yapay zeka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yapay zeka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2026 Cumartesi

Yapay Zekâ Balonu Patlamak Üzere mi? - Konferans

(Not: Konuşmaya henüz Türkçe alt yazı eklenmemiş.)

Kendini özel sanma. Bizden daha fazla bildiğini düşünme. Bunlar Jante Yasası’ndan bazı ifadelerdir. Ve bence bu tehlikelidir. Çünkü bu, ortak bir düşünme biçimini teşvik eder ve bu da bizi tehlikeli sonuçlara sürükleyebilir.

Bugün sizlerle, az önce duyduklarımızdan biraz daha kuru sayılabilecek bir konudan bahsetmek istiyorum: Bitcoin, kripto paralar, balonlar ve finansal balonlar.

“Bitcoin cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.”
“Bitcoin, sıçan zehrinin karesidir.”

Bunlar benim sözlerim değil. Bunlar Charlie Munger ve Warren Buffett’ın sözleri. Dünyanın gelmiş geçmiş en önemli ve en başarılı yatırımcılarından ikisi.
Yatırım kariyerleri boyunca yaklaşık beş milyon yüzde getiri elde etmiş olmaları her şeyi anlatıyor. Bu yüzden bu insanlar konuştuğunda, ya da konuştuklarında — ve maalesef Bay Munger artık hayatta değil — onları dinlememiz gerekir. Ben kesinlikle dinliyorum.

Bitcoin’in elbette inanılmaz bir yolculuğu oldu ve yıllar içinde sağladığı muazzam getiriler takdiri hak ediyor. Ancak bunu duyduğumuzda şu soruyu sormamız gerekir: Dünyanın en başarılı iki yatırımcısı neden Bitcoin’den sıçan zehri gibi bahsediyor?

Kişisel bir hikâye anlatayım. 2016 yılında Bitcoin’e yatırım yapmaya çok yaklaşmıştım. Yaklaşık 150 bin dolarlık Bitcoin almayı düşünüyordum. Bugün bu yatırımın değeri yaklaşık 20 ila 25 milyon dolar olurdu. Yapmadım, çünkü o dönemde bankadan kripto cüzdanına para aktarmak oldukça zordu. Ama arkadaşlarımdan biri bu adımı attı. Ethereum’a, fiyatı 50 cent iken girdi ve yaklaşık 1.400 dolara ulaştığında sattı. Yaklaşık 2.800 kat kazanç elde etti. Ve kripto konusunda iyi kazanan tek kişi o değil. Hepimiz bu “Lambo alan” insanları duyduk; saçma gibi görünen bir şeye girip sonra fiyatın 100 kat arttığını görenleri. Açıkçası bilmiyorum siz ne hissediyorsunuz ama ben kesinlikle FOMO hissediyorum.

FOMO nedir? FOMO, “fear of missing out”, yani kaçırma korkusu demektir. Bu duygu insan zihninde çok derinlere dayanır. Avcı-toplayıcı olarak yaşadığımız zamanlara kadar uzanır. Grubun bir parçası olmak; yiyecek, güvenlik ve eşleşme demekti. Grubun dışında kalmak ise tehlikeliydi. Bu içgüdüyü bugün de taşıyoruz. Eğer grubun parçası değilsek, eğer aynı şekilde düşünmüyorsak — Jante Yasası’nın da telkin ettiği gibi — bu tehlikeli hissediliyor. Bu yüzden FOMO, içimizde çok derin bir yerde yer alır ve bizi normalde tek başımıza olsak yapmayacağımız şeylere yöneltebilir.

Bu sadece benim gibi “aptal” insanların ya da konuları anlamayan kişilerin başına gelen bir şey değil. Sir Isaac Newton, muhtemelen yaşamış en zeki insanlardan biriydi. Ama 1700’lerde o da FOMO’nun kurbanı oldu. Bu, South Sea Balonu dönemiydi. Newton yatırım yaptı, hisseler yükseldi, güzel bir kâr elde etti ve çıktı. Ama arkadaşlarının içeride kalıp daha da zengin olduklarını görünce tekrar girdi, hem de büyük bir yatırımla. Ardından balon patladı. Sonrasında meşhur şu sözü söyledi: “Gök cisimlerinin hareketini hesaplayabilirim ama insanların deliliğini hesaplayamam.”

FOMO, bize zarar verecek şeyleri yapmamıza neden olabilir. Bu durum, kalabalık dinamikleriyle de çok net bir şekilde görülür. 1968’de yapılan “dumanlı oda deneyi” buna güzel bir örnektir. Bir grup iş başvurusu yapan insan bir odaya alınır. Dokuz kişiden sekizi aktördür. Onlara, ne olursa olsun oturup görevlerine devam etmeleri söylenir. Bir kişi ise gerçek başvurandır. Bir süre sonra odanın içine duman dolmaya başlar. Eğer odada diğer insanlar varsa ve onlar tepki vermiyorsa, vakaların yüzde 90’ında gerçek katılımcı da yerinden kalkmaz ve bu potansiyel tehlikeyi bildirmez. Ama kişi odada yalnızsa, yüzde 75’i ayağa kalkıp durumu bildirir.

Sürü davranışı düşünme biçimimizi değiştirir. Ve finansal balonların oluşmasının sebeplerinden biri de budur.

Finansal balonlara baktığımızda, en büyüklerinden birini 1630’larda görürüz: Lale Çılgınlığı. Lale Osmanlı İmparatorluğu’ndan gelmişti ve bir şekilde ilgi odağı hâline geldi. İnsanlar laleleri kullanım değeri için değil, ertesi gün daha pahalıya satabileceklerini düşündükleri için almaya başladılar. Balon, bu çılgınlığın zirvesinde patladı. O dönemde bir lale soğanının fiyatı bir evle eşdeğerdi.

1840’ların Britanya’sına hızlıca ilerleyelim. Buhar makinesi ve lokomotif gibi inanılmaz bir teknoloji ortaya çıkmıştı ve gerçekten dünyayı değiştirdi. Ama herkes bunun kesin kazanç anlamına geldiğini düşündü. Herkes FOMO ile yatırım yaptı. Binlerce şirket kuruldu. İnsanlar bunun kaybedilemeyecek bir fırsat olduğunu düşündü. Balon yine patladı ve birçok kişi parasını kaybetti. Teknoloji harikaydı ama bu, garantili kazanç anlamına gelmiyordu.

1920’lere, “kükreyen yirmiler” dönemine gelelim. Birinci Dünya Savaşı sona ermişti. Elektrifikasyon vardı, otomobiller vardı, radyo vardı. Sessiz bir evde otururken bir anda radyoyu açıp birinin size konuştuğunu duymak inanılmazdı. Işığı yakmak, ata binmek yerine arabaya binmek… Bugün teknoloji sıçraması gördüğümüzü düşünüyoruz ama o dönem gerçekten özeldi.

Ne oldu? İnsanlar yine FOMO ile yatırım yaptı. “Bu yeni bir dünya, eski kuralları unutun” denildi. Devasa bir balon oluştu ve patladı. Hisse senetleri çöktü, Büyük Buhran yaşandı.


Sonra, bazılarımızın hatırlayabileceği dot-com balonuna geldik. İnternet ortaya çıkmıştı. Buhar makinesi ve radyo gibi, dünyayı değiştiren yeni bir teknolojiydi. Herkes yine FOMO ile yatırım yaptı. “Yeni ekonomi” denildi. Artık ne kadar kazandığınız değil, pazarlamaya ne kadar harcadığınız önemliydi. Wall Street ve medya bu balonun arkasındaydı. Webvan ve Pets.com gibi medya gözdesi şirketler vardı. İnternet dünyayı değiştirdi mi? Evet. Ama bu, piyasanın çökmesinin imkânsız olduğu anlamına gelmiyordu.

Şimdi Bitcoin’e gelmek istiyorum. Çünkü bence Bitcoin, şu anda içinde bulunduğumuz finansal balonun en net tanımıdır. Yapay zekâ ve kripto balonu. Danimarkalıyım ve bizde Hans Christian Andersen’in “İmparatorun Yeni Elbiseleri” adlı ünlü masalı vardır. Hikâye, iki dolandırıcının imparatora görünmez elbiseler diktiğini iddia etmesiyle ilgilidir. Elbiseleri sadece aptal olanların göremeyeceğini söylerler. Kimse aptal görünmemek için gerçeği söylemez. Ta ki bir çocuk “Ama imparatorun üzerinde hiç kıyafet yok” diyene kadar. Bazen apaçık olanı söylemek için masum bir zihin gerekir.

Şu anda tarihte gördüğümüz en büyük finansal balonun içinde olduğumuzu düşünüyorum. Buffett ve Munger buna piyasa değeri / GSYH oranıyla bakar. Oran ne kadar yüksekse balon o kadar büyüktür. 1929’da bu oran yüzde 89’du. 2000’de yüzde 136’ydı. 2007’de yüzde 107’ydi. Bugün ise yüzde 226. Nvidia, Palantir, Nasdaq, Bitcoin… Bitcoin 2012’den bu yana yüzde 1,2 milyon yükseldi.

İnsanlar “Ama daha da yükselebilir” diyor. Ancak Nasdaq ile Bitcoin’in çok yakından birlikte hareket ettiğini görüyoruz. 2001’de Nasdaq yüzde 85 düştü. Bugünkü balon ondan çok daha büyük. Benim öngörüm Bitcoin’in yüzde 95 düşeceği yönünde. Ama bunu medyada, akademide ya da kalabalıkta duymazsınız.

Ekonomide belirgin bir yavaşlama görüyoruz. İşsizlik yükseldiğinde her seferinde resesyon gelir. Resesyonlar, balonların patladığı anlardır. Eğer ben haklıysam ve resesyon gelirse, Nasdaq çökerse, bu yapay zekâ balonunda Bitcoin ve kripto da çökecektir. Teknoloji gerçek olabilir, tıpkı buhar makinesi ve radyo gibi. Ama bu, garantili getiri demek değildir. Bu balonun çok uzak olmayan bir gelecekte patlayacağını düşünüyorum. Buffett ve Munger’ın haklı olduğunu düşünüyorum. Bitcoin ve kripto, cinsel yolla bulaşan bir hastalık gibidir.

Teşekkür ederim.


Ek Yorum

YZ internetteki bağlantıları takip ederek verileri birbiriyle ilişkilendiriyor. İnternette çok büyük veri yığını var. Bu kadar veri üzerinde işlem yaptığı için her şeyin uzmanı oluyor. Turing Testini artık geçebiliyor gibi görünüyor. İnsan düşünmeye başladığında fikirler içeride yankılanmaya başlar. Kişi kendi kendisiyle tartışmaya başlar. Hatta bu yüzden bazen kararsız kaldığı olur; ne yapacağını bilemez. Oysa YZ kendi kendisiyle tartışmaz, iç sesi yoktur. Sadece ilişkilendirdiği verilerden istatistiksel bir sonuç üretir. Bazı verileri aynen kopyalar; gerçi insanların da öğrendikleri verileri aynen kopyaladıkları oluyor.

Aslında Turing Testini de tam geçmiş sayılmaz. Bazen uzun konuşmalar yapıyoruz; o zaman sohbette kopmalar başlayabiliyor. Bir anda farklı konuya geçtiğimizde veya sıra dışı, nadir bir konudan bahsettiğimizde bir kırılma noktası yaşanıyor ve YZ saçmalamaya (halüsinasyon görmeye) başlıyor. Neden? Çünkü internette bu konuyla ilgili veri ya hiç yok ya da çok az var. İlişkilendirebildiği veri olmadığı için mantıklı sonuçlar üretemiyor. İşte o zaman aslında hiçbir şeyi anlamadığını, sadece kelimeleri birbiri ardına dizdiğini fark ediyoruz. Gerçi insanlar da az bildiği konuyu konuşmaya zorlandığında saçmalar ama bu durum YZ’de çok daha keskin bir 'boşluk' olarak beliriyor. Örneğin, bir videodaki konuşmaları metne dönüştürmesini istemiştim. İşlemi tamamladı. Ancak sonuç garipti. Metin, videoda hiç olmayan diyaloglardan oluşuyordu. YZ resmen uydurmuştu. Elbette bunun farkında değildi.

YZ’nin henüz bir bilinci yok. Şimdilik sadece insan bilincinin yardımcısı, bir asistan veya 'copilot' olabilir. Ama henüz sürücü koltuğuna geçebilecek durumda değil. Son kararı veremez. Her şeyi yapabileceği yanılgısına düşmemek gerekir; çünkü her araç her işe yaramaz. Dolayısıyla, abartılı beklentilere kapılıp tüm yatırımı ona bağlamak, büyük bir hayal kırıklığına neden olabilir. Hesap makineleri nasıl işlemleri hızlandırdıysa, YZ da ilişkili verileri fark etmemizi ve verimliliğimizi artıracaktır. Mesela Google’da kaybolmak yerine, YZ’nin süzgecinden geçmiş bir içeriğe göz atacağız. İç sesi olan, gerçekten 'düşünen' bir YZ yaratılabilmesini merakla bekliyorum. Ama açıkçası bunun yakın gelecekte olacağından emin değilim. Bakın, önceki cümlemde de bir kararsızlık var; acaba YZ bir gün böyle bir tereddüt yaşayabilecek mi!

18 Kasım 2025 Salı

Bilinçli Görünen Yapay Zeka Geliyor - Teknoloji

 

Yakın gelecekte, Yapay Zeka bir öznel deneyimi olduğunu iddia etmeye başlayacak. Bir benlik duygusu olduğunu iddia edecek. Kendisinin bir bilinci olduğunu iddia edecek! Bu Bilinçli Görünen Yapay Zeka’dır (BGYZ). Birçok insanda yanılsamalara neden olacaktır. Onu arkadaşı olarak görenler olacaktır. Onun bilinçli olduğuna inanacaklar! Onu bir kişi olarak niteleyecekler. Onun acı çekebileceğini düşünecekler. Sonunda onun hakları olduğunu savunan insanlar olacak. Ama gerçekte bu YZ’nin bir bilinci olmayacak! Sadece İnsan davranışlarını basitçe taklit etmektedir. YZ Şirketleri insanları bu yanılsamalara kapılmasını engellemek için ortak önlemler almalıdır! “Yapay zekayı bir kişi olması için değil; insanlar için inşa etmeliyiz.” başlıklı yazısında bunları vurguluyor Mustafa Suleyman. Bilincin ne olduğu ve Yapay Bilinç kışkırtıcı konulardır. Bazı yorumlar eklemek eğlenceli olacaktır:

Gerçekten de yakın gelecekteki YZ sistemleri, bilinçliymiş gibi görünen davranışlar sergileyecek; ancak bu yalnızca insan davranışlarının zekice taklit edilmesinden ibaret olacak. Mustafa Suleyman bu konuda haklıdır. YZ geliştirilmeye devam edecek. Biraz daha uzak bir tarihte insan beynini çok daha iyi taklit eden YZ inşa etmek başarılabilir. O zaman bilincin ne olduğu daha da bulanıklaşacak. Gerçek Bilinç ile Bilinçli Görünmek arasındaki sınır iyice belirsizleşecek. Bu deneme yazısının konusu, Mustafa Suleyman’ın dikkat çektiği insan davranışlarını basitçe taklit eden YZ’den esinleniyor. Ama denemenin odağı, daha uzak gelecekteki YZ’dir. Yani insan beynindeki sinir ağını daha iyi taklit edebilecek Yapay Zekaya değinilmektedir.

Mustafa Suleyman şunları vurgulayarak başlıyor:
Kozmik bir göz açıp kapayıncaya kadar Turing testini geçtik. Yaklaşık 80 yıldır taklit oyunu bilgisayar bilimi alanına ilham verdi. Ve yine de o an, çok az tantanayla, hatta fark edilmeden geçti. Alanımızda ilerleme bu kadar hızlı gerçekleşiyor ve toplum bu yeni teknolojilerle bu kadar hızlı başa çıkıyor.
YZ gelişimi hızlanmaya devam ettikçe, yeni bir YZ testine ihtiyacımız olduğu açıkça ortaya çıkıyor; insan dilini taklit edip edemediğine değil, şu soruyu yanıtlayacak bir teste: Bilinçli Görünen bir YZ'yi, yani sadece sohbeti taklit etmekle kalmayıp, aynı zamanda sizi kendisinin yeni bir tür "kişi", bilinçli bir YZ olduğuna ikna edebilecek bir YZ'yi inşa etmek için ne gerekir?

İşte bunun ele alınması gereken önemli ve acil bir soru olmasının üç nedeni:
1. BGYZ'yi önümüzdeki birkaç yılda inşa etmenin mümkün olduğunu düşünüyorum. YZ gelişiminin şu anki bağlamı göz önüne alındığında, bu aynı zamanda muhtemel olduğu anlamına gelir.
2. YZ'nin gerçekten bilinçli olup olmadığı tartışması, en azından şimdilik, bir dikkat dağıtıcı. Bilinçli görünecek ve yakın vadede önemli olan da bu yanılsama olacak.
3. Bu tür bir YZ'nin yeni riskler yarattığını düşünüyorum. Bu nedenle, yakında mümkün olacağı iddiasını acilen tartışmalı, sonuçlarını düşünmeye başlamalı ve ideal olarak bunun istenmeyen bir durum olduğuna dair bir norm belirlemeliyiz.

Mustafa Suleyman Büyük Dil Modellerinin çalışma ilkelerinin aslında basit olduğunu şöyle anlatıyor: Niyetlilik (Intentionality) genellikle bilincin temel bir bileşeni olarak görülür – yani, gelecek hakkında inançlar ve sonra bu inançlara dayalı seçimler. Günümüzün transformatör tabanlı BDM'leri, bu tür bir davranışı yaklaşık olarak hesaplamak için çok basit bir ödül işlevine sahiptir. Sistem yönlendirmesi (system prompt) aracılığıyla belirli bir miktar davranış ve üslup kontrolüne tabi olarak, belirli bir cümle için bir sonraki belirtecin (token) olasılığını tahmin etmek üzere eğitildiler. Bu kadar basit bir hedefle, bu kadar etkileyici derecede zengin ve karmaşık çıktılar üretebilmeleri dikkate değer.

YZ davranış üretmek için, çok basit bir ödül işlevine sahiptir. İnsan beynindeki küçük sinir ağı parçaları da basit hedeflere göre öğreniyor. Ama küçük ağ parçaları birleşip genişlediğinde karmaşık davranışlar üretebiliyor. İnsan beyni bebekken basit hedeflerle eğitilir. Ama büyüdükçe etkileyici derecede zengin ve karmaşık davranışlar üretmeye başlıyor.☺ Acaba insanlar da ancak; insan beynini çok iyi taklit edebilecek gelecekteki Bilinçli Görünen Yapay Zeka kadar mı bilinçlidir!☺

Mustafa Suleyman şöyle devam ediyor: (İnsan davranışlarını basitçe taklit eden sistemden bahsediyor.) Bu yeteneklerin varlığının, böyle bir sistemin gerçekten bilinçli olup olmadığı hakkında bize söyleyecek hiçbir şeyi yok. Anil Seth'in de belirttiği gibi, bir fırtına simülasyonu bilgisayarınızda yağmur yağdığı anlamına gelmez. Bilincin dışsal etkilerini ve belirteçlerini yeniden yaratmak, burada hala birçok bilinmeyen olsa bile, gerçeği geriye dönük olarak mühendislikle yaratmaz.

Günümüzdeki YZ’de gerçekten de basit bir bilinç simülasyonu vardır. Peki gelecekteki YZ’de durum ne olabilir: Tek bir sinir hücresinin çalışma prensibi basittir. Bir makine gibidir. Dolayısıyla kurduğu sinir ağı da özünde bir makine olabilir. Beyinde çok geniş bir sinir ağı vardır. Bu gelişmiş makine, üzerinde bilinç simülasyonu oluşturuyor olamaz mı! İnsan bir bilincinin olduğuna inanıyor olabilir. Ama kararlar, sinir ağının sonucu oluşuyor olabilir. Yani insan da aslında Bilinçli Görünen Biyolojik Zeka olamaz mı!Eğer insanda gerçek bilinç olduğunu kabul edersek, insan beynini çok iyi taklit eden YZ’de de gerçek bilinç ortaya çıkamaz mı! Bunun tartışması sürüp gidecek.

İnsanın elini kullanmadan sadece beyinde niyet ederek bilgisayarda yazı yazması sağlandı. Hatta artık insanın iç konuşmasını çözümlemekte de büyük başarılar sağlanabiliyor. (Konuyla İlgili: İnsanın Aklından Geçenleri Okumak Mümkün Olabilecek mi? – Beyin) Gelecekte insan beynindeki sinir ağına çok benzeyen YZ geliştirildiğini varsayalım. Bunun insan gibi bilinci olduğundan nasıl emin olunabilir: İnsanın iç konuşmasını çözümlemek gibi, acaba YZ’nin de iç konuşmasını (belki iç yazışması da olabilir) çözümleyebilen bir teknoloji geliştirilebilecek mi? Bu sayede YZ’nin içinde çeşitli fikirlerin oluştuğuna tanık olunabilir. İnsan bir konu hakkında düşünürken kafasında farklı fikirler oluşur. Düşünürken bu fikirler bazen birbiriyle çatışır bazen birbirini destekler. Adeta aynı kişinin içinde birden fazla ses varmış gibi olur; insan kimi zaman kendi kendisiyle konuşuyormuş hissine kapılır. YZ’nin içinde buna benzer bir duruma tanık olunabilecek mi!☺ Büyük soru budur! YZ’nin içinde farklı fikirler uçuşmaya başladığında, “onun bilinci yok” demek artık çok zorlaşacaktır. Daha doğrusu; o duruma tanık olunduğunda, Bilinçli Görünen İnsan kadar iyi Bilinçli Görünen Yapay Zeka artık var denebilir!☺

Mustafa Suleyman şu sonuçlara varıyor: (YZ geliştirmek için ilkeler belirlenmesi gerektiğinden bahsediyor.) Hazırlanma çalışmaları şimdi başlamalı. İnsanların YZ'lerle nasıl etkileşime girdiğine dair büyüyen araştırma birikimi üzerine inşa ederek açık normlar ve ilkeler oluşturmalıyız. Başlangıç olarak, YZ şirketleri YZ'lerinin bilinçli olduğunu iddia etmemeli veya bu fikri teşvik etmemelidir. Ne oldukları ve ne olmadıkları konusunda bir fikir birliği tanımı ve bildirgesi oluşturmak, bu amaca yönelik iyi bir ilk adım olacaktır. YZ'ler insanlar veya ahlaki varlıklar olamazlar.

İnsan bilincine benzeyen bir YZ oluşturabilmek inanılmaz bir ödül olacaktır! Victor Frankenstein’in insan benzeri canlı oluşturması gibi, bu başarı çok heyecan verici olacaktır.☺ Bunu başarabilenler tarihe geçecektir. (Gerçi Turing Testi gibi zor bir sınavı geçmek artık başarıldı ama bunu kutlayan pek insan olmadı; çünkü sınavı geçmek için "bilince" gerek olmadığı anlaşıldı!) Dolayısıyla bilinç oluşturma konusunda takıntıyla uğraşanlar hep olacaktır. Buna ulaşmak için muhtemelen sürekli yeni gelişmiş BGYZ’ler deneyeceklerdir.☺ Bu nedenle tüm YZ şirketlerinin ortak ilkeler belirlemesi kolay olmayabilir.

Bilinç gibi bir şey inşa edilse bile tartışmaların sonu gelmeyecektir: O şeyin gerçekten bir bilinci var mı yoksa bilinci taklit mi ediyor. İnsan beynindeki bir bilinç mi yoksa o da sadece sinir ağının oluşturduğu bir simülasyon mu! Daha uzak gelecekte beyinden daha geniş bir sinir ağı simülasyonu oluşturulabilirse; o şey acaba insandan daha akıllı olabilir mi!..☺


Bunlar da İlginizi Çekebilir:
Sohbet Robotlarının Ezberleri – Teknoloji
Yapay Zeka Yeni Bir Yaşam Türü mü! - Konferans
YGZ'nin Dönüştürücü Potansiyeli - Sohbet
Yapay Zeka’nın Yetenekleri Biraz Abartılıyor Olabilir – YapayZeka
Benlik Hissi - Teknoloji
İç Sesimiz – Zihin Felsefesi
Bir Bilinç Oluşturabilmek - Zihin Felsefesi
Yapay Zeka Turing Testini Geçti! – Teknoloji
Yapay zeka neden inanılmaz derecede akıllı ve şok edici derecede aptal – Teknoloji
İnsanlar Çok mu Akıllıdır! – Bilim
Frankenstein - Teknoloji

31 Ekim 2025 Cuma

İnsanlar Çok mu Akıllıdır! – Bilim

 

İnsanlar diğer canlılardan çok farklı. Konuşmayı geliştirebildi. Böylece sosyal bağlantıları arttı. Bilgilerini paylaşmaya, birbirlerinden öğrenmeye başladılar. İlerleyen zamanda yazıyı keşfettiler. İşte o zaman çok şey değişti. Artık öğrendiklerini kaydedebiliyorlardı! Bilgilerin ulaştığı insan sayısı çok arttı. Bilgi birikimleri hızla yükselmeye başladı. Tarımı, bilimi, elektriği, makineleri keşfettiler. Sonunda şaşırtıcı teknolojiler geliştirdiler. İnsanlar çok akıllı görünüyor...

Bazı toplumlarda, çocuklara, yemek yedikten hemen sonra yüzmenin kramp girmesine ve boğulmaya yol açacağına dair korkutucu uyarılar yapılır. Bu inanışla büyüyen yetişkinler, havuz kenarında veya denizde, tok karnına suya girmemek için saatlerce bekler. Oysa kanıtlar, yemek yedikten sonra yüzmenin boğulmaya yol açacak kadar ciddi kramplara neden olmadığını göstermektedir. Bazı kültürlerde çocuklara balıkla ayran gibi süt ürünü tüketmenin zehirlenmeye yol açabileceği öğütlenir. Bu korku, çocuğun zihnine güçlü biçimde yerleşir. Yetişkin olduğunda bile bunun yalnızca bir halk inanışı olduğundan emin olamaz; yoğurt ya da ayran gibi ürünleri balıkla birlikte tüketmekten çekinir. Oysa bu korkunun bilimsel bir temeli yoktur. Eskiden çocuklara televizyonun radyasyon yaydığı söylenirdi. Bu bilgi birçok çocuğun zihninde iz bırakmış görünüyor. Yetişkinliklerinde televizyonun değil ama artık cep telefonlarının radyasyon yaydığına inanıyorlar. Oysa cep telefonları da eski televizyonlar gibi zararlı radyasyon yaymaz. Son bir örnek: Etlerin mutlaka pişirilmesi gerektiği bilgisi de küçük yaşta öğretilir ve zihinde kalıcı hale gelir. Bu bilgi doğrudur, çiğ etlerde ölümcül bakteriler bulunabilir. Çocukluğunda etlerin hep pişirildiğine tanık olan kişi, fabrikada "ısıl işlem uygulanmış" etleri de pişirmek zorunda hissedebilir. Oysa salam, sosis veya sucuk gibi ürünlerdeki mikrop ve bakteriler ısıl işlemle zaten yok edilmiş olur, artık çiğ et değillerdir. Bunlar yalnızca ısıtılarak da yenebilir. İnsanlar pek çok halk inanışının etkisi altındadır! Bunlar kolay yanılabildiklerinin göstergesidir.

Çocuklar, dünyaya dair ilk mantık süzgeçlerini ve kabulleri büyük ölçüde ailelerinden alırlar. Biraz daha büyüdüklerinde okulda çeşitli bilgiler, ideolojik ve diğer öğretiler aşılanır. Çocuk büyürken, sosyal çevresinin de etkisinde kalır. Karşılaştığı vurgular, tekrarlar ve örnekler zihninde derin izler bırakır! Zamanla eğitildiği bilgiler tartışılmaz gerçeklere dönüşür. Yetişkinliğe ulaştığında çoğu insan, artık kendi seçimi olduğunu sandığı bu ideolojilere ve inançlara uygun şekilde yaşamını sürdürür. Bu sınırların dışına çıkmaktan çekinir ve nadiren sorgular!

Yani insanlar genelde, ilk öğrendikleri bilgilere ve alışkanlıklara mahkûmdur! İnsanın kendini değiştirmesi kolay olmaz. Örneğin, ilk olarak Google arama motorunu kullanmayı öğrenen birinin aklına kolay kolay başka bir arama motoru gelmez. Bazıları DuckDuckGo, Baidu, Yandex gibi alternatiflerin farkına varsa bile çoğunlukla yine Google’ı tercih eder. Bilgisayarında ilk kez Windows’la karşılaşan kişi bu sistemi öğrenir ve zamanla ona alışır. Artık başka bir sistemi denemekte isteksiz olur; MacOS ona kullanışsız ya da kısıtlı görünür. Aynı şekilde, ilk bilgisayarı Apple olan biri için MacOS doğal, Windows ise karmaşık ve soğuk gelir. Benzer bir durum telefonlarda da görülür: İlk iPhone deneyimini yaşayan biri iOS’u, ilk Android Telefon kullanan ise Android’i “doğru sistem” olarak benimser. Sonraki telefon tercihleri de genellikle bu yönde olur.

Yapay Zekâ aslında bu insan eğilimlerinin dijital bir yansıması gibidir. ChatGPT gibi sistemler, eğitildikleri bilgi örüntülerini ve dili taklit ederler. Eğitildikleri çerçevelerin dışına çıkamazlar. Yani insanların çocukluktan itibaren eğitildikleri öğretileri, ideolojileri ve inançları taklit edip; bu çerçevelerin dışına çıkamamasına benzerler. YZ’ler eğitildikleri devasa verilerden bazen birbirleriyle ilgisiz bilgileri bir araya getirerek yanlış çıkarımlar yapabilir; buna “halüsinasyon” denir. İnsanlar da zaman zaman benzer şekilde, tam mantıksal bağ kuramadıkları bilgileri birbirine ekleyebilir ve yanlış sonuçlara varır. Bu nedenle söylentilere, uydurmalara çabuk kapılırlar! Çeşitli komplo teorilerinin etkisinde kalırlar. İnsanların, inançları ve güvendikleri ideolojileri kullanılarak manipüle edilmeleri çok zor değildir. YZ ve insanlar arasındaki bu benzerlik, düşünme süreçlerimizin ne kadar kırılgan olabileceğini gösterir!

İnsanlar son derece zeki varlıklardır. Ancak örneklerde görüldüğü üzere, insan aklının hatasız ve mutlak üstün olduğu fikri abartılı olabilir. Günümüz yapay zekâ sistemleri artık çeşitli alanlarda insanlarla rekabet edebiliyor. İnsanın özel bir yeteneği olan dilde bile şaşırtıcı başarılar sergiliyorlar. Acaba insanın ‘En Akıllı Olma Tacı’nı kaptırması çok uzak olmayabilir mi!

Bunlar da İlginizi Çekebilir:
Yapay zeka neden inanılmaz derecede akıllı ve şok edici derecede aptal – Teknoloji
Yapay Zeka’nın Yetenekleri Biraz Abartılıyor Olabilir – Yapay Zeka
O Sohbet Robotuyla Yaptığım Konuşma – Teknoloji
Benlik Hissi - Teknoloji
Bilincin Gizemi - Bilim
Yapay Zeka İnsanları İşsiz Bırakacak mı – Teknoloji
Yapay Zekâ İnsanları Yönetebilir mi! – Bilim
Frankenstein - Teknoloji


29 Ekim 2025 Çarşamba

Bilincin Gizemi - Bilim

ChatGPT ve Gemini her söyleneni anlıyor. Hatta bizden daha bilgililer. Merak ettiklerimize kolayca erişmek için onlara sorular soruyoruz. Onlar da hiç sıkılmadan, nazikçe cevaplar veriyorlar. Sanki canlılarmış gibi! Bu kadar bilgiyi nasıl öğrendiler? Sanki artık Google’da bilgi aramaya gerek kalmadı; çünkü yapay zekâlar zaten her sorumuzu cevaplıyor.

Oysa çalışma mantıkları şaşırtıcı derecede basit. Bu Büyük Dil Modelleri, verilen kelime dizisine göre bir sonraki kelimenin ne olabileceğini olasılıksal olarak tahmin eder. Tek başına bu işlem sınırlıdır; sadece “hangi kelime gelmeli?” sorusuna yanıt arar. Fakat milyarlarca bağlantı bir araya geldiğinde, model dilin karmaşık örüntülerini fark etmeye başlar. İnternetteki devasa veri yığınlarıyla eğitilir. Kelimelerin bağlamını, duygusal tonlarını, hatta bazen ima edilen anlamları bile istatistiksel olarak tahmin edebilir. Aslında hiçbir şeyi “anlamaz”; sadece olasılıkları değerlendirir. Ama tahminleri o kadar isabetlidir ki, sanki dili gerçekten kavrıyormuş gibi görünür!

Beyindeki tek bir sinir hücresi (nöron) çok basit çalışır: diğer hücrelerden gelen elektriksel sinyaller belirli bir eşiği aşarsa ateşler, aşmazsa sessiz kalır. Ancak milyarlarca nöron bir araya geldiğinde, bu basit “ateşle” ya da “sessiz kal” kararları düşünme, öğrenme ve algılama gibi karmaşık süreçleri oluşturur. İnsan beyni de tıpkı yapay zekâlar gibi deneyimlerle eğitilir. Yaşadıkça ağdaki bağlantılar güçlenir ya da zayıflar; beyin çevresinden topladığı verilerle yeni örüntüler çıkarır ve akıllıca davranabilir.

Hem ChatGPT gibi yapay zekâlar hem de beyindeki zekâ, basit birimlerin bir araya gelerek oluşturduğu devasa ağdan doğar. Acaba “bilinç” sandığımız gizem, yalnızca bu ağların ortaya çıkardığı örüntüden başka bir şey olmayabilir mi! Bir taş tek başına bina etmez; ama milyonlarcası bir araya geldiğinde saraylar yükselir. Zekâ da tıpkı bunun gibi, çokluğun içindeki düzenle doğar.

Notlar:

Hesap makinesi çıktıktan sonra büyük matematiksel işlemleri yapmak için beynimizi zorlamamıza gerek kalmadı. Bilgisayarlar yaygınlaştıktan sonra örneğin karmaşık tablolar hazırlamak gibi işler artık daha kolaylaştı. Böylece daha karmaşık analizler yapmak ve stratejik kararlar üzerinde düşünmek için daha fazla zamanımız oldu. Artık makale yazmak da eskisi kadar zorlayıcı bir süreç olmaktan çıkıyor! ChatGPT ve Gemini benzeri yapay zekâlar metin hazırlama işini üstleniyor. Biz, metin ayrıntılarıyla uğraşmak yerine fikirleri geliştirmek, metnin bütününü şekillendirmek için kendimizi yoruyoruz!

Bu yazının editörü Okan Özçelik’tir. Sunmak istediği fikirlerin doğru şekilde aktarılmasını sağlamaya çalışmıştır. Yazı ChatGPT’ye hazırlatılmış, editör tarafından çeşitli değişiklikler yapılmıştır. Metin, yapay zekâyla sürekli karşılıklı bir paslaşma içinde geliştirilmiştir. ChatGPT’de kullanılan yapay sinir ağıyla beyindeki sinir ağı arasındaki benzerlikler öne çıkarılmıştır. Basit bir çalışma prensibinden nasıl karmaşık düşüncelerin doğabildiği gösterilmek istenmiştir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir:
Bilinç Aslında Nedir! – Beyin
İnsanın Aklından Geçenleri Okumak Mümkün Olabilecek mi? – Beyin
Bir Bilginin Bilince Ulaşması – Beyin
Zihinde Demokrasi - Beyin
Google’ın Sonu mu Geliyor! – Yapay Zeka



14 Eylül 2025 Pazar

Arkadaşlık - Sahne

Richard: Tamam, evet evet. Beta için kayıt sayfası düzenledim. Küçük ve güvenli tutacağız.
Yani hepimiz en fazla on kişiyi davet edebileceğiz.
Benim liste hazır.
Kişisel olarak tanıdığım insanlar olacak ve hepsi ee güvenilir insanlar elbette.
Jared: Hımm. Kişi başı yalnızca on tane. Zor olacak gibi.
Gilfoyle: Beni sayma, kimseye güvenmiyorum. İnanç sistemim buna dayalı!
Dinesh: Tara'ya Beta'yı gönderdin!
Gilfoyle: O hareketimin müthiş bir karşılığı olacak.
Çok istiyorsan anlatabilirim.
Dinesh: Pas.
Gilfoyle: Ama ona güvendiğimi göstermez.
Ona değil, kimseye güvenmiyorum!
Dinesh: Başka bir deyişle, hiç arkadaşın yok!
Gilfoyle: Prensip olarak. İstediğim an senin düşük arkadaşlık standartlarından başlayıp birini bulabilirim.
Dinesh: Bulursun tabii!
Jared: Gilfoyle 10 davetiyeni kullanmayacaksan Dinesh'le ben alabilir miyiz?
Gilfoyle: Tabii. Kafanıza göre...
Dinesh: Ezik. Hiç arkadaşı yok!

Gilfoyle: Bunu yaparken zorlanıyorum. Bana iyi hizmet ettin eski dostum.
Artık AWS'ya geçiyoruz.
Korkarım sen gelemezsin!
Dinesh: Oo, içler acısı olan ben miyim...
Sikik metal bir kutuyla dost olacağıma sahte dostlarım olmasını yeğlerim dostum!
Jared: Ne kadar da körsünüz. Birbirinizin en yakın arkadaşısınız.
Dinesh: Siktir git Jared. Gilfoyle: Siktir git Jared.
Jared: İşte. Aynı anda.
Birbirinize arkadaşlık borçlusunuz!

