümüzde işlenmiş ete bile karşı olan insanlar gelecekte yapay ete alışmakta epey zorlanacaktır!

İlgili Belgeler:
Gıdalarda Nitrat ve Nitrit
BESİNLER İLE NİTROZAMİNLERİN İNHİBİSYONU
DSÖ: Günde 50 gram kırmızı et kanser riskini yüzde 17 arttırıyor
WHO: Salam, sosis gibi işlenmiş etler kanser yapıyor
Sodyum nitrat – Vikipedi
İşlenmiş et - Vikipedi
Et Üretimini Yeniden Keşfetmek – Konferans

Bunlar da İlginizi Çekebilir:
Cep Telefonlarının Sağlığa Etkileri
Mikrodalga Fırınlar Kanser Yapar mı?
Nükleer Santraller



19 Ağustos 2023 Cumartesi

Et Üretimini Yeniden Keşfetmek - Konferans

Ön Açıklama: Bedende bir yer yaralandığında o bölgedeki hücreler bölünerek çoğalır. Yaralanan yeri yeniden oluşturmaya çalışırlar. Et böyle oluşur. Hücreler bölünerek çoğalırlar. Hücrelerin oluşturduğu yapı ettir. Laboratuvarda başarılan şey budur. Hücrelerin bölünerek çoğalmasını sağlayacak ortam oluşturdular. Laboratuvardaki hücreler çoğaldığında ortaya çıkardıkları yapı ettir. Şimdi bunu daha verimli yapmanın yöntemini icat etmeye çalışıyorlar. Geleneksel etten daha ucuza üretmenin yolunu arıyorlar.
Gelecekte bu teknolojinin gelişmesi bekleniyor. Oldukça verimli olması bekleniyor. O zaman geleneksel etten daha ucuza et üretilmesi sağlanmış olacak. Geleneksel et üreten şirketler iflas etmeyecek, sanılanın aksine. Bu yeni teknolojiyi satın alacaklar. Fabrikalarını yeniden uyarlayacaklar. Eti artık bu şekilde üretmeye başlayacaklar, hayvan yetiştirmekle uğraşmak yerine. Yani bu teknoloji, et şirketleri için de oldukça kârlı olacak.

Richard McGeown, Polperro adlı bir balıkçı köyünde Couch’s Great House Restaurant’ın baş aşçısıdır. 2013 yılında tarihte ilk kez laboratuvar et ürünü pişiren kişi olarak tanınmıştır. 2022'de yaptığı bu konuşmasındaki ilginç bölümler şöyledir:


“Gelecek burada. Onu gördüm. Pişirdim ve tadına baktım. Bununla birlikte, potansiyel henüz yerine getirilmedi. 2013 yılında laboratuvarda yetiştirilen eti ilk kez 264.000 € maliyetle pişirdiğimden bu yana, laboratuvarda yetiştirilen et üretimine 140 şirket katıldı.”

“Et üretimini artırma fikrini değerlendiriyorlar ve önemli miktarda fon topluyorlar. Daha geçen yıl, ekili et pazarına 1 milyar dolar kazandırıldı. Ancak et endüstrisinden pazar payı almak istiyorlarsa daha fazla paraya ihtiyaç olacak . Ve bazı en zengin bireylerden ve bazı durumlarda devlet destekli tüm bu finansmana rağmen, hala önemli miktarda daha fazlasına ihtiyaç var.”

“Ancak sürekli artan bir nüfusla, 2050 yılına kadar dünyadaki et üretiminin ikiye katlanması gerekiyor. Şu anda dünya çapında 300 milyon ton et tüketiyoruz. Şimdiye kadar Singapur, çiftlik etlerinin veya hücre kültürlü etlerin kullanımı ve tüketimi için onay verdi . Ve bu yılın ilerleyen zamanlarında, Amerika'daki FDA'nın - Gıda ve İlaç İdaresi'nin - bunu destekleyeceği ve geleneksel olarak yetiştirilen etlerin kök hücre etleriyle yan yana oturmasına ve genel halk tarafından satılmasına ve tüketilmesine izin vermesi umulmaktadır.”

“Ancak bunu 2013'te kişisel olarak pişirmiş biri olarak, nerede olduğumuza hâlâ şaşırıyorum ve idari onaylar için bekleyen tartışma benim için sadece sinir bozucu.”
(FDA, 2022'den itibaren Laboratuvar Eti'nin satışına izin verdi. Artık can sıkıcı değil görünüyor.)

Bu nedenle, konsept kanıtı biftek burgerini pişirirken ve yerken, tadı tamamen normal olmakla kalmadı, aynı zamanda mutfak açısından beni gerçekten cezbeden şey, ürüne koyabileceğimiz yağ miktarını kontrol edebiliyor olmamızdı.”
(Tadı normal etle aynı. Normal etin yağ oranını ayarlanamaz. Ama bu etin yağ oranı ayarlanabilir. Yani normal etten daha sağlıklı.)

“Bu nedenle, dünyadaki obeziteyle mücadele etmek için daha sağlıklı yemekler pişirebilme yeteneği, yağ eklememeye karar vermenin basit bir seçimiydi - tek başına konsept , dengeli bir diyet oluşturmada laboratuvarda yetiştirilen etlere geleneksel olarak yetiştirilen hayvanlara göre bir avantaj sağlıyor.”

Açıkçası, sık sık burgerin tadı ve oldukça yaygın olarak maliyeti soruluyor. Çok para. Ama gerçekten akılda kalan şey, burgerin tadı sığır eti gibi, tipik olarak çok yağsız, çok ince bir et parçasıydı. Bana göre tadındaki tek olumsuz şey, bence laboratuvarda yetiştirilen etin içinde üretildiği büyüme serumundan gelen artık bir tuz olmasıydı . Ancak tadına baktıktan sonra, önümüzdeki birkaç yıl içinde daha fazla etin üretileceğine gerçekten inandım.”

“Onay verildikten sonra, finansal riskler o kadar yükseldi ki in vitro et, NFT'lerin veya gıda üretim dünyasının kripto para birimlerinin eşdeğeri haline geldi ve ilk öncüler için büyük bir zenginlik yarattı. İndirilebilir müzik satışlarının, yeni bir ortama adapte olurken CD satışlarını ortadan kaldırdığı müzik endüstrisinde , plaklar değer kazandı ve değerleri yükseldikçe çok daha fazla takdir edildi. Belki de toplum , aynı bağlamdaki katkılarından dolayı çiftçileri takdir edecek ve geleneksel olarak yetiştirilen ürünleri için daha fazla ödemeye istekli olacaktır.”
(Müzikler CD yerine internetten indirilebilir olarak satın alınmaya başlandı artık. Ama geçiş döneminde insanlar plak almaya başladılar bir süre. Plakların değeri arttı. İnsanlar geleneksel çiftçileri takdir etmek istediklerinden ya da organik olduğunu düşündüklerinden geleneksel etleri almaya bir süre daha devam edeceklerdir. Bu da geleneksel etlerin fiyatlarının yükselmesine neden olacaktır.)

Örneğin, mikrodalga 1940'larda icat edildi ve başlangıçta ellili yılların ortalarında satıldı, ancak çok pahalıydı. Altmışlı yılların ortalarında maliyetler düştü ve yetmişli yılların ortalarında yılda bir milyon mikrodalga satılıyordu.”

Mikrodalga konseptini göz önünde bulundurursak , kendi etimizi kendi mutfağımızda başlatıcı hücrelerden yetiştirdiğimiz fikri bir gerçeklik olabilir. Daha da iyisi, hayal edebileceğimiz hemen hemen her şeyi büyütebiliriz. Ve bu heyecan verici.”
(Gelecekte, başlatıcı hücreler mağazadan satın alınacak. Evdeki makineye konacak. O hücreler çoğalmaya başlayacak. İstediğiniz şekilde et oluşuncaya kadar çoğalacak. İstediğiniz büyüklükte et oluşuncaya kadar çoğalacak. Laboratuvardaki makinelerin fiyatları mikrodalga fırınların fiyatları gibi düşerek erişilebilir olacak.)

Laboratuarda yetiştirilen et başarılı olursa, şeflere yalnızca tekerleği yeniden icat etme şansı vermekle kalmayacak, aynı zamanda tuğla büyüklüğünde bir deniz tarağı fikri gibi, onun yerini alacak. Son anketlerimize göre toplum, laboratuvarda yetiştirilen eti denemeye daha istekli görünüyor ve genel halkın üçte biri artık bunu denemeye istekli.”
(Et yeniden icat edilmiş olacak. Daha verimli bir icat olacak. İstenilen et tuğla büyüklüğünde üretilebilecek.)
(Halkın üçte biri laboratuvarda yetiştirilen eti denemeye artık daha istekli görünüyor.)

“Ancak önümüzdeki 12 ay boyunca, üretimin artması ve üretim maliyeti iddialarının önemli ölçüde azalması nedeniyle daha fazla kişinin laboratuvarda yetiştirilen eti deneme fırsatı bulacağını umuyorum. Artık denemek için çeyrek milyona ihtiyacımız yok.”
(Memphis Meats Şirketi, 2022 yılında 300 doların altında bir fiyata 1 kg Laboratuvar Eti üretmeyi başardı. Şirket, bu fiyatın önümüzdeki yıllarda daha da düşmesini ve geleneksel etle rekabet edebilir hale gelmesini bekliyor!)

“Önceki zaman çizelgesi tahminlerime rağmen, 2024'te bu konuşmayı tekrar yaptığımızda birçoğunuzun laboratuvarda yetiştirilen eti denemiş olacağını düşünmek isterim.”

“Neyse ki, en iyi bilim adamlarımız tekerleği nasıl yeniden icat edeceklerini araştırıyorlar. Bununla birlikte, çevresel açıdan daha sürdürülebilir bir gelecek için çarkların dönmesini sağlayacak olan tüketici satın almalarıdır . Laboratuarda yetiştirilen etin geleceği, eninde sonunda tat ve maliyetin yanı sıra, erken benimseyenlerin gezegen üzerindeki çevresel etkilerine göre değerlendirilecek.”
(Laboratuarda yetiştirilen etin yaygınlaşabilmesi, sonuçta onu benimseyen insanların artmasına bağlıdır.)

“Öyleyse önümüzdeki birkaç yıl içinde bilimin toplum için neler getirebileceğini görelim. Sadece insanlardan yeni şeyler denemeye istekli olmaları istenebilir , çünkü bu gidişle gezegenin yiyecek üretme şeklimizde yeni şeyler denememize ihtiyacı olacak.”


Bunlar da İlginizi Çekebilir:
Temiz Et: Gıda Sektörünün Temiz Enerjisi - Konferans
Yiyecekleri Fabrikalarda Üretmeye Başlamak
Biyoteknolojik Balık ve Yapay Et
Yapay Et - Haber

Temiz Et: Gıda Sektörünün Temiz Enerjisi - Konferans

Girişimci ve yazar Paul Shapiro konuşmasında; hayvansız üretilen gerçek et olan temiz etin, gıda sektöründe bir devrim yaratabileceğini anlatmaktadır. Temiz etin, çevresel, hayvan refahı ve insan sağlığı açısından geleneksel ete göre çok daha avantajlı olduğunu savunmaktadır. Ayrıca, temiz etin nasıl üretildiğini, hangi zorluklarla karşılaştığını ve gelecekteki potansiyelini de paylaşmaktadır. Konuşmasındaki ilginç bölümler şöyledir:


“Bu balinalar için birincil sorun, vücutlarının lambalarda yakmak ve devasa bir küresel balina avcılığı imparatorluğu oluşturmak için mükemmel olan çok miktarda yağ içermesiydi . Ve hiçbir ulus Amerika kadar balina avcılığına takıntılı değildi. New Bedford, MA, "Dünyayı aydınlatan şehir" olarak tanındı ve denizlerde balina avcılığından elde edilecek muazzam servetler vardı . Dünyanın her yerinde, bu tür zıpkınlar evlerimizi aydınlatmakla eşanlamlı hale geldi. Balina avcıları o kadar acımasızca verimliydiler ki, dünya çapındaki balina popülasyonlarına ciddi bir zarar verdiler ve sektörlerindeki pek çok kişinin çabalarının sürdürülebilirliği konusunda endişelenmesine neden oldu.”
(19. yüzyılda lambaları yakmak için balina yağı kullanılıyordu.)

Abraham Lincoln'ün Birliği kurtardığı sıralarda, Abraham Gesner'ın da balinaları kurtardığı ortaya çıktı. Gesner haçlı bir çevreci miydi? Hayır. O , gazyağının patentini almış ve ticarileştirme sürecinde olan ve evlerimizi aydınlatmak için daha temiz, daha verimli bir yol sunan Kanadalı bir jeologdu . Aslında gazyağı, balina yağına o kadar üstün bir alternatifti ki, Gesner'ın patentini almasının ardından 30 yıl içinde, Amerika'nın balina avcılığı filosunu yüzde 95 oranında küçülterek, bunun gibi zıpkınları sadece geçmiş bir dönemin kalıntıları haline getirerek yok etti.”
(Sonra icat edilen gazyağı enerji açısından balina yağından çok daha üstündü. Böylece balinalar kurtulmuştu!)

Görüyorsunuz, yemek için hayvan yetiştirmek, bugün dünyamızın başına bela olan pek çok çevre sorununun merkezinde yer alıyor . Birleşmiş Milletler, hayvan tarımının tüm arabalarımızın, kamyonlarımızın, teknelerimizin ve uçaklarımızın toplamından daha fazla sera gazı emisyonuna katkıda bulunduğunu bildiriyor. Aynı zamanda yağmur ormanlarının tahribinin, havanın, suyun ve toprağın bozulmasının önde gelen nedenlerinden biridir ; ve tüm bunların üzerine, bu sadece yiyeceğimizi üretmenin fena halde verimsiz bir yolu.”
(Yiyecek için hayvan beslemek aslında oldukça verimsizdir.)

Sorunu bir perspektife oturtmak için, yerel süpermarketinizin kümes hayvanları reyonunda yürüdüğünüzü hayal edin. Şimdi satın almayı düşündüğünüz bir tavuğu hayal edin ve hemen yanında bir galonluk plastik bir sürahi su var. O sürahiyi sökün ve tüm galonu yere boşaltın. Ve şimdi, bunu binlerce kez daha yap. Bu , tek bir tavuğu kabuktan rafa taşımak için ne kadar su gerektiğiyle ilgili , benzer miktarlarda bitki bazlı protein üretmek için gerekenden çok daha fazla . Diğer bir deyişle, aileniz için tek bir tavuk yemeğini atlayarak daha fazla su tasarrufu sağlarsınız , altı aylık duşları atlamaktansa.”
(Sadece tek bir tavuk yetiştirmek için bile çok fazla su harcanır.)

“Et tüketimi, küresel olarak artıyor; Çin, Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler daha çok Amerikalılar gibi yemek yemeyi arzuluyor - bu, et, yumurta ve süt ürünleri ağırlıklı bir diyet. Nüfusumuzun 2050 yılına kadar milyarlarca artacağı tahmin edildiğinden, durum oldukça vahim görünüyor. Gezegenimiz yeterince büyük değil et merkezli bir diyetle milyarlarca daha fazla tüketiciyi sürdürmek. İklim değişikliği çok büyük olacak, ormansızlaşma çok şiddetli olacak, su kullanımı çok azalacak ve çiftlik hayvanlarının zarar görmesi de ciddi bir endişe kaynağı olacak.”

