Organ Bağışına Gerek Kalmayabilir! - Teknoloji
Organ bağışı bekleyen epey insan var. Ama organını bağışlamakla ilgilenen pek insan yok. Belki de yakın gelecekte organ bağışına gerek kalmayacak, genetik mühendisliği sayesinde!
Organ üretmek için hayvanlar kullanılabilir. Hayvanın genetiği değiştirilerek organlarının insanlara uyumlu olacak şekilde büyümesi sağlanabilir. Henüz klinik denemeler sürüyor. Ağır bir hastaya domuzdan kalp nakledilebilmiş. Ancak bu yöntem hayvanlara zarar verdiği için etik tartışmalara neden oluyor.
İnsanın kendi hücrelerinden organ inşa edebilmek daha iyi bir yöntem olacaktır. Böyle bir organ o kişiyle en iyi uyumu sağlayacaktır. İnsanın hücreleri alınıyor ve kök hücreye geri programlanıyor. Ve hedeflenen organın hücrelerine dönüştürülüyor. 3 Boyutlu yazıcıyla o organ basılmaya çalışılıyor. Henüz büyük organlar üretilemiyor. Ama deri, kıkırdak gibi dokuların küçük parçalarının basılması başarılmış durumda. Bunlar insana nakledilebiliyor.
Bu konuya ilginç bir şekilde değinen alıntı aşağıdadır:
***
Günümüzde hasarlı
ve hastalıklı organları etkili bir şekilde değiştirmenin tek
bir yolu var. Oldukça trajik olsa da gerçek bu. İnsanlar ihtiyacı
olan sevdiklerine bir organ için dua ederken, duanın içinde
ölümcül bir araba kazası gizlidir.
ABD Motorlu Araçlar
Dairesi’nin insanlara organ bağışçısı olmak isteyip
istemediklerini soran kuruluş olması ironik olsa da diğer taraftan
mantıklı: Her yıl yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde
35.000’den fazla insan motorlu taşıt kazalarında ölüyor. Doğal
olarak bu ölüm şekli, organ ve doku nakli için en güvenilir
kaynaklardan biri haline geliyor. Organ bağışı yapmak için
isminizi sisteme kayıt ettirmediyseniz lütfen yapın. 1988 ile 2006
yılları arasında yeni bir organ bekleyenlerin sayısı altı kat
arttı. Ben bu cümleyi yazarken ABD organ bekleyenler internet kayıt
sayfasında organ nakli bekleyen 114.271 kişi var. Her on dakikada
bir nakil bekleme listesine yeni biri ekleniyor.
Nakil
için organ bulma şansınızın Batı ülkelerindekinin çok altında
kaldığı Japonya’daki hastalar için durum daha da kötü.
Sebepler hem kültürel hem de yasal. 1968’de ölümden sonra
bedenin bölünmemesi gerektiğine dair Budist inancı, Japonya’daki
ilk kalp naklinden sonra ülkede duygu yüklü bir tartışmayı
körükledi. Tartışma konusu, Profesör Juro Wada tarafından kalp
çıkarıldığında donörün gerçekten “beyin ölümü”
yaşayıp yaşamadığıydı. Kalp atışı durana kadar kadavradan
organların alınmasını yasaklayan katı bir yasa derhal yürürlüğe
girdi. Yasa otuz yıl sonra gevşetildi ancak Japonlar bu konuda
bölünmüş durumda ve iyi durumdaki organlara ulaşmak
zor.
Kardeşim Nick ayrıca keratokonus adı verilen bir
göz hastalığından mustariptir. Bu hastalık lensleri kaplayan
kornea şeklinin bozulmasına ve kırışmasına sebep olur. Tedavi
olmak için biri yirmili diğeri otuzlu yaşlarında yabancı iki
kişinin kornealarının yerleştirildiği iki ayrı nakil ameliyatı
geçirdi. Her iki seferinde de altı ay boyunca gözlerinde “dikenli
çalılar” varmış hissi veren kornea dikişlerini çekti ancak
görmesi düzeldi. Nick’in dünyayı artık başkalarının
gözünden görmesi, aile olarak merhum bağışçılarına olan
minnettarlığımızın sıklıkla dillendirildiği akşam yemeği
sohbetlerimizin eğlenceli bir konusu.
Şimdi neredeyse
her uzmanın araba kazalarını hızla azaltmasını beklediği,
teknolojik ve sosyal bir paradigma değişikliği gerektiren
sürücüsüz arabalar çağına hızla yaklaşırken önemli bir
soruyla yüzleşmemiz gerekiyor: Gerekli organları nereden
bulacağız?
Genetikçi Luhan Yang ve Harvard Tıp
Fakültesi’nden eski mentoru Profesör George Church, domuzlardaki
genleri düzenlemek için çalışmaya başladıklarında memeli
hücrelerindeki genlerin nasıl düzenleneceğini henüz
keşfetmişlerdi. Domuz çiftçilerinin organ bekleme listesindeki
milyonlarca insana organ üretmek üzere özel olarak tasarlanmış
hayvanlar yetiştirdiği bir dünya hayal ettiler. Bilim insanları
onlarca yıldır yaygınlaşan “zenotransplantasyon” (bir türden
başka bir türe organ veya doku nakli) rüyaları görürken Yang ve
meslektaşları, domuzlardan organ bağışına engel olan retroviral
genleri gen düzenleme uygulamaları ile ortadan kaldırabileceklerini
göstererek bu amaca yönelik en büyük adımlardan birini attılar.
Zenotransplantasyonun önündeki tek engel bu olmasa da oldukça
büyük bir sorun ve Yang otuz ikinci yaş gününden önce bunun
üstesinden nasıl gelinebileceğini buldu.
Gelecekte
organ bulmamızın tek yolu bu değil. Araştırmacılar 2000’li
yılların başlarında mürekkep püskürtmeli yazıcıları canlı
hücrelerin üç boyutlu katmanlarını basacak şekilde
değiştirebileceklerini keşfettiğinden beri dünyanın dört bir
yanındaki bilim insanları canlı dokuları yazıcıdan basmak için
çalışıyorlar. Daha dün bilim insanları yazıcıda basılmış
yumurtalıkları farelere, basılmış damarları maymunlara
yerleştirdiler. Diğerleri kırık kemikleri düzeltmek için
iskelet dokusu basmaya çalışıyor. Ve makineden basılmış cilt
parçaları muhtemelen önümüzdeki birkaç yıl içinde greft
olarak kullanılmaya başlanacak. Bundan kısa süre sonra yazıcıdan
basılmış karaciğer ve böbrekler, en sonda da biraz daha karmaşık
olan kalp birkaç sene arayla sahnede yerini alacak.
Yakında
insan organ nakli için trajik kaynak hattının bitip bitmediğinin
önemi kalmayacak. O kaynak hattı zaten talebi asla karşılayamadı.
Gelecekte vücut parçalarına ihtiyacımız olduğunda muhtemelen
böyle bir durum için toplanıp saklanmış kendi hücrelerimizi
kullanacağız. Kök hücrelerimizi, kandan veya bir ağız çubuğu
ile yanaktan alınmış yeniden programlanmış hücreleri kullanarak
organlarımızı yazıcıdan yazdıracağız. Ve bu organlar için
rekabet olmayacağından organa sahip olmak için bir başkasının
başına trajik bir kaza gelmesini beklemeyeceğiz. Tek
bekleyeceğimiz yazıcının işini bitirmesi olacak.
Alıntı: Yaşam Döngüsü: Yaşlanmanın Sebepleri ve Nasıl Önlenebileceği Üzerine Devrim Yaratan Bir Teori - David A. Sinclair

Yorumlar
Yorum Gönder