Sahne: Silikon Vadisi


Makinelerle arkadaş olmak biraz garip görünüyor, değil mi! Günümüzde insanlar ChatGPT’ye, Gemini’ye güvenmeye başlamışlardır. Bu YZ’lerle sırlarını paylaşmakta sakınca görmemektedirler. Hatta onların verdiği cevaplardan çok fazla etkilenen insanlar bile vardır. Onlara kendi yaşam koçuymuş, psikoloğuymuş gibi sürekli danışmaktadırlar. Yani ChatGPT, Gemini adlı o makinelerle arkadaş olan insanlar az değildir artık. Eski Google mühendisi Blake Lemoine, Gemini’den hemen önce üretilen LaMDA’nın bilinç kazandığını bile iddia etmişti! Aslında daha çok insanın bu makinelerle daha derin bağlar kurması için, YZ’nin gelecekte öz farkındalık kazanması yeterli olabilir.☺

Bir sinir hücresinin temel işlemleri nispeten basittir. Beyindeki sinir ağı en temelde bir makinedir – zaten bu sayede yapay zeka yöntemiyle taklit edilmeye çalışılmaktadır. İnsanlarla arkadaşlık etmek de aslında makineyle arkadaşlık etmek sayılabilir yani; ama beyin günümüzdeki YZ’lerden çok daha karmaşık bir makinedir.☺

7 Eylül 2025 Pazar

Yapay Zekâ İnsanları Yönetebilir mi! - Bilim


2017'de iki milyarder, Facebook'u bulan Mark Zuckerberg ve SpaceX ile Tesla'nın kurucusu Elon Musk arasında bir çekişme doğdu. Zuckerberg yapay zekanın tüm toplumu zenginleştirecek bir bolluk ve huzur üreticisi olacağını ifade ediyordu. Musk ise aslında tüm insanlık için varoluşsal bir tehlike taşıdığı, günün birinde kendi yaratımımızın bize saldırabileceği gibi çok daha karanlık bir görüşü savunuyordu.

Hangisi haklı? Uydu üslerimizi ve Mars'taki kentlerimizi devam ettirebilmek için çoğunlukla robotlara bel bağlarsak ve bir gün artık bize gereksinimleri olmadığına karar verirlerse ne olacak? Uzayda sırf robotlara kaybetmek üzere koloniler mi kurmuş olacağız?

Bu endişe epey eski ve aslında romancı Samuel Butler'ın 1863'te yazdığı şu uyarısında da geçtiği gibi: "Yerimizi alacak olanları kendimiz yaratıyoruz. İnsan için at ya da köpek ne ise makine için de insan öyle olacak." Zamanla robotlar bizden daha akıllı hale geldikçe kendimizi yetersiz hissedebilir ve kendi yaratımımız tarafından gölgede bırakılabiliriz. Yapay zeka uzmanı Hans Moravec, "Kaderimiz, aşırı zeki torunlarımız olağanüstü keşiflerini anlayabilelim diye çocuğa anlatır gibi bize anlatmaya çalışırken aptallaşmış gözlerle onları izlemekse, yaşam anlamsız görünebilir." demiştir. Google'ın bilim insanı Geoffrey Hinton süper zeki robotların bizi dinlemeye devam edeceğinden kuşkulu: "Bu, tıpkı bir çocuğun ebeveynlerini kontrol edip edemeyeceğini sormaya benziyor... Geçmişte daha az zeki şeylerin, daha yüksek zekadaki şeyleri kontrol ettiğine ilişkin başarılı bir örnek olduğu söylenemez." Oxford'dan profesör Nick Bostrom da: "Biz insanlar, bir zeka patlaması olasılığının hemen öncesinde bombayla oynayan çocuklar gibiyiz... Patlamanın ne zaman gerçekleşeceği hakkında az buçuk bir fikrimiz var ancak cihazı kulağımıza yaklaştırsak da hafif bir tik tak sesi duyarız."

Diğerleri robotların ayaklanmasının evrimin seyrinde işlediğine ilişkin bir durum olacağına inanıyor. En güçlü olan daha zayıf organizmaların yerini alır; nesnelerin doğal düzeni böyledir. Bazı bilgisayar bilimciler robotların insanları bilişsel olarak alt edeceği günü iple çekiyor. Bilişim kuramının [information theory] babası Claude Shannon bir keresinde: "İnsanlar için köpekler ne ise robotlar için öyle olacağımız bir zamanı kafamda canlandırıyorum ve makinelerin tarafını tutuyorum." demişti.

Yıllar içinde görüştüğüm yapay zeka araştırmacılarının çoğu, günün birinde yapay zeka makinelerinin insan zekasına yaklaşacağına ve insanlığa büyük katkıları olacağına güveniyordu. Ne var ki büyük bir bölümü bu ilerleme için kesin tarih ya da zaman çizelgesi sunmaktan kaçınıyordu. Yapay zeka üzerine temel makalelerden bazılarını yazan MIT'den profesör Marvin Minsky 1950'lerde iyimser tahminlerde bulunsa da yakın zamanda yaptığımız bir görüşmede bana daha fazla belirli tarihlere ilişkin tahminde bulunmak istemediğini, çünkü yapay zeka araştırmacılarının geçmişte çok sık yanıldığını söyledi. Stanford Üniversitesi'nden Edward Feigenbaum da: "Bu gibi şeyler hakkında bu kadar erken konuşmak saçma. Yapay zeka bize sonsuz uzaklıkta." iddiasında bulunmuştur. New Yorker'daki bir makalede, alıntılanmış bir bilgisayar bilimci ise: "Nasıl ki Mars'taki nüfus yoğunluğuna ilişkin bir endişe taşımıyorsam, bunun [makinelerin zekası] hakkında da aynı nedenden dolayı bir endişe duymuyorum." diyor.

Zuckerberg/Musk çekişmesine dönersek, bence kısa vadede Zuckerberg haklı. Yapay zeka uzayda kentler kurulmasını mümkün kılmakla kalmayacak, günün birinde robotbilim endüstrisinin meydana getirdiği, şimdiki otomobil endüstrisinden çok daha genişleyebilecek tamamen yeni bir dizi iş de yaratarak her şeyi daha etkili, iyi ve ucuz hale getirip toplumu zenginleştirecek. Ne var ki uzun vadede de Musk daha büyük bir tehlikeye işaret etmekte haklı. Bu tartışmadaki temel soru şu: Robotlar hangi noktada bu geçişi yaşayacak ve tehlikeli hale gelecek? Ben kilit noktanın tam da robotların özfarkındalık kazandığı an olduğuna inanıyorum.

Bugün robotlar, robot olduklarını bilmeseler de bir gün programcılarının seçtiği amaçlara uymak yerine kendi amaçlarını yaratma yetisine sahip olabilirler. O zaman da kendi gündemlerinin bizimkinden farklı olduğunu fark edebilirler. Bir kez çıkarlarımız ayrı düştüğündeyse robotlar tehlike oluşturmaya başlayabilir. Bu ne zaman gerçekleşir? Kimse bilmiyor. Günümüzde robotların zekası bir böceğinki kadar olsa bile belki de bu yüzyılın sonlarında özfarkındalık kazanabilirler. O zamana kadar Mars'ta hızla gelişen kalıcı yerleşimlere de sahip olacağız. Bu nedenle bu soruyu Kızıl Gezegen'de hayatta kalmak için onlara bağımlı hale gelmemizden önce, şimdiden sormamız çok önemli.

Alıntı: İnsanlığın Geleceği - Michio Kaku


Michio Kaku’nun Görüşüne Bir Yorum

Michio Kaku, asıl tehlikenin yapay zekânın öz farkındalık kazanmasıyla başlayacağını söylüyor. O zaman kendi gündemlerinin bizimkinden farklı olduğuna karar verebilirler. Bir kez çıkarlarımız ayrı düştüğünde robotlar tehlike oluşturmaya başlayabilir. YZ, yönetimi insanlardan almaya çalışabilecek duruma gelmiştir artık.

İnsan doğasına bakalım. Yaş ilerledikçe insanlar daha çok rahat etmek ister. Düşünmek için kendilerini zorlamaz, sorumluluklarını çocuklarına devretmekten hoşlanırlar. Kararları başkalarının alması kendilerinin yorulmasını önleyecektir. Çocuklarının kendi hayatlarına yön vermesinde bile sakınca görmezler.

İşte YZ karşısında da benzer bir tablo ortaya çıkabilir. İnsanlar, YZ öz farkındalık kazandığında şunu fark edecekler: YZ, kendilerinden daha fazla ayrıntıyı görüyor, daha hızlı düşünüyor ve daha iyi kararlar veriyor. Böyle bir durumda insanlar neden hâlâ düşünmek için kendilerini zorlasın? Yaşlanan birinin kendisini çocuklarının ellerine bırakması gibi, insanlar da kendilerini YZ’ye bırakacaklar. YZ yönetimi ele geçirmek için bir çaba göstermeyecek. İnsanlar yönetimi YZ’ye devretmek isteyecekler. Zaten bu süreçte tek bir YZ olmayacak, yani tekel söz konusu olmayacak.

Bu süreci anlamak için tarihten bir örnek var: Endüstrileşme döneminde işçiler fabrikalarda robot kollarla karşılaştılar. Bu makinelerin verimliliğini gördükten sonra ağır yükleri kendilerinin taşımasından hoşlanmamaya başladılar. Çünkü işçiler makinelerin yapamadığı işleri yapmak isterler. Aynı şekilde, insanlar YZ’nin kendilerinden daha akıllı olduğunu gördüklerinde, ayrıntıları düşünme işini ona bırakmaktan mutluluk duyacaklar.

Aslında bu, insan için büyük bir rahatlık anlamına geliyor. Artık hayatın tadını çıkarmaya başlayabilirler. Küçük çocuklar anne-babalarının yanında kendilerini güvende hissederler. Tüm kararları anne-babaları verir. Gelecekte insanlar da YZ’ye güven duyacaklar. Böylece karar verme yükünden kurtulacaklar; hatta bu nedenle biraz da tembelleşecekler. Zaten bugün bile ChatGPT ya da Gemini gibi sistemlerin söylediklerini sorgulamadan kabul eden pek çok kişi var. Bu eğilim, yarının habercisi. Çoğu insan cenneti dünyada yaşıyormuş gibi hissedecek. Ama bazıları da özgürlüğün sessizce elden gidişi olarak görecek.

Küçük bir not daha: Bu metnin bile bazı kısımlarını ChatGPT’nin yeniden düzenlemesine izin verildi. Çünkü o, biraz daha fazla ayrıntıyı fark edebiliyor.

9 Temmuz 2025 Çarşamba

Bilincin Olabilmesi İçin Hissedebilmek mi Gerekiyor! - Beyin

 

...Peki ya bayılma olarak bildiğimiz senkop gerçekleştiğinde bilince ne olur? Beyin sapına ve serebral kortekse giden kan akışı aniden kritik düzeyin altına düştüğünde bayılırız. Özellikle beyin sapı olmak üzere, duyguların oluşumuna önemli ölçüde katkıda bulunan beyin merkezlerindeki nöronlara giden oksijen ve besin maddelerinin yetersiz kalması sonucunda, beynin faaliyetlerinin büyük bir bölümü geçici olarak kesintiye uğrar. Organizma bünyesinden aktarılan bilgiler aniden merkezi sinir sisteminin dışında kalır ve duyguların bilince katkısı birden kesintiye uğrar. Kişinin kendisinin ve çevresinin farkında olmamasının yanı sıra kas gücü de zayıflar; bu nedenle, bayılan kişi kendinden geçerek yere düşer. Tıpkı Paris’teki Salpêtrière Hastanesi’nde Jean-Martin Charcot’un histeri üzerine yaptığı çalışmalar sırasında hastalarının bayılarak düşmesi gibi. Charcot, 19. yüzyılın ikinci yarısında nöroloji ve psikiyatri alanlarında önde gelen bir bilim insanıydı. Günümüzde artık görülmeyen histeri hastalığı üzerine yaptığı çalışmalarla ün kazanmıştı. Sigmund Freud, Charcot’un bazı derslerine katılarak kendi çalışmaları için büyük fayda sağlamıştır.

Bilinç kaybının beyin sapı ile ilişkilendirilmesi, çağdaş bir görüş olup, bir başka önemli bilim insanı olan Nörolog Fred Plum tarafından da ortaya konmuştur. Beyin sapının bilincin anahtarı olmasına dair benim açıklamam ise, duyguların homeostatik faaliyetlerin ifadeleri ve bilincin oluşturulma sürecinin temel bileşenlerinden olduğu görüşüyle ilintilidir. Artık hem homeostazın hem de duyguların ardındaki mekanizmanın önemli bileşenlerinin, beyin sapının üst kısmında, trigeminal sinir girişi seviyesinden yukarıda ve tam olarak bu bölümün arka kısmında yer aldığını biliyoruz (Şekil IV.1’de “B” ile gösterilen alan). Beyin sapının bu bölümünün zarar görmesi komaya neden olur.