Ya tıpkı gazyağının balinaları kesmeden evlerimizi aydınlatmamızı sağlaması gibi , insanların canı çektiği eti hayvanları yetiştirip kesmeden yemelerini sağlayacak bir teknolojik yenilik olsaydı ? Bazı girişimcilerin şimdi tam olarak bunu yaptığı ortaya çıktı. Bugün inanılmaz bir devrimin başlangıcına tanık oluyoruz : temiz et devrimi. Sorun çok fazla çiftlik hayvanıysa, çözüm o hayvanların kendilerinde, hücrelerinde olabilir.”
(Lamba için balina yağına çok daha iyi alternatif bulunması gibi, et sağlamak için hayvan yetiştirmek yerine çok daha iyi bir alternatif gelişiyor!)

(Artık bir hayvanın hücresinin çoğalması sağlanarak et üretilebiliyor. Sahte değil gerçek bir et!)
“Büyüyen bir nüfusu beslemek için, hayvan tarımı ile büyümek yerine, şimdi bazıları küçülmeye başlıyor, hücresel tarım, gerçek hayvan etleri ve diğer hayvansal ürünler gibi gıdaların kesim yerine doğrudan hücrelerden yetiştirilmesi süreci. . Emin olmak için, bu ete bir alternatif veya ikame değildir. Hayvan olmadan basitçe yetiştirilen gerçek hayvan etlerinden bahsediyoruz. Bilim kurgu gibi gelebilir, ama gerçekten de artık bilim gerçeğidir.”

Bir tavuktan susam tanesi büyüklüğünde biyopsi alarak, bu hücrelerden gerçek tavuk nuggetları yetiştirebilir ve o tavuğun ayaklarınızın dibindeki çimleri canlı ve sağlıklı bir şekilde gagaladığı sırada onları onun önünde yiyebilirsiniz.” (Gülüşmeler)

(Yeni bir evcilleştirme keşfediliyor.)
“Binlerce yıl önceki ilk evcilleştirmede atalarımız , yiyeceklerimizi nasıl ürettiğimiz üzerinde daha fazla kontrol uygulayarak vahşi hayvanları yetiştirmeye ve tohum ekmeye başladılar. Bugün, bu kontrolü hücresel düzeye indiriyoruz. Atalarımız vahşi hayvanları evcilleştirip besi hayvanı haline getirirken, bugün biz bu hayvanların hücrelerini evcilleştirmeye başlıyoruz. Ve bir ineğin tek hücresinden bütün bir köyü beslemeye yetecek kadar sığır eti yetiştirebilirsin. Ve bu gelen ikinci evcilleştirmenin hikayesi uysal olmaktan başka her şeydir.”
(Tek bir hücrenin çoğalması sağlanarak, bir köyü besleyebilecek kadar çok ete dönüşebilir.)

1931'de Winston Churchill, bu yenilikçilerin ortaya çıkacağını kehanet etti. Geleceğin İngiltere Başbakanı , 50 yıl sonra dünyanın nasıl görünebileceğini tahmin eden bir denemede, gerçekten istediğimiz parçaları basitçe büyütebildiğimizde, bütün hayvanları yetiştirme saçmalığını terk edeceğimizi öne sürdü . Elbette, zamanlaması birkaç on yıl sonra olabilir, ancak öngördüğü devrim şimdi tüm hızıyla, girişimlerle - bazıları Bill Gates ve Richard Branson gibi milyarder yatırımcılar ve hatta Cargill gibi et devleri tarafından destekleniyor - şimdi Churchill'in vizyonunu gerçeğe dönüştürmek için yarışıyor.”

