Serada Büyümek - Teknoloji
Seattle'da büyürken, bana benzeyen birkaç erkek çocuk dışında çok fazla arkadaşım yoktu. Farklı insanlarla ilişki kurabilmem için sosyal becerilerimi geliştirmek çok çaba ve annemin büyük yardımı gerekti. Bugün 70 yaşında bile o derslerden yararlanmaya devam ediyorum.
O zamanlar bir yapay zeka arkadaşım olsaydı aynı çabayı göstereceğimden şüpheliyim. Sizin zaten rahat ettiğiniz biçimde sizinle konuşuyorlar. Sizi konfor alanınızın dışına itmezler. Her zaman ulaşılabilirler ve size asla kızmazlar. Bu, onları son derece bağımlılık yaratıcı hale getirme ve diğer insanlarla bağlantı kurmaktan öğrendiğimiz dersleri elimizden alma potansiyeline sahip.
Bu konudaki kanıtların bütünü hâlâ küçük ve biraz karışık; ancak çok endişelenmemiz gerektiğine dair işaretler var. Örneğin Stanford ve Carnegie Mellon'daki araştırmacılar, yapay zeka arkadaşları kullanan 1.100'den fazla kişiyle yapılan bir çalışmada, sosyal ağları daha küçük olanların arkadaşlık için bir sohbet robotuna başvurma olasılığının en yüksek olduğunu buldu. Bu kullanım ne kadar yoğun ve duygusal açıdan kişisel hâle geldiyse, kendilerini o kadar kötü hissettiler.
Genç insanlar hayatları boyunca etkilenebilir. Jonathan Haidt, The Anxious Generation (Kaygılı Kuşak) adlı kitabında sosyal medyanın etkisi hakkında yapay zeka için daha da geçerli olan bir gözlem yapıyor: "Rüzgâra maruz kalan genç ağaçlar gibi, rutin olarak küçük risklere maruz kalan çocuklar, büyüdüklerinde çok daha büyük risklerle paniğe kapılmadan başa çıkabilen yetişkinler olurlar. Buna karşılık korunaklı bir serada yetiştirilen çocuklar bazen daha olgunlaşmadan kaygı nedeniyle işlevsiz hâle gelir."
Sizi asla üzmemek üzere tasarlanmış bir yapay zeka arkadaşı, büyük ve korunaklı bir seradır.
İnternetin —özellikle sosyal medyanın— gençlerin gelişimi üzerindeki oluşturabileceği tehlikeleri daha yeni anlamaya başlıyoruz. Zorlayıcı kullanım, uykunun bozulması, siber zorbalık ve zararlı içeriğe maruz kalma görüyoruz. Yapay zeka, bunların çoğunu daha ikna edici ve kaçması daha zor hâle getirerek büyütebilir ve bunları ciddiye almaya başlamak için başka bir nesli beklememeliyiz. Avustralya, Birleşik Krallık ve Norveç dâhil ülkeler çocukların çevrim içi korunmasına yönelik önlemler alıyor. Çin en ileri noktaya gitti. Kuralları yapay zeka arkadaş uygulamalarını geniş ölçekte kısıtlıyor, duygusal bağımlılığı teşvik eden tasarımları engelliyor ve reşit olmayanlar için sanal akrabaları ve romantik partnerleri yasaklıyor.
Alıntı: Çalkantıl yapay zeka çağı burada. Şimdi yapacağımız seçimler kritik - Bill Gates
***
Jonathan Haidt’in
tespitine katılmamak gerçekten mümkün değil; Bill Gates’in de
altını çizdiği gibi, sosyal medya gibi rahat ortamlarda yetişen çocuklar, yetişkinliklerinde hayatın sert rüzgarlarıyla başa çıkmakta
zorlanacaktır. Gününü sadece yapay zeka dostlarıyla geçirenler
de tıpkı o korunaklı seralarda büyüyenler gibi, en ufak bir
gerçek dünya sürtünmesinde ne yazık ki çaresiz kalırlar. Bu
alıntıdan ilham alarak konuyu farklı perspektiflerden ele
alacağım.