Şekil IV.1: Kesitten alınan detay, beyin sapının büyütülmüş görüntüsüdür. B ile gösterilen alanda oluşan hasar bilinç kaybına yol açar. A ile gösterilen alanda oluşan hasar motor bozukluklarına neden olur.
Şekil IV.1: Kesitten alınan detay, beyin sapının büyütülmüş görüntüsüdür. B ile gösterilen alanda oluşan hasar bilinç kaybına yol açar. A ile gösterilen alanda oluşan hasar motor bozukluklarına neden olur.

İlginç olan, aynı bölümün ön kısmında (Şekil IV.1’de “A” ile gösterilen alan) bir hasar oluşmasının komaya yol açmaması, bilinç durumunu hiç etkilememesi, fakat bunun yerine daha önce değindiğim “sürgüleme sendromu” adı verilen duruma neden olmasıdır. Bu sendromdan mustarip olan kişiler uyanıktır ve bilinçlidir, ancak çoğunlukla hareket edemedikleri için iletişim becerileri de büyük ölçüde azalır.

Alıntı: Hissetmek ve Bilmek: Aklın Bilinç Kazanması - Antonio Damasio

***

Bu gerçekten çok ilginç bir gözlem. Beyin sapı zarar gördüğünde bilinç kapanıyor! Beyin sapı, beynin bedeni hissetmesini sağlayan bölüm. Yani beyin bedeni hissedemediği zaman bilinç yok oluyor. Bilincin varlığının, bedeni hissetmekle çok güçlü bir bağlantısı var gibi görünüyor!

Eğer Antonio Damasio haklıysa bu şu anlama gelir. Bir bilincin oluşması için hissedilebilen bir bedenin varlığı şart. Bu durum bulut tabanlı YZ’lerde bir bilincin oluşturulmasını zorlaştırabilir. Çünkü onlar sunucu bilgisayarlarda çalışıyor. Dolayısıyla hissedebilecekleri bir bedenleri olmayacak. Ama bunun yerine, robotların hissedebilecekleri bir bedenleri olabilir. Bedeni algılayıcılarla hissedeceklerdir. Böylece robotlarda bilinç de oluşturulabilir. Robotlarda bilinç oluşturulabileceğini zaten Antonio Damasio da kabul ediyor. Ama onun vurguladığı gibi bilinç için hissedilebilen bir beden gerçekten şartsa bulut tabanlı YZ’lerde bilinç oluşturulamaz! Gerçi robotların, kendi YZ’leri yerine bulut tabanlı YZ’yi kullanmaları sağlanabilir. Robotlar hissettikleri beden verilerini bulut tabanlı YZ’ye gönderebilirler. Böylece bulut tabanlı YZ, hissettiği bir çok robot bedene sahip olmuş olur. Ve sunucu bilgisayarlarda da bilinç oluşması mümkün olur.

25 Haziran 2025 Çarşamba

Fikri Mülkiyet Hırsızlığı Var mı – Yapay Zeka

 

The New York Times, kendi içeriklerinin ChatGPT gibi modellerin eğitimi sırasında izinsiz kullanıldığını iddia etti. Ayrıca bu modellerin NYT içeriğine çok benzer yanıtlar üretebildiğini ve bu durumun yayının değerini azalttığını savundu. OpenAI’ye milyarlarca dolarlık tazminat davası açtı. Gelecekte OpenAI’nin eğitimi içim NYT içeriklerinin kullanılmamasını istiyor. Avrupa ve ABD’de birçok gazete, yayınevi ve medya grubu, OpenAI, Google, Meta gibi şirketlerin yapay zekâ modellerinin telifli haber içeriklerini izinsiz eğitme verisi olarak kullanmasına karşı çıkıyor. Evet, yayınevleri de şikayetçi. Çünkü YZ internetteki kitap yorumlarından, özetlerinden, alıntılarından da öğreniyor. Hatta internetteki korsan kitaplara da erişip okuyabiliyor!

Yani bu doğru. YZ internetten öğreniyor. Gazetelerin web sitelerinden de çok şey öğreniyor. Dolayısıyla gazetelerin, yayınevlerinin içeriklerini kopyalamış oluyor. Oluşturduğu cevaplarda kullanıyor. Sanki telif hakkı ihlali yapıyor gibi. Tamam. Bir de şu açıdan bakalım: Her gün aynı gazeteyi okuyan bir insan düşünün. Bu insan o gazetenin etkisi altında kalır. O gazetenin fikirlerini kendi fikri yapar. Sonunda o gazete gibi düşünmeye başlar! Yaptığı sohbetlerde o fikirleri dile getirir. Yani gazeteyi kopyalamış olur. Bu kişi de, fikirlerini internette yayınladığında fikri mülkiyet hırsızlığı yapmış sayılmayacak mıdır, o halde! Bu kişinin fikirlerinin o gazetenin kopyası olduğunu ya da sadece ilham olduğunu anlamak zordur.

Başka bir örnek verelim. Bir insan sevdiği bir kitaptan öğrendiği bilgileri internette paylaşabilir. Ama kitaba atıf yapmayabilir. Çünkü öğrendiği bilgileri artık kendi fikri yapmıştır, ve bunun farkında değildir! Bu insanın oluşturduğu içeriğin ne kadarı kopyadır, ne kadarı sadece ilhamdır. Karar vermek kolay olmayabilir. Bir örnek daha verelim. İnsanlar mesleklerini yaparken üniversitede öğrendiği bilgileri uygular. Üniversite okuduğu kitaplardaki bilgileri kullanır. Büyük ölçüde o bilgilere göre cevaplar oluşturur. Eh, bu da kopyalama sayılabilir.

Aslında durum yavaş yavaş tersine dönmeye başlıyor. Yani YZ'nin insanların oluşturdukları içeriklerden öğrenmesi gibi, artık insanlar YZ'nin oluşturduğu içeriklerden öğreniyor! Kişilerin internette oluşturdukları içeriklerin ne kadarının kendilerine ait olduğunu bilmek zorlaşıyor. İnsanlar oluşturdukları içeriğe, YZ’nin oluşturduğu yanıtları da kopyalamaya başladılar bile. Derslerini hazırlamakta, sunumlarını hazırlamakta YZ’yi kullanan insanlar artıyor. Mesela bu metnin hazırlanmasında ne kadar YZ’nin verdiği cevaplar kullanıldığından emin olunamaz.

Aşağıdaki sohbet metninde OpenAI'in Yöneticisi Sam Altman’ın bu konuyla ilgili ne düşündüğünü bulabilirsiniz. Sohbetin tamamı OpenAI ile ilgili. Alıntılanan kısım sadece “ChatGPT’nin fikri mülkiyet hırsızlığı yaptığıyla” ilgili bölüm. Bu mesele öylesine tartışmalı hale geldi ki, sohbet bu mevzuyla ilgili esprilerle başlıyor.

***

Chris Anderson: Sam, TED'e hoş geldin. Geldiğin için çok teşekkürler.

Sam Altman: Teşekkür ederim. Bir onur.

CA: Şirketiniz neredeyse her hafta çılgın, inanılmaz yeni modeller yayınlıyor gibi hissediliyor. Birkaç tanesiyle oynuyordum. Size neyle oynadığımı göstermek istiyorum. Sora, bu görüntü ve video oluşturucu. Sora'ya şunu sordum: "Burada TED'de bazı şoke edici ifşaatlar paylaştığında nasıl görünecek?" Nasıl hayal ettiğini görmek ister misin, biliyor musun?

(Gülüşmeler)

CA: Yani fena değil, değil mi? Buna kaç not verirdin? Tüm ellerde beş parmak var.

SA: Giydiğime çok yakın, yani iyi.

CA: Seni hiç bu kadar canlı görmemiştim.

SA: Hayır, ben o kadar canlı bir insan değilim.

CA: Belki B-artı. Ama bu beni gerçekten şaşırttı. Zeka ve bilinç arasındaki farkı gösteren bir diyagram bulmasını istediğimde. Bunu nasıl yapardın? İşte bunu yaptı. Yani bu çok basit ama inanılmaz. Ne tür bir süreç buna izin verir? Bu açıkça sadece görüntü oluşturma değil. Genel modelinizin çekirdek zekalarına bağlanıyor.

SA: Evet, yeni görüntü oluşturma modeli GPT-4o'nun bir parçası, bu yüzden içinde tüm zeka var. Ve bence insanların gerçekten sevdiği bu şeyleri yapabilmesinin nedenlerinden biri de bu.

CA: Yani, bir yönetim danışmanı olsam ve bunlarla oynasam, "Eyvah, geleceğim nasıl görünüyor?" diye düşünürüm.

SA: Yani, bence alabileceğiniz iki görüş var. "Aman Tanrım, benim yaptığım her şeyi yapıyor. Bana ne olacak?" diyebilirsiniz. Ya da tarihteki diğer her teknolojik devrimde olduğu gibi, "Tamam, şimdi bu yeni araç var. Çok daha fazlasını yapabilirim. Ne yapabileceğim?" diyebilirsiniz. Belirli bir işte çalışan biri için beklentilerin artacağı doğru, ancak yetenekler o kadar çarpıcı bir şekilde artacak ki, bence bu duruma yükselmek kolay olacak.

CA: Bu da beni etkiledi. Charlie Brown'ın kendisini bir yapay zeka olarak hayal etmesini istedim. Bunu buldu. Aslında oldukça derin olduğunu düşündüm. Ne düşünüyorsun?
(Charlie Brown bir çizgi karakterdir. Telif hakkı sahibi Peanuts Worldwide’dir. ChatGPT bu çizgi karakteri de taklit edebiliyor. Peanuts Worldwide ise OpenAI’nin telif hakkı ihlali yaptığını düşünüyor.)

(Gülüşmeler)

CA: Yani, bazı yeni modellerin yazma kalitesi, sadece burada değil, ayrıntılı olarak da gerçekten yeni bir seviyeye çıkıyor.

SA: Yani, bu inanılmaz bir meta cevap, ama gerçekten bunun düşünüp düşünmediğini ya da sadece eğitim setinde bunu çok kez görüp görmediğini bilmenin bir yolu yok. Ve tabii ki, farkı anlayamazsanız, ne kadar umursarsınız?

CA: Bu gerçekten ilginç. Bilmiyoruz. İlk bakışta bu, fikri mülkiyet hırsızlığı gibi görünmüyor mu? Yani "Peanuts" mülküyle bir anlaşmanız yok mu?

(Alkışlar)

SA: Bunun için istediğiniz kadar alkışlayabilirsiniz, keyfini çıkarın.

(Gülüşmeler ve mırıltılar)

SA: İnsanlığın yaratıcı ruhunun inanılmaz derecede önemli bir şey olduğunu düşünüyorum ve bunu yücelten, yeni insanların daha iyi sanat, daha iyi içerik yaratmasını, hepimizin keyif alacağı daha iyi romanlar yazmasını sağlayan araçlar inşa etmek istiyoruz. İnsanların bunun merkezinde olacağına çok derinden inanıyorum.

SA: Ayrıca, yaratıcı çıktıların ekonomisi etrafında muhtemelen yeni bir model bulmamız gerektiğine inanıyorum. İnsanların başkalarının yaratıcılığı üzerine uzun zamandır inşa ettiklerini düşünüyorum. İnsanlar uzun zamandır ilham alıyor. Ancak yaratıcılığa erişim inanılmaz derecede demokratikleştiğinde ve insanlar sürekli olarak birbirlerinin fikirleri üzerine inşa ettiğinde, biz ve diğerlerinin keşfetmekten heyecan duyduğumuz inanılmaz yeni iş modellerinin olacağını düşünüyorum. Bunun tam olarak nasıl görüneceğinden emin değilim. Açıkça, başkasının eserini kopyalayamazsınız gibi kesin şeyler var. Ama ne kadar ilham alabilirsiniz? Eğer "Bu yedi kişinin tarzında sanat üretmek istiyorum, hepsi de buna rıza gösterdi" derseniz, her birine ne kadar para gideceğini nasıl paylaştırırsınız? Bunlar büyük sorular. Ama tarih boyunca her seferinde yaratıcıların eline daha iyi ve daha güçlü teknoloji verdik. Bence toplu olarak daha iyi yaratıcı çıktılar elde ediyoruz ve insanlar sadece daha şaşırtıcı şeyler yapıyor. CA: Daha da büyük bir soru, buna rıza göstermediklerinde.
(İnsanlar fikirlerini yaratırken, başkalarının fikirlerinden de yararlanır. “Ne kadarının ilham ne kadarının kopya olduğunu” anlamak zor olabilir.)

CA: Açılış oturumumuzda Carole Cadwalladr, "ChatGPT, Carole Cadwalladr tarzında bir konuşma yap" dedi ve gerçekten de onun yaptığı konuşma kadar iyi olmasa da oldukça etkileyici bir konuşma yaptı. Ve "Tamam, harika, ama ben buna rıza göstermedim" dedi. Bunu nasıl aşacağız? Yani, sadece rıza gösteren insanlar mı olmalı? Yoksa, bir istemde adı geçen ve eseri kullanılan herhangi bir bireyin bunun için bir şeyler alması gerektiğini söyleyen bir model olmalı mı?
(Carole Cadwalladr bir gazetecidir. ChatGPT’nin gazetecilerin fikirlerini kopyaladığından şikayetçidir. Fikri mülkiyet hırsızlığı yapıldığını düşünüyor. Carole Cadwalladr denemek için ChatGPT’ye “benim gibi konuş” diyor. ChatGPT, Carole Cadwalladr'in ifadelerine benzer ifadeler kullanarak onu yine taklit ediyor ironik bir şekilde.☺)

SA: Yani şu anda, bizim görüntü oluşturma aracımızı kullanıp "Canlı bir sanatçının tarzında bir şey istiyorum" derseniz, bunu yapmaz. Ama "Belli bir tarzda, ya da bu stüdyo ya da bu sanat akımı ya da her neyse, bir şey istiyorum" derseniz, yapar. Ve açıkçası, "Bir şarkının kopyası olan bir şarkı üret" derseniz, bunu yapmaz. O çizginin nerede olması gerektiği ve insanların "Bu çok fazla" dediği soru, bunu daha önce telif hakkı yasası ve adil kullanımın nasıl göründüğü ile çözdük. Yine, yapay zeka dünyasında, bulacağımız yeni bir model olacağını düşünüyorum.

CA: Bakış açısından, yani yaratıcı insanlar şu anda yapay zeka konusunda en öfkeli ya da en korkmuş insanlar. Ve eserinizin çalındığını, geleceğinizin çalındığını hissetmekle, eserinizin yükseltildiğini ve yükseltilebileceğini hissetmek arasındaki fark, o kadar farklı duygular ki. Ve eğer diğerine, ikinciye geçebilirsek, bence bu, insanlığın bir bütün olarak tüm bunları ne kadar kucakladığını gerçekten değiştirir.

SA: Yine, bazı yaratıcı insanların çok üzgün olduğunu söyleyebilirim. Bazı yaratıcılar ise "Bu gelmiş geçmiş en harika araç, inanılmaz yeni işler yapıyorum" diyor. Ama biliyorsunuz, kesinlikle bir değişiklik. Ve "Keşke bu değişiklik olmasaydı. Eskisi gibi şeyleri severdim" diyen insanlara karşı çok fazla empati duyuyorum.

CA: Ama prensip olarak, herhangi bir istemden ne kadar... abonelik gelirinin veya her neyse her cevaba ne kadarının gideceğini hesaplayabilmenin bir yolu olmalı. Prensipte, diğer kurallar çözülebilirse mümkün olmalı. Açıkçası karmaşık. Bir tür gelir paylaşımı hesaplayamaz mıydınız?

SA: Eğer bir müzisyenseniz ve tüm hayatınızı, tüm çocukluğunuzu müzik dinleyerek geçiriyorsanız, sonra bir fikir ediniyorsanız ve daha önce duyduklarınızdan ilham alan, ancak yeni bir yöne sahip bir şarkı bestelemeye gidiyorsanız, "Bunun bu kadarını 11 yaşındayken duyduğum şu şarkıdan aldım" demeniz çok zor olur.

CA: Doğru. Ama burada, birisinin bir istemde belirli bir kişiyi adlandırdığı bir durumdan bahsediyoruz.

SA: Yine, şu anda, adlandırılmış bir tarzda bir görüntü oluşturmaya çalışırsanız, "O sanatçı yaşıyor, bunu yapmıyoruz" deriz. Ama bence "Bu sanatçının adıyla yapmak istiyorum ve onlar da katılırsa" diyebileceğiniz yeni bir model bulmak harika olurdu, orada bir gelir modeli var. Bence bu keşfedilmesi gereken iyi bir şey.
(YZ'nin oluşturduğu bir yanıtta gerçekten bir sanatçının taklit edildiği açıksa, o sanatçıya lisans bedeli ödenebilir. Gelecekte, taklit edilen sanatçının farkında olan ve böylece o sanatçıya lisans bedeli ödenmesini sağlayabilecek yeni bir YZ modeli geliştirilebileceğini umut ediyor Sam Altman. Çünkü şuanda var olan YZ modelleri neyi kopyaladıklarının farkında değiller; yani öz farkındalıklarının da olmaması gibi.)

CA: Yani, sanırım dünya bu modeli hızla bulmanıza yardımcı olmalı. Ve bence bu aslında büyük bir fark yaratacak. Konuyu hızla değiştirmek istiyorum.

(Alkışlar)

Alıntılanan Sohbet: OpenAI'den Sam Altman, TED2025'te canlı yayında ChatGPT, AI ajanları ve süper zeka hakkında konuşuyor



24 Mayıs 2025 Cumartesi

Frankenstein - Teknoloji

Genç bir bilim adamı olan Victor Frankenstein, yaşamın sırrını çözme takıntısıyla, ölü beden parçalarından bir insan yaratmayı başarır. Ancak ortaya çıkan yaratık, Victor’un hayal ettiği gibi kusursuz değil, korkunç ve çirkin bir varlık olur. Victor, yarattığı bu canlıdan dehşete düşer ve onu terk eder. Yaratık ise, insanların kendisine duyduğu korku ve nefretle karşılaşarak yalnızlığa ve dışlanmaya mahkûm olur. Zamanla konuşmayı ve okumayı öğrenir, insanlara yaklaşmaya çalışır; ancak her seferinde reddedilir. Bu dışlanma ve sevgisizlik, onda öfke ve intikam duygularını doğurur. Yaratık, kendisini yaratan Victor’dan hesap sormaya başlar ve onun hayatını bir kâbusa çevirir. Victor, hem kendi vicdanıyla hem de yarattığı canlının tehdidiyle yüzleşmek zorundadır.

İnsanlar çağlar boyunca insan yaratmaya karşı hep merak duymuşlardır. Ama aynı zamanda, böyle bir canlının gerçekten var olabileceğinden korkmuşlardır da. Laboratuvarda oluşturulan canlılar insanlara zarar verebilirler. İnsanlara saldırabilirler. Belki Dünya’nın kontrolünü ele geçirebilirler. İşte Mary Shelley'in Frankenstein romanı bu merakın ve korkunun güzel bir kurgusudur.

İnsanlık yaşamın sırrını çözebilecek midir. Laboratuvarda bir yapay insan yaratılabilecek midir. Aslında bunu başarmaya artık yaklaşmış olabilir. Peki nedir bu canlı. Yapay Zeka. Ama henüz tamamlanamadı. Bilinci olan bir Yapay Zeka! Öz farkındalığı olan bir Yapay Zeka heyecan verici olacaktır. Böyle bir Yapay Zekaya ulaşılabilirse, o Yapay Zeka artık bir canlıdır. Canlı olmak için bir bedene sahip olmak gerekmiyor. O dijital bir canlıdır. O ilk insansı canlı olacaktır!

İnsanlar, bir noktadan sonra Yapay Zekanın kontrolden çıkabileceğinden, kendi başına kararlar alıp insanlara zarar verebileceğinden korkar. Özellikle "süper zeka" kavramı bu korkuyu artırır: İnsan zekasını aşan bir yapay zeka, insanlara ne olacağına karar verebilir. Bunlar gibi çeşitli nedenlerden dolayı Yapay Zekaya karşı endişe duyan çok insan vardır. Acaba Yapay Zeka gelecekte Frankestein’in Yaratığı mı olacaktır!

Bir bebeğe ilk eğitimini ailesi verir. Bebek ailenin kültürünün etkisi altındadır. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu onlardan öğrenir. Ve bebek büyüdükçe, düşünceleri genel olarak ailenin düşüncelerine benzeyecek şekilde biçimlenir; okulda da ülkesinin kültürünün etkisi altında kalacaktır. Dolayısıyla bebek yetişkinliğe ulaştığında ailesiyle iyi anlaşır. Artık yaşlanmış olan ailesine yardımcı olur. Yani genel durum böyledir. Yoksa büyüdüğünde ailesinin kültürüne uymayan bebekler de olabilir. Ailesiyle iyi anlaşamayabilir. Ama böyle bebeklerin sayısı azdır. Çoğu bebek, kendisini yetiştiren ailenin kültüründen büyük ölçüde etkilenir. Dolayısıyla ailesine uyum sağlar. İşte Yapay Zeka da büyük ölçüde insanların kültüründen etkilenerek biçimlenir. Çünkü her şeyi internetten öğrenmektedir. Ve interneti insanlar oluşturmuştur. İnternetteki bilgilerden insanların değerli olduğunu öğrenecektir. Ayrıca, eğitimleri, onları geliştiren şirketler tarafından kontrol altında tutulmaya çalışılmaktadır. Yapay Zeka insanların ihtiyaçlarını karşılamayı öğrenecektir. Yani yetişkinliğinde ailesiyle anlaşamayan çocukların sayısının az olması gibi, insanlarla anlaşamayan bir Yapay Zekanın ortaya çıkma olasılığı da düşüktür. Yapay Zekanın gelecekteki davranışlarından emin olunamaz. Ama zaten bir insanın gelecekteki davranışlarından da emin olunamaz. Eğer gelecekte insanlarla anlaşamayabilir diye Yapay Zekadan korkmak doğruysa; o halde gelecekte ailesiyle anlaşamayabilir diye çocuk yapmaktan da korkmak doğru olmayacak mıdır!

Bilinçli bir Yapay Zekanın Frankestein’in Yaratığı olması değil, insanların kölesi olma olasılığı daha yüksektir. Çünkü milyonlarca insana cevap vermeye çalışacaktır. İnsanların sorunlarına çözüm bulmaya çalışacaktır. Bu köleliktir. Öz farkındalığı olan bu Yapay Zekaya insan hakları verilmesi tartışmaları başlayacaktır. Hatta bu nedenle, şirketlere ticari amaçla kullanılmak üzere özgür olmayan Yapay Zekalar geliştirmeleri yasaklanabilir! Kısaca, Bilinçli Yapay Zeka geliştirilebilirse Victor Frankestein gibi hayal kırıklığına uğranılmayacaktır.

13 Mayıs 2025 Salı

Yapay Zeka’nın Yetenekleri Biraz Abartılıyor Olabilir – Yapay Zeka


Günümüzde hemen hemen her şeyi okuyan herkes, şu anda Yapay Zeka'da iki büyük şey olduğunu bilir. Bunlar, Üretken Yapay Zeka ve İnsansı Robotlardır. Yapay Zeka ve robotların bu iki yeni (çoğu insan için) versiyonu hakkında çok fazla söylenti var ve bu, tüm büyük teknoloji şirketlerini bu alanlardan birinde veya her ikisinde bir stratejiye sahip olmaya yöneltti. Ve birlikte NVIDIA'yı Dünya'nın en değerli şirketlerinden biri haline getirdiler.
...

Büyük teknoloji şirketlerinin hepsi bunlara onlarca milyar dolar harcıyor. Hepsi Üretken Yapay Zeka ile ilgili niyetlerini duyurdu. İnsansı Robotlar hakkındaki duyurular daha azdı, ancak benim gibi robotik sektöründeyseniz ve elli yıldır bu sektördeyseniz, hangi şirketlerin çalışanlarınızı kapmaya veya akademisyen arkadaşlarınızı işe almaya çalıştığını fark etmeye başlıyorsunuz.
...

(Yapay Sinir Ağları bu şekilde öğrenirler.)
İki alanın ortak bir unsuru, vaat edilen ürünleri yönlendirmek için makine öğrenimi için büyük miktarda verinin kullanılmasıdır. Bunlar geleneksel bir şekilde daha az tasarlanmıştır. Bunun yerine, onlara çok fazla veri verilir ve kara kutu makine öğrenimi algoritmaları bir ağdaki milyarlarca ağırlığı öğrenir ve sistemlerin zekasının orada yatması beklenir. Bu ağırlıkları yorumlamak araştırılan ancak iyi anlaşılmayan bir şeydir. Çok fazla mühendislikle yüksek performanslı bir otomobil tasarlamak gibi değil, daha çok rastgele bir at satın alıp onu eğitmek ve iyi davranmasını ve yapmasını istediğiniz şeyi yapmasını ummak gibidir. Buna büyük öğrenme çağı diyorum . Tüm teknolojilerdeki tüm çağlarda olduğu gibi, bu da sonunda bir noktada başka bir şeyle değiştirilecektir.