“Ve eğer başarılı olurlarsa, şaşırtıcı derecede daha az sera gazı emisyonu, daha az toprak ve daha az su ile gerçek hayvansal ürünler üreteceklerinden , sonuçlar şaşırtıcı olabilir.”

Bir düşünün: Şu anda mutfaklarımızda çiğ ete neredeyse zehirli atık gibi davranmamız konusunda uyarıldık. Neden? Çünkü dışkı, E.Coli, Salmonella, Campylobacter ile dolu. Bunlar, etimizin pisliğini tam anlamıyla pişirmezsek bizi hasta edebilecek bağırsak patojenleridir.” (Gülüşmeler)

Ama temiz et yetiştirirken bağırsaklara ihtiyacınız yok! Sadece gerçekten istediğin kasları geliştirirsin. Bu patojenik bakteri eksikliği, onu yemeyi daha güvenli hale getirmekle kalmaz, aynı zamanda temiz etin geleneksel etten çok daha yavaş bozulduğu anlamına gelir . Bu şirketler , pek çok gıda güvenliği uzmanının bu konuda çok hevesli olduğu bir gıda devrimi gerçekleştiriyor.”
(Geleneksel et aslında oldukça pistir. Bu yüzden pişirmek gerekiyor. Oysa laboratuvarda hücrenin çoğalması sağlanarak et oluştururken ortamda patojenik bakteri yoktur.)

“Elbette başka bir soru daha var, o da şu: İnsanlar bunu gerçekten yiyecek mi? Yani, tadı nasıl? Gezegendeki herhangi bir insandan daha fazla çeşitte temiz hayvan ürünü yemiş olabileceğimi söylemekten gurur duyuyorum.”

Ev sahibim, Modern Meadow girişiminden Andras Forgacs, o zamanlar biftek cipsi dediği şeyi yetiştiriyordu. Onları patates cipsi gibi düşünün ama sığır etinden yapılmış. O zamandan beri çabalarını yalnızca deriye odaklamaya devam etti. ama o zamanlar, Andras bir inekten tek tek hücreler alıyor ve bu biftek cipslerini laboratuvarında yetiştiriyor, mangalda pişiriyor ve kurutuyor, ince kurutulmuş et parçaları gibi görünmelerini sağlıyordu. Bana cömertçe biftek cipslerinden bir örnek sunarak beni şaşırttı ve tabii ki kabul ettim. Ne bekleyeceğimden pek emin değildim ama o biftek parçasını dilime koyduğumda ağzım sulanmaya başladı. Çiğnedim, beğendiğimi söyledim ve itiraf etmeliyim ki keşke daha fazla olsaydı.”

(Pek çok insan laboratuvarda oluşturulan ete itiraz edecektir; “Bu doğal değil” diyeceklerdir. Peki, alışık oldukları geleneksel etler nasıl üretilmektedir acaba!)
Bir hayvanın etini o hayvanın vücudunun dışında büyütmek, bu doğal değil mi? Pekala, şu anki et üretimi yöntemlerimizin ne kadar doğal olduğunu düşünmek için bir an durup hızlıca düşünmemiz için iyi bir zaman olabilir. Tek bir örnek olarak tavuğu ele alalım. Bugün Amerika'da yediğimiz tavuğun neredeyse tamamı fabrika çiftliklerinde çürüyen, kendi dışkılarında yaşayan, güneşi sırtlarında hiç hissetmeyen, çimenlere ayak basmamış, antibiyotikler gibi ilaçlarla dolup taşıyorlardı, genetik olarak o kadar büyük ve o kadar hızlı büyümek üzere seçilmişlerdi ki, birçoğu kendi doğal olmayan kütlelerinin altında çökmeden önce birkaç adımdan fazlasını atamıyordu . Ve nihayet kesime götürüldüklerinde, diyelim ki, bunu duymamayı tercih edersiniz. Dolayısıyla , mevcut et üretim yöntemlerimizin çoğunun ne kadar doğal, sürdürülemez ve insanlık dışı olduğunu düşündüğümüzde , temiz et birdenbire doğal olarak tercih edilen bir seçim gibi görünüyor.”