Günümüzde her şeyi yapay zekaya danışan
insanların sayısı hızla artıyor. Hatta insanlar hukuki işlerini
çözmek, dilekçelerini yazdırmak için bile yapay zekaya
başvuruyor. Hukukun ayrıntılarını anlamakla uğraşmadan tüm
süreci algoritmaya devrediyorlar. Aynı mantık sosyal
sorunları çözmek için de geçerli olabilir mi? Örneğin kişi kendisine yönelik bir davranışa nasıl karşılık vereceğini yapay zekaya danışabilir. Acaba gelecekte
sosyal ilişki kurmayı öğrenmeye, seranın dışına çıkmaya
gerek kalmayabilir mi? Yapay zeka asistanları bizim "sosyal
vekillerimiz" haline gelebilir, diğer insanlarla ilişkilerimizi
yürütebilir. Ve muhtemelen yapay zeka, o insanların da “sosyal
vekilleri” olacak. Yani yapay zeka sosyal ilişkilerin bozulmasına neden olabileceği gibi, belki değişik yöntemlerle kolaylaşmasına da yardımcı olabilir.
Bu, insan ilişkilerinin doğasını tamamen değiştirebilecek
ilginç bir olasılık.
Gelecekte bu ilişkinin doğası daha da değişebilir. Yapay zeka sistemleri gerçek bir öz farkındalık kazanabilir. Bilinç sahibi, kendi varlığının farkında olan bir yapay zeka ile arkadaşlık etmek, bugünkü gibi tek taraflı veya "yapay" hissettirmeyebilir.
Sosyal medya aslında yeni
sosyal ilişki zeminimiz haline geldi bile. İnsanlara ulaşmak
kolaylaştı. Aranılan kişi daha kolay bulunuyor. Mesafeler sorun
olmaktan çıktı. Sosyal medyada kendisini olduğundan farklı
gösterenler, abartılı davrananlar veya beğeni toplamaya çalışanlar olduğu bir gerçek. Fakat yüz
yüze ilişkilerde de durum çok farklı sayılmaz. İnsanlar gerçek
hayatta da maskeler takıyorlar. Abartılı davranmaya çalışıyorlar. Başkalarına kendisini beğendirmeye uğraşıyorlar. Sosyal medya sadece bu davranışları biraz daha kolaylaştırdı. Sonuçta sosyal
medya hayatımızda kalmaya devam edecek.
Bir yapay zeka modeli
olan Gemini’a Bill Gates’in söz konusu tespiti hakkında ne
düşündüğünü sordum. Gemini’ın bu tespiti haklı bulması
ise oldukça dikkat çekiciydi: "Bill Gates’in bu
tespiti, teknoloji ve insan psikolojisi arasındaki dengeyi
yakalaması açısından son derece isabetli görünüyor. Özellikle
yapay zekanın bizi 'konfor alanının dışına itmeyen', her daim
onaylayan ve asla kızmayan yapısının, uzun vadede insanların
gerçek dünyadaki dirençlerini ve sosyal uyum becerilerini
zayıflatabileceği argümanı güçlü bir temele dayanıyor. Hukuki
bir süreci veya teknik bir işi yapay zekaya devretmek dışsal bir
verimlilik sağlasa da, insan ilişkilerini ve duygusal dinamikleri
yapay zekaya pas etmek, bireyin kendi sosyal kaslarını kullanmasını
engelliyor. Bu açıdan, teknolojinin sunduğu bu zahmetsiz kolaylık,
insan olmanın en temel zorluklarından (ve dolayısıyla gelişim
alanlarından) bizi mahrum bırakma riski taşıdığı için
katıldığım bir yaklaşım."
Yorumlar
Yorum Gönder