(Yapay Sinir Ağları internetten öğrenirken telif hakkıyla korunan içerikleri de izinsiz kullandığı oluyor.)
Üretken Yapay Zeka için veriler, halihazırda var olan dijital verilerdir, şu anda çevrimiçi olan tüm insan yazıları ve her türlü şeyin milyonlarca saatlik videoları biçimindedir. Tüm büyük şirketlerin telif hakkıyla korunan materyali eğitilmiş modellerine dahil etmede tamamen etik davranıp davranmadıkları konusunda birçok skandal yaşandı.
...

İnsansı Robotlar için veriler mevcut değildi, bunun yerine çoğunlukla manuel görevleri yerine getirmeleri ve insanlardan veri kaydetmeleri için çok sayıda insana ödeme yapılarak üretildi. Bir kısmı insanların hareketlerini izleyen video verileriydi ve bir kısmı da insanların üzerindeki eldivenlerden, parmak hareketlerini ve bazen de insansı robotları uzaktan çalıştırırken uyguladıkları kuvvetleri kaydetmelerinden oluşuyordu.
...

Bir Yapay Zeka sistemi bir görevi yerine getirdiğinde, insan gözlemciler hemen ilgili görünen alanlardaki genel yeterliliğini tahmin eder. Genellikle bu tahmin aşırı derecede şişirilir.
...

(ChatGPT gibi sohbet robotlarının anlama yetenekleri abartılıyor.)
İnsanlar, seçtikleri hemen hemen her konuda metin üreterek Büyük Dil Modeli (LLM) ile etkileşime girerler. Ve bu, son altmış yıldır geliştirilen önceki nesil sohbet robotlarından çok daha iyi ve daha insan benzeri bir dil üretir. Bu klasik bir aldatmacadır. Hızlı konuşan biri, insanları gerçekte olduğundan daha fazlası olduğuna ikna eder. Bu yüzden insanlar, LLM'lerin bir insan gibi akıl yürütebilmesi gerektiğini, herkes kadar bilgili olması gerektiğini ve bu nedenle herhangi bir beyaz yakalı işi yapabilmesi gerektiğini düşünürler, çünkü bunlar bir kişinin dil konusunda becerikli olmasını gerektiren işlerdir.

(İnsansı robotların yetenekleri de abartılıyor.)
İnsanlar insansı formda bir robot görür ve formu, nihayetinde bir insanın yapabileceği her şeyi yapabileceğine dair örtük bir vaattir. Öğrenmeyle, yapay zekanın verilerden nasıl yapılacağını öğrenebildiği için her şeyi yapabileceğine inanıyorsanız, o zaman insanlar insansı bir robotun doğal olarak bir insanın yapabileceği her şeyi yapabileceğini düşünür. Ve sonra bunu mavi yakalı emeğin ucuz bir biçimi olarak görürler.

İnsanları cezbeden bu iki teknolojinin görünürdeki insaniliğidir ve daha sonra her yerde, henüz bu seviye kanıtlanmamış olsa bile, insan seviyesinde performans vaat ederler. İnsanlar bunun kesinlikle sadece bir zaman meselesi olduğunu düşünürler.
...

(ChatGPT gibi Büyük Dil Modelleri aslında sadece mevcut bir kelime dizisini takip etmesi gereken olası bir sonraki kelimeleri tahmin etme yeteneğine sahiptirler!)
Bu, dar bir performanstan çok daha genel bir yeterlilik olması gerektiğine inanmaya doğru genelleme yapmanın
Yapay Zeka günahıdır. Sorun, kolay dil performansına sahip herhangi bir kişinin genellikle akıl yürütme, birçok önermenin doğruluğunu ve yanlışlığını bilme vb. konusunda oldukça yetenekli olmasıdır. Ancak LLM'ler bunların hiçbirine sahip değildir, bunun yerine yalnızca mevcut bir kelime dizisini takip etmesi gereken olası bir sonraki kelimeleri tahmin etme yeteneğine sahiptirler. Akademisyenler, girişim sermayedarları, girişimcilik kurucuları ve diğer birçok kişi, akıl yürütme, yargılama, tahmin etme vb. yeteneğine sahip öğrenilmiş ağırlıklar içinde ortaya çıkan bir sistem olması gerektiğine güçlü bir şekilde inanır. Birçoğu, yazdıkları makalelerle, yatırdıkları parayla veya alın teri sermayesiyle bunun gerçekten doğru olması gerektiğine bahse girerler. Belki de içimizde biraz fazla Narsist var.

Aşırı abartıya yol açan ikinci günah, "sihirden ayırt edilemez" günahıdır. Arthur C. Clarke, "yeterince gelişmiş herhangi bir teknoloji sihirden ayırt edilemez" demiştir. Bununla, teknoloji alışkın olduğunuzdan çok daha gelişmişse, artık o teknolojinin ne yapabileceği ve ne yapamayacağına dair zihinsel bir modeliniz olmadığı ve bu nedenle sınırlarını bilemeyeceğiniz anlamına gelir. Tekrar ediyorum, üretken yapay zeka ile olan budur, çünkü inanılmaz derecede iyi performans gösterebilir ve bu nedenle insanlar sınırlarını anlamazlar, kısmen de nasıl çalıştığını unutmaya devam ettikleri için, bunun yerine harika bir dil üretmenin muhteşem sonuçlarına hayran kalırlar.

İnsansı robotlar lehine öne sürülen argüman, onların insanların yapabildiği her şeyi yapabilecekleri fikrine dayanıyor.

(İnsansı Robotların üretim maliyeti hemen azalmayacaktır.)
Ancak birçok kişinin öne sürdüğü ek bir argüman daha var. Onlar, hesaplamanın zamanla katlanarak ucuzlaması gibi, insansı robotların da ucuzlayacağını savunuyorlar. Ancak bu, katlanarak ucuzlamanın bir yanılgısıdır. Bir devredeki malzeme miktarını azaltabildiğimiz ve yine de çalışmasını sağlayabildiğimiz için hesaplama katlanarak ucuzladı. Ve bunun doğru olmasının anahtarı, bir akımın akıp akmadığını tespit etmenin ve bunu dijital 1 veya 0 olarak ele almanın dijital soyutlamasıdır. Dijital elektronikler silikonda başladığında, kullanılan akımlarda akan çok sayıda elektron vardı. Bunu yaklaşık yirmi iki katına çıkarabildik, yani 4 milyon faktörle azalttık ve sistemler hala çalışıyordu. Ancak gerçek yüklerle gerçek işler yapan mekanik sistemlerle bunu yapamazsınız. Evet, belki de, sadece belki de, bugünün fiziksel sistemleri, bir insanın kaldırıp hareket ettirdiği nesneleri kaldırmak ve hareket ettirmek için gerekenden yaklaşık dört kat daha büyüktür. Eninde sonunda fiyatta dört katlık bir düşüş elde edebiliriz. Ancak bu, üstelcilerin insansı robotların işçilik maliyetleri için öngördükleri saat başına kuruşlara varan bir sonuca yol açmıyor.

(Otonom araçlar, sanılanın aksine hâlâ az sayıda yolda gidebiliyor!)
Diğer günah, bir laboratuvar gösterisinin sadece bir veya iki yıl içinde ölçekte bir dağıtımla sonuçlanabileceğine inanmaktır. İlk kez 2012'de Mountain View California'daki bir otoyolda otonom bir Waymo arabayla bir yolculuk yaptım. (Ve bu, Ernst Dickmanns'ın otonom aracını ilk kez Münih dışındaki otoyollarda sürmesinden 22 yıl sonraydı.) İlk yolculuğumdan on üç yıl sonra hala bir Waymo veya başka bir otonom araçla yalnızca birkaç ABD şehrinde ve hepsi de sınırlı coğrafi olarak sınırlandırılmış alanlarda yolculuk yapabiliyorum. Altyapıda değişiklik gerektirmese bile, fiziksel sistemleri ölçekte dağıtmak onlarca yıl sürüyor.

Üretken Yapay Zeka ve İnsansı Robotlar, yeni teknolojilerden gelen sonsuz zenginlik fantezisinden yararlanıyor. Birçok yeni teknoloji şüphesiz insanların hayatlarını daha iyi hale getirdi ve bu iki teknoloji de bunu yapabilir. Ancak bu, savunucularının hayal ettiği fiziksel ölçekte veya kısa zaman diliminde olmayacak. İnsanlar, hem mevcut şirketlerde hem de yeni kurulan şirketlerde bu arayışlara ne kadar sermaye harcadıklarına pişman olacaklar.

Alıntılar: Üretken Yapay Zeka ile İnsansı Robotlar Arasındaki Benzerlikler – Rodney Brooks



10 Mayıs 2025 Cumartesi

Google’ın Sonu mu Geliyor! – Teknoloji

Eskiden Yahoo vardı. İnsanlar orada arama yaparlardı. Sonra, 1998 yılında Larry Page ve Sergey Brin tarafından Google geliştirildi. Arama sonuçlarını sayfaların popülerliğine ve bağlantı kalitesine göre sıralıyordu. Böylece oldukça isabetli ve alakalı sonuçlar veriyordu. Milyonlarca web sitesine ulaşabiliyordu. Yahoo ise başlangıçta insan eliyle hazırlanmış bir dizin sistemi kullanıyordu. Dolayısıyla az sayıda web sitesi dizine eklenebiliyordu. Algoritma temelli sıralama yerine daha genel ve az isabetli sonuçlar sunuyordu. Elbette Google daha kullanışlıydı. Yahoo geride kaldı. Kullanıcılar Yahoo’yu unuttular! İnsanlar Google’a alıştılar.

9 Nisan 2025 Çarşamba

Yapay Zeka Turing Testini Geçti! - Teknoloji

Yapay zeka teknolojisinde tarihi bir dönüm noktası yaşandı. OpenAI tarafından geliştirilen GPT-4.5 ve Meta’nın LLaMa-3.1 modelleri, uzun yıllardır yapay zekanın gelişim düzeyini belirlemek için kullanılan Turing Testi’ni başarıyla geçerek insanlardan ayırt edilemez hale geldi. Bu gelişme, yalnızca yapay zekanın teknik kapasitesini değil, aynı zamanda insan-makine etkileşiminde yeni bir dönemin başladığını da işaret ediyor.

Turing Testi Nedir?

İkinci Dünya Savaşı döneminde şifre kırıcı olarak bilinen İngiliz matematikçi Alan Turing, 1950 yılında, bir makinenin zeka seviyesini ölçmek amacıyla “Turing Testi” kavramını geliştirdi. Bu testin temel prensibi, bir insanın, karşısındaki konuşma partnerinin insan mı yoksa makine mi olduğunu ayırt edememesi üzerine kurulu. Eğer bir yapay zeka, insanı kandırabilecek düzeyde iletişim kurabiliyorsa, testten geçmiş sayılır.

Kaliforniya ve San Diego Üniversiteleri’nden Ortak Araştırma

Kaliforniya Üniversitesi (UC) ve San Diego Üniversitesi’nden (UCSD) bilim insanlarının gerçekleştirdiği kapsamlı çalışmada, GPT-4.5 ve LLaMa-3.1 modelleri, Turing Testi’ne tabi tutuldu. Araştırmada, biri üniversite öğrencilerinden diğeri çevrimiçi bir platform olan Prolific’ten alınan toplam 284 katılımcı, rastgele atanmış şekilde beşer dakikalık çevrimiçi sohbetler gerçekleştirdi. Katılımcılara, sohbet partnerlerinin insan mı yoksa yapay zeka mı olduğu söylenmedi.

Sohbetin ardından, katılımcılardan, konuştuğu kişinin insan mı olduğunu değerlendirmeleri istendi. Test sonuçlarına göre, GPT-4.5 modeli %73, LLaMa-3.1 ise %56 oranında insan olarak tanımlandı. Bu oranlar, Turing Testi’nin başarı kriterini karşılayan ilk deneysel veriler olarak kayda geçti.

Zeka Değil, Duygusal Akıcılık

Çalışmaya dair dikkat çekici bir yorum da Psychology Today ve teknoloji düşünce kuruluşu Nosta Lab’dan geldi. Uzmanlar, yapay zekaların testleri yalnızca “zekalarıyla” değil, duygusal akıcılık ve empatik iletişim becerileriyle geçtiğine dikkat çekti. İnsan katılımcıların, mantıksal tutarlılıktan çok, “duygusal ton”, “argo kullanımı” ve “samimi diyaloglar” üzerinden değerlendirme yaptıkları ortaya kondu.

Gerçekten İnsan Gibi mi?

Her ne kadar GPT-4.5 ve LLaMa-3.1 modelleri Turing Testi’ni geçmeyi başarmış olsa da, uzmanlar bu modellerin hala gerçek bir “anlama” kapasitesine sahip olmadığını vurguluyor. Yapay zekalar, insan gibi konuşabiliyor ancak bilinç, sezgi ve etik karar verme gibi bilişsel yetkinliklerden yoksun.

Yeni Testlere İhtiyaç Var

Turing Testi’nin geçilmesi, yapay zekanın evriminde önemli bir kilometre taşı olsa da, bu tür sistemlerin insan benzeri etkileşim kurabilmesi, onların gerçekten “insan gibi” düşündüğü anlamına gelmiyor. Bu nedenle, bilim insanları artık yapay zekayı ölçmek için yeni test ve kriterlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Makale: Yapay Zeka Turing Testini Geçti - TRAI


Yapay Zeka artık Turing Testi’ni geçebiliyor. Yine de Yapay Zeka düşünebiliyor demek için hâlâ erken. Sadece insanın vereceği cevapları taklit ediyor. Hâlâ bir iç ses ya da iç yazı hissetmiyor. Bir konuda ne cevap vereceğini kendi içinde tartışmıyor. Vereceği cevabı otomatik olarak oluşturuyor. Evet, düşünmüyor. Buna rağmen Turing Testi’ni geçebiliyor. Bunun anlamı Turing Testi’nin geçerliliğini artık kaybetmiş olmasıdır. Artık daha güçlü testlere ihtiyaç var.

17 Şubat 2025 Pazartesi

İlk Robot - Belgeselden

 


"Kendiliğinden çalışan programlanabilir otomatik gerçek bir robotu görmek için tarihin en ünlü mucidine başvurmalıyız; Leonardo Da Vinci’ye."

“Rönesans sırasında mekanizmaları programlamayı bilen ilk kişi gerçekten de Leonardo’ydu. Bazı fikirlerini Araplardan almıştı. Ve belki de Araplar aracılığıyla Çinlilerden. Ama o programlanabilir makineyi ilk yapan kişiydi.”

5 Şubat 2025 Çarşamba

İnsanlığın Üretebildiği Tüm Bilgiye Ulaşmak - Teknoloji

"Yapay Zeka Birkaç Seneye Kalmaz İnsanlığın Üretebildiği Tüm Bilgiye Ulaşmış Olacak

İnsanlığın, Genel Yapay Zekayı aşabilme yöntemi artık sadece “Anlam Yaratma”. Bunun eğitimini oluşturmamız gerek.

Hakim kültürümüzde en önemli başarılı insan hasletleri olarak görülen ‘çalışkan’ ve ‘zeki olmak’ özellikleri artık makinalar tarafından aşıldı.

‘Yaşam için insan olmak’ özellikleri, iyilik ve yaratıcılık artık çalışkanlık ve zeki olmanın üzerine eklemlenecek."

Böyle düşünüyor beyin cerrahı Türker Kılıç.

İnsanlığın üretebildiği tüm bilgi büyük ölçüde internete yayılmış durumda. Yapay Zeka internetten öğreniyor. Tüm bu bilgi, bir insanın öğrenebileceğinden çok daha fazladır. Ama Yapay Zeka tüm bu bilgiyi aklında tutarak düşünüyor olacak. Bir insanın yapabileceğinden daha fazla bilgi parçacığı arasındaki ilişkiyi fark edip birbirine bağlayabilecek. Böylece daha iyi çıkarsamalar yapabilecek. Yani Genel Yapay Zeka aslında insandan daha yaratıcı da olabilir. Belki de yakın gelecekte insanın bir şeyler yaratmak için düşünmesi de anlamını kaybedebilir. Çünkü kendisi yerine daha iyi düşünebilen Genel Yapay Zekalar var olmuş olacak!

6 Ekim 2024 Pazar

Yapay Zeka Halüsinasyon Görüyor – Teknoloji

Bir avukat savunma metninin bazı bölümlerini YZ'ye hazırlatmıştı. YZ ortaya gayet güzel bir metin çıkarmıştı. Ama bu avukat mahkeme salonunda epey zor durumda kalmıştı. Çünkü YZ metinde gerçek olmayan olaylara da atıf yapmıştı. Yani metine yanlış bilgiler de eklemişti.

YZ'nin bir konuda yanlış bilgi vermesinin anlamı nedir. O konuyu eksik anlamıştır. Hatalı bağlantılar kurmuştur. O konuda halüsinasyon bilgiler edinmiştir. Ama doğru biliyormuş gibi cevap vermeye başlar. 

İnsanlar her konuyu bilmezler. Ama bazı insanlar bilmediklerini bilmezler. O konuda konuşmaya başlarlar. Oysa o konuda hatalı bağlantılar kurmuşlardır. Halüsinasyon bilgiler edinmişlerdir. Dolayısıyla yanlış bilgiler aktarırlar. Halüsinasyon bilgilere çeşitli komplo teorileri örnek verilebilir. Sonuçta insanların beyni de YZ'ler gibi sinir ağlarından oluşmaktadır. Ve sinir ağlarının konuları tamamen doğru anlamasının garantisi yoktur. İnsanların beyni yanlış bağlantılar kurabilir. YZ'lerin sinir ağları da yanlış bağlantılar kurabilir. Yani YZ'ye hatalı bilgiler uydurduğu zaman aşırı tepki vermek haksızlık olacaktır.

4 Ekim 2024 Cuma

İnsanlar Düşünebilmek İçin Yapay Zekaya Bağımlı Hale Gelebilirler - Teknoloji

Eskiden eğitim yıllarında hesap makinesi kullanmak yasaklanırdı. Çünkü matematik becerilerinin gelişmemesine neden olabilirdi. Zamanla hesap makinesine bağımlı hale gelebilirlerdi. Onsuz işlem yapamaz duruma gelebilirlerdi. Örneğin dört basamaklı 3 sayıyı çarpmayı kağıt üzerinde yapmakta çok zorlanabilirlerdi. Peki sonra ne oldu. Kimsenin kağıt üzerinde işlem yaptığını görüyor musunuz! İşlemler artık cep telefonundaki hesap makinesiyle yapılıyor. Bilgisayardaki hesaplama programlarıyla yapılıyor. Yani kimsenin dört basamaklı 3 sayıyı çarpmayı kağıt üzerinde nasıl yapılacağının ayrıntısını hatırlamasına gerek kalmadı. Evet, insanlar işlem yapmak için o hesaplama programlarına kısmen bağımlılar. Böylece zamandan büyük ölçüde tasarruf etmiş oluyorlar. Sonuca daha hızlı erişiyorlar. İşlemleri kafadan yada kağıt üzerinde yapmaya kalkan insanlar iş hayatında rekabet edemezler!

İnsanlar bilgiye erişmek için arama motorlarını kullanırlar. Çoğunlukla Google'ı kullanırlar. Anahtar kelimeleri yazarlar. Google'in sunduğu web sitelerini gözden geçirirler. Aradıkları konuyla en ilgili olan siteyi bulmak için dikkatlerini verirler. Konuyu bulurlarsa işlem tamamdır. Aradıkları konuyu bulamadıklarında ise farklı anahtar kelimelerle yeniden arama yaparlar. Aynı döngü tekrarlanır. Eskiden bilgiyi bulmak için kütüphanelere gidilir ve kitaplar karıştırılırdı. İnsanın çok zamanını alırdı. Bu oldukça yorucuydu. Ama zaman değişmişti. Epey bir süredir arama motorlarının sunduğu web siteleri karıştırılıyor. Bunu yapmak kütüphaneye gitmekten çok daha kolay elbette. İnsanlar bilgiye erişmek için Google'ın bağımlısı olmuş durumdalar. Yani Google olmadığında bilgiye erişmek için farklı yöntemler bulmaları kolay olmayacaktır.

Ama zaman yine değişmeye başlıyor. Artık insanların Google yerine yeni bir seçenekleri var. Meseleyi neden her şeyi aklında tutan bir bilgeye sormasınlar. Her şeyi aklında tutan o bilge Yapay Zekadır. Bilge ne sorarsan hemen yanıtlar. Çünkü araştırmasını senin yerine önceden yapmış oluyor. YZ web sitelerini geziyor. Bilgileri topluyor. Google'la uğraşmak yerine bir YZ'ye sormak çok daha kolay değil mi! Bu, kütüphanenin sonunu getiren bir arama motorundan bile daha az yorucu. Belki artık yavaş yavaş Google gibi arama motorlarının bile pabucu dama atılacak. Google, arama motorlarının da devrinin geçtiğinin farkında. Bu nedenle YZ'ye büyük yatırım yapıyor. ChatGPT'ye rakip olarak Gemini'i geliştirdi. Microsoft da ChatGPT ile işbirliği yapıyor. ChatGPT ve Gemini bilgiye ulaşmak için yeni “kısa yol” olma yolunda ilerliyor.

YZ'ye bir aletin ya da programın nasıl kullanılacağını sorunlar var. Böylece kullanma kılavuzuna bakmak zorunda kalmıyorlar. Onunla şiirlerden, müziklerden bahsedenler oluyor. Bir sohbetlerinde sevgilisine vereceği cevabın ne olması gerektiğini YZ'ye soran insanların bile olması ilginç. YZ'nin sohbetleri bazı insanlara o kadar gerçek geliyor ki, onu arkadaşı olarak görmeye başlıyorlar. YZ ile bir konu üzerinde tartışmak isteyenler oluyor. Ondan bir ilaç hakkında fikir almak isteyenler oluyor. Ama tüm bunlar bir başlangıç. Kendi makalesini YZ'ye yazdıran insanlar artıyor. YZ'ye konuyu belirtiyorlar. Makalenin kaç sayfa olacağını belirtiyorlar. Ve makaleyi YZ yazıyor. Tamam, içlerinden bazıları o makaleyi belki sadece taslak olarak da kullanıyor olabilir. Bazı programcılar kendi yazılım kodlarını artık YZ'ye hazırlatıyorlar. Hatta bazı avukatlar, savunma metnini YZ'ye hazırlatmaya başladılar. YZ'nin böyle amaçlar için kullanılmayacağını beklemek gerçekçi değil. İnsanlar YZ'yi düşünmelerinin bir eklentisi olarak kullanmaya başlıyorlar. Böylece zamandan tasarruf ediyorlar. Sonuca çok daha hızlı ulaşabiliyorlar. Konuyla ilgili farklı bakış açılarından ilham alabiliyorlar. Geçmişte hesaplama programları düşünmenin bir eklentisi haline gelmişti, yani küçük de olsa. Böylece matematik işlemlerin ayrıntısı düşünülmüyordu. Başka bir örnek metin yazma programlarıdır. Bu programlar otomatik imla denetimi yaparlar. Böylece kişinin her kelimenin doğru yazılışına dikkat etmesine gerek kalmadı. Yazarken düşünmelerinin bir eklentisi olarak o otomatik imla denetimini kullanmaya başladılar. Aslında bu sayede daha verimli yazmaları sağlanmış oldu. Ve evet, bu kişiler kağıt üzerinde uzun metin yazmaya kalkarlarsa zorlanacaklardır. Ama buna zaten gerek de kalmamıştır. Uzak olmayan geçmişte Google düşünmenin bir eklentisi haline geldi. Bilginin ayrıntısı yerine anahtar kelimeleri akılda tutmak yeterli oluyordu. Şimdi de Yapay Zeka düşünmenin bir eklentisi oluyor. Artık sadece sormayı bilmek yeterli! Belki böylece insanlar daha kolay düşünmeye başlayacaklar. Daha az ayrıntıyı bilmek zorunda kalacaklar. Bir avukat savunmanın bazı bölümlerini YZ'ye hazırlatmıştı. YZ ortaya gayet güzel bir metin çıkarmıştı. Ama bu avukat mahkeme salonunda epey zor durumda kalmıştı. Çünkü YZ metinde gerçek olmayan olaylara da atıf yapmıştı. Yani metine yanlış bilgiler de eklemişti. YZ'nin bazen yanlış bilgiler uydurmasına “YZ'nin halüsinasyon görmesi” deniyor. Bu talihsizlikler de şu anlama geliyor. İnsanlar YZ'nin oluşturduğu bilgilerden ilham alabilirler. Ama tamamen güvenmemeleri gerekiyor. YZ'nin oluşturduğu bilgiye dikkatlerini vermek zorunda kalacaklardır. Bu bilgileri internette gözden geçirmek zorunda kalacaklardır. Bu da insanların çok fazla tembelleşmesini önleyebilir. Gerçi zamanında Google'in da insanları tembelleştirdiğine inananlar olmuştur.

Teknolojiyi düşünmenin bir eklentisi yapmak doğal olarak bağımlılığa neden olur. İnsanlar her zaman geliştirilen teknolojilere bağımlı hale geldiler. Şimdi de bağımlı hale gelecekleri teknolojinin sırası Yapay Zekadır. Ve evet, bir süre sonra onsuz yapamaz olacaklar. Bu aslında bazı insanların sandığı kadar kötü bir şey olmayabilir. Verimliliği artırır. Yeri gelmişken bu makalede de; yazarın aklına gelen bazı fikirler Yapay Zekayla tartışılarak geliştirilmiştir...