“Bazı açılardan eskilerin doğal buz endüstrisini akla getiriyor. 19. yüzyılda, balinalar zıpkınlardan kaçarken, kuzey göllerinden devasa doğal buz blokları sürükleniyordu. onları dünyanın her yerine, tüketicilerin buz olmadığı daha sıcak iklimlere göndermek . Pekala, endüstriyel soğutmanın ortaya çıkışına girin ve birdenbire, sadece önünüzdeki yerel suyu soğutarak buz üretmenin çok daha verimli bir yolunu buldunuz. Pekala, doğal buz endüstrisi bu teknolojik yeniliğe çok kızdı, sözde yapay buza karşı sövdü ve tüketicileri bu yapay buzu kullanmanın doğal olmadığı ve hatta belki de güvensiz olduğu konusunda uyardı. O zamanki ironi, yapay buzun aslında çok daha güvenli olmasıydı çünkü dondurulmadan önce kaynatılmış veya başka bir şekilde filtrelenmiş su kullanıyorlardı. oysa sanayi devriminden bu suyu aldıkları göllerde dışkılayan atlar tarafından kirletilen göllerden doğal buz toplanıyordu . Ve bugün, neredeyse her birimizin evinde yapay bir buz makinesi var - onlara dondurucu diyoruz. Bunda doğal olmayan bir şey olduğunu düşünmüyoruz; aslında, muhtemelen onsuz yaşamayı düşünmezsiniz bile.”

Bu temiz et girişimlerinin hazırlamakta olduğu devrim nedeniyle , yakında Winston Churchill'in tasavvur ettiği geleceğin tadına varabiliriz . O gelecekte mümkün mü, Bir fabrika çiftliği bize, günümüzde bir balina gemisinin göründüğü kadar arkaik görünebilir mi? Bir gün bir mezbaha bıçağı teknolojik olarak ilkel bir geçmişin kalıntısı gibi görünebilir mi ? Hayal etmesi o kadar da zor değil bence. Ve ben, öncelikle, her birinizle o temiz, daha yeşil, daha sürdürülebilir, daha insancıl geleceği tatmak için sabırsızlanıyorum.


Bunlar da İlginizi Çekebilir:
Et Üretimini Yeniden Keşfetmek - Konferans
Yiyecekleri Fabrikalarda Üretmeye Başlamak
Biyoteknolojik Balık ve Yapay Et
Yapay Et - Haber

29 Mayıs 2023 Pazartesi

Yeni Devrim

Önceki üç sanayi devriminde olduğu gibi, bu dördüncü devrim de yalnız iş dünyasını değil, günlük yaşamı da değiştirecek. Dünyamız ve yaşama biçimimiz sonsuza kadar değişecek; üstelik çoğu kişinin algıladığından daha büyük ölçüde.

Bununla birlikte, yapay zekâ ile dünyaya etkisinin boyutlarını kavrayanlar da var. Google, Amazon ve Microsoft gibi teknoloji devlerinin bunlar arasında bulunduğu açık. (Örneğin Google’ın kurucu ortaklarından Sergey Brin, yapay zekâyı, “Yaşamım boyunca tanık olduğum, bilişimdeki en önemli gelişme” olarak tanımlıyor.) Ancak iş dünyasının ötesine bakarsak, günümüz siyasi liderlerinin de yapay zekânın derin etkisine vurgu yaptıklarını görebiliriz.

ABD’de Donald Trump yönetiminin yayınladığı bir metinde, “yaşamımızın her alanını iyileştirebilecek yeni teknolojik devrimlerin eşiğindeyiz” deniyordu. (Beyaz Saray, Obama zamanında da yapay zekânın stratejik önemine vurgu yapan raporlar yayınlamıştır.) Rusya devlet başkanı Putin, yapay zekâyı “yalnız Rusya’nın değil, tüm insanlığın geleceği” olarak tanımladıktan sonra, “Bu alanda liderliği ele geçiren ülke, dünyanın hakimi olacaktır” diye devam etti. Bu sırada Çin, 2030’a kadar dünyanın yapay zekâ lideri olma yönünde son derece tutkulu planlar yapıyor.

Bu siyasi liderler turnayı gözünden vurmuşlar. Zira şimdiden yapay zekâ günlük yaşamlarımızla iç içe geçmiş durumda ve çoğu zaman onu farkında bile olmadan kullanıyoruz. Telefonunuzdan bir e-posta ya da mesaj göndermeye kalktığınızda, AI sayesinde yazmak istediklerinizi algılayarak ekrana getiren sistem devreye girer. Evinizde, AI sayesinde Alexa ne istediğinizi anlar ve akıllı karşılıklar verir. Temassız kredi kartıyla ödeme yaparken bankanız, doğru tahmin ettiniz, AI sayesinde işleminizi dolandırıcılık olasılığına karşı güvenlik taramasından geçirir.

Gelecekte yaşamlarımız daha çok akıllı ürün ve AI güdümlü hizmetle dolacak. Günlük görev ve faaliyetlerimizin çoğu şu ya da bu şekilde AI içerecek. Giyilebilir sağlık izleme araçları hayati belirtilerimizi takip ederek olası rahatsızlıkları saptayacak. (Google, üzerine oturan kişinin tansiyonunu ölçebilen bir klozetin patentini aldı.) Evlerimiz, yorucu bir iş gününün ardından eve geldiğimizde ruh halimizi algılayarak ışık düzeni ve müzik sistemini ayarlayabilecek. Otomobillerimiz, biz direksiyona hiç elimizi sürmeden, bizi bir yerden başka bir yere götürebilecek. Yiyeceklerimiz laboratuvarlarda yetiştirilecek ve gereksinimlerimize göre ayarlanacak. Çocuklarım, cep telefonu olmadan nasıl yaşayabildiğimize bugün nasıl hayret ediyorsa torunlarımızın çocukları da geçmişe baktıklarında, yiyecek elde etmek için hayvanları öldürmemize öyle şaşacak.

Ve bunlar sadece hayal edebildiklerimiz. Hayal edemediğimiz daha o kadar çok şey var ki. Yapay zekâ devriminin inanılmaz gücü buradan geliyor.

Alıntı: Yapay Zeka Devrimi


Sosis, salam, sucuk gibi laboratuvarda işlenmiş etleri doğal görmeyen insanlar vardır. Gerçi sucukla çok daha erken tanıştıkları için alışmış insanlar çoktur. Dolayısıyla sucuk onlara doğal gelmektedir. Laboratuvarda et oluşturulması da çoğu insana doğal gelmez. Et yemek için hayvanların canını almak bugün normal geliyor. Ama gelecekte çok daha az normal gelmeye başlayacak. Laboratuvarda hayvan hücrelerinin çoğalması sağlanarak et yetiştirmek artık mümkün. Herkesin gereksinimlerine uygun etler yapabilmek için, gelecekte hücrelerin genleri değiştirilebilecek. Belki daha yüksek proteinli, ağız tadına daha uygun etler sağlanabilecek. Yani, gelecekte canlı hayvanın etine alternatif akıllı teknoloji de yaygınlaşmış olacak.


Bunlar da İlginizi Çekebilir:
Robot Sophia'nın yapılmasına yardım ettim. Bu 5 nedenden dolayı Yapay Zekadan korkmamalıyız
Konferans: Ray Kurzweil: Hibrit düşünmeyehazır olun
Yapay Zeka Çağı Başladı
YiyecekleriFabrikalarda Üretmeye Başlamak