Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Şeye Tutunmak – Sahne

  White: Tutunduğum şey ney sence? Black: Bilmiyorum. W: Ölümcül yolcunun, uğrunda ölecek kadar değer verdiği şey nedir! B: Bilmiyorum! ... W: Sonunda geldiğim nokta boş vermek. Oraya gelebilmek için çok uğraştım. Vaz geçemeyeceğim bir şey varsa o da boş vermek olur. :-) ... W: İnandığım şeyler çok kırılgandı! Söylemiştim. Uzun süre ortada olmayacaklar ve tabi ben de. ... W: Kendini kayıplara alıştırmak zorundasın. Zorundasın! ... W: Dünya’dan satır satır vaz geçersin! Kendi ölümüne suç ortağı olursun. ... W: Belki de bazı şeylerin boyunu aştığını kabul etmelisin! B: Kabul ediyorum ama kendimi öldürmemi gerektirmezki! Başka şansım yok. W: Tamam. Belki de haklısındır... Bazı insanların hayatta tutundukları bir şey olur. O şey hayatı anlamlı kılar. Belki önemsedikleri bir konuda başarılı olduklarını düşünmek, hayatta tutundukları şeydir. Tutundukları şey hayatları...

Doğal Sürece Müdahale Etmek - Sahne

  İlk kalp nakli yapıldığı dönemde, doktorlar da dahil bunun yanlış olduğuna dair bir his vardı. Bu, Tanrı'nın dilediğine, doğaya aykırı bir şeydi. Bu Tanrı'yı oynamaktı. Eter, 1946'da kullanılmaya başlandı. İnsanlar o yıllara kadar uyanık ameliyat ediliyordu. Oysa eter 1543'te keşfedilmişti. Ama ameliyatlarda kullanılması yasaklanmıştı. Çünkü “Yüce Tanrı bize acı çektirmek istiyor” diye düşünülen bir dini dogmadan dolayı kaçınılmıştı. Ama bu açıdan bakılırsa ilaç vermekten bile kaçınılmalıdır. Sonuçta doğal sürece müdahale edilmiş olmaktadır. Dr. Jack Kevorkian: Bir doktor size ilaç veriyorsa, Tanrı'yı oynuyordur. Çünkü doğal sürecinize müdahale ediyordur. Tüm doktorlar Tanrı olduklarına inanır. İnanmamalılar ama inanıyorlar. Dr. Jack Kevorkian Tanrı'yı oynamakla suçlanmaktadır. Çünkü doktor, zor durumdaki hastalara eğer istiyorlarsa ötanazi uygulamaktadır. Sürekli yatakta ve sürekli makinelere bağımlı yaşayan hastalara yardımcı olmaktadır. Başvuran hastala...

Seçimlerde Sempatiklik - Sahne

Salas kasabasından çıkan bir yazar. Avrupa da çok ünlü olmuştur. Sonunda Nobel Edebiyat Ödülünü bile almıştır. Eh, entelektüel görünmektedir. Bu yazar yıllar sonra kasabasını ziyaret etmeye niyetlenmiştir. Aslında pek de istekli değildir. Yazarın, kitaplarındaki karakterlerle aslında kendilerini eleştirdiğini düşünmektedirler, kasaba halkı. Yazarın kendilerini cahil gördüğünü düşünmektedirler. Aslında kasaba halkına uzak biri olduğuna inanmaktadırlar. Kasaba halkı, bu yazarla gurur duymakla, pek sevmemek arasında kalmıştır! Bu yazar insanları umutsuzca değiştirmek, iyileştirmek istediğini söylemektedir. Oysa kimse, başkasının yukarıdan kendisini değiştirmeye çalışmasından hoşlanmaz. Herkes, kendince en doğruyu biliyordur zaten. Bu yazar seçime girse, kasabasından pek de oy alamayacaktır bu yüzden. Ha, belki Nobel Edebiyat Ödülü'nden dolayı oyları biraz artabilir. İşte iktidarı almaya çabalayan partinin, belli bir oy bandını aşamayacak olmasının nedeni de budur. Geniş kesime küçüms...

Adayı Tanıyamamak - Karikatürize

ABD’de seçmenler bir başkandan bıkabilir. Diğer seçeneği pek tanımıyor da olabilirler. Ya da tam tersi geçmişini biliyor olduklarından pek sevmeyen seçmenler de olabilir. Yine de bıktıkları başkanın değişmesi için oylarını ona verirler. Çünkü o başkan olduğunda, ne yaparsa yapsın, rahatlarını alıştıkları düzenlerini çok fazla değiştiremeyeceğini bilirler. Çünkü yasalar, başkanı sınırlandıracaktır. Sonuçta hükumetin değişmesini sağlamış olurlar. Ve böylece Biden başkan olur. :-) Tandık bir ülkede, muhafazakar seçmen de hükumetten bıkabilir. Ama diğer seçeneği iyi tanımıyordur. "Rahatımı, düzenimi bozabilir" diye düşünür. Ortada kendisini anlayabilecek başka bir seçenek bulamaz. Çünkü seçenek olmaya çalışan parti, o seçmenlerin dikkatini çekecek argüman üretemez. Seçmenin değer verdiği şeylerle ilişkilendirmesini sağlayacak basit argümanlar bulamaz. Hatta argümanları sunuş şekli bile o seçmeni kızdırabilecek nitelikte olabilir. Seçmenin, kendilerinin uzun konuşmalarını dinleye...

Tanıyamamak - Sahne

Bazen toplumun anlayamadıkları insanlar olur. Bu insanlar rahatlığı seçer. Kendi hallerinde yaşarlar. Kimseye bulaşmazlar. Toplumun geneli bu insanları iyi tanımazlar. Tanımadıkları için haklarında dedikodular yayılır; cadıdırlar, delidirler, sıçan yiyorlardır vs. Duyan insanlarda ön yargı, öfke birikir. Bu insanlar da daha çok kendi hallerinde yaşamaya başlarlar. Evleri biricik şatoları olmuştur artık. Toplumdan bazıları bu insanları rahatsız ederek asıl cadının kim olduğunu göstermiş olurlar. :-) Constance: Kasabaya gideceksin. Hesap ve kayıtlarımızı kontrol edeceksin. Market alışverişi yapıp öğle yemeğine kadar döneceksin. Merricat: Mecbur muyum? Kapıyı kilitle. Merricat: Salı en berbat gün. Çünkü salı günleri kasabaya gidip bizden nefret eden herkesi görmek zorundayım. Merricat: Buradaki insanlar altı yıl önce Constance’ın babamı ve ailemizi öldürüp Julian amcayı zehirlediğine inanıyor. On...