Ana içeriğe atla

Bitkilerimizi Güncellemeye Hazır mısınız! - Bilim

  Telefonlarımızda onlarca uygulama yüklü. Hepsini keyifle kullanıyoruz. İşimizi kolaylaştırıyorlar. O uygulamalar bazen güncelleniyorlar; arka planda yeni kodlar ekleniyor ve bazı kodları değiştiriliyor. Kullanışlılıkları artıyor. İşlerimizi daha da kolaylaştırıyorlar. Bizi mutlu ediyorlar! Artık bitkilerin de güncellenmesi sağlanabiliyor! Bitkilerin genlerinin değiştirilmesinin anlamı budur; oluşma kodları yeniden düzenlenir. Bu yöntemle bitkiler daha verimli daha dayanıklı hale getiriliyor. Hatta daha faydalı ve daha lezzetli olması bile sağlanabiliyor! Telefondaki uygulamaların güncellenmelerinden korkmadığımız gibi bitkilerin genlerinin değiştirilerek güncellenmesinden de çekinmemize gerek yoktur! ☺ Not: Paragraflara parantez içinde ön bilgiler ve açıklamalar iliştirilmiştir. *** Bu son kısım önemlidir; tıpkı eşya bağımlılığımızı azaltmaya yardımcı olduğu gibi, teknoloji kesinlikle diğer tüketim problemlerimizin çözümünde de rol almalıdır. Çünkü gezegendeki birileri çok t...

Yeni Protokol – Teknik Analiz

Hiç dikkatinizi çekti mi? Şöyle ilginç bir durum süregelmektedir. Alışveriş merkezlerinde hiç elektronik üreticilerinin e-okuyucularını görmeyiz. Markası, aynı zamanda kendi mağazasının adı da olan aygıtlar görürüz. Örneğin Nook veya Amazon Kindle gibi. Genelde e-kitap mağazaları, okuyucu üretmektedirler. Daha doğrusu kendileri bile üretmemektedir. Fason ürettirmektedirler.

Neden e-kitap okuyucu üreten şirketler oldukça az? Neden bildik elektronikçiler de aygıt üretmez? Neden bir Vestel ya da Arçelik'in, Samsung ya da Toshiba'nın e-kitap okuyucusu yok?! Bunun en büyük nedeni bir gelenek olsa gerek. E-Kitap endüstrisinde aygıt üreteceksen, ona bağlı bir de kitap mağazası işletme geleneği vardır. Ya da daha doğru bir ifadeyle, zaten bir mağazan varsa aygıt üretirsin. Elektronikçiler çoğunlukla mağaza işletmek istemezler. Bu yüzden aygıt üretmekten de kaçınırlar. Ve evet, haklı nedenleri de vardır. Bir sürü elektronik aygıt, beyaz eşya üretmektedirler. Kendilerine uzak olan kitap satma işiyle uğraşamazlar. Bu yük yüzünden bu endüstriye hiç bulaşmamak istemeleri doğaldır. Böylece kullanıcılar da markası, mağazanın adını taşıyan fason aygıtlarla idare etmek zorunda kalır!

Açıkçası, bu geleneğin sürdürülebilir olduğunu düşünmek pek gerçekçi görünmüyor. Aslında gelecekte mağazalar ayrı var olacak. Aygıtlar ayrı üretilecektir. Mağazayı içerik satmakta uzmanlaşmış şirketler çalıştıracaktır. Aygıtları köklü elektronik şirketleri üretecektir. Herkes kendi işine odaklanabildiği için daha kaliteli sonuç alınacaktır. Daha önce kısaca bahsetmiştim.

Şimdiki durum şuna benziyor: Her TV kanalının kendi markasını taşıyan bir de televizyonu var. Tüketici o kanalı izleyebilmek için o marka televizyonu alması gerekiyor. Böyle deyince durumun ne kadar çarpıcı olduğu ortaya çıkıyor, görüyorsunuz! Tüketici aldığı televizyonla her kanalı izlemek ister. Ve televizyonunu gerçek elektronik üreticilerinden alır. Yalnız emekleme döneminde olur böyle şeyler.

WAP ile Her Telefona Mümkün İnternet

Telefonların çok da akıllı olmadığı günler vardı. İnternete yeni yeni bağlanıyorlardı. Ancak işlem güçleri çok yeterli değildi. Küçük ekranlarında, internet sayfalarında dolaşmak mümkün değildi. Karmaşık sayfa yapısını kaldıramazlardı. Telefonların internetle baş edebilmesi nasıl sağlanacaktı? Sonunda Kablosuz Uygulama Protokolü (WAP) geliştirildi. İnternet siteleri sayfalarını, bu protokole göre tasarladılar. Sayfalar sadeleşti. Artık küçük ekranlarla da sitelerde pürüzsüz gezilebiliyor.

E-Kitap Okyucuların işlem hızı yavaş ama verimlidir. Ekranlarının tazeleme hızı yavaştır. Önemli değil. İnternette gezinmelerini beklemek için henüz erken. Ancak kitabı doğrudan satın alabilmek için mağazaya bağlanmasını bekleyecek müşteriler oluyor. Neden her mağazaya bağlanamasın! Peki bu nasıl mümkün olurdu? E-okuyucu sade bir arayüzle mağazasına bağlanır. Altyapısında aygıt ile kendi mağazası arasında iletişimi sağlayan bir protokol vardır. Sadece kendilerine yetecek kısıtlı bir protokol tabii. Ama gelecekte tüm mağaza ve aygıtları kapsayan bir protokol geliştirilmesi çok mümkündür. Uluslararası bir e-kitap protokolü! Bir WAP gibi. E-Okuyuculara uygun sade bir arayüz sağlanacaktır. Bu protokol üzerinden mağazalar incelenebilir. Kitap seçilebilir.

Düşünce deneyimizi sürdürelim: Kullanıcı, aygıtının Mağazalar bölümüne girer, yani "Mağaza" bölümüne değil. Seçtiği mağazanın adını yazar. Ardından Kullanıcı Adı ve Şifresini girer. Ve ekrana mağazanın kitap listesi gelir. Dilediğini satın alır. Kitap aygıta iner. Altyapısında bu protokol olacaktır...

Evet, böylece gerçek elektronik üreticilerinin mağaza işletmelerine gerek kalmaz. Bu yük ortadan kalkmıştır. Okuyucu üretmek cazip gelmeye başlayacaktır. Aygıt seçenekleri çoğalacaktır. Raflarda bildik markaların aygıtlarını görmeye başlayabiliriz.

Nasıl Farklılık Yaratılacak?

Her mağaza aynı kitabı satacak. Müşteri aradığı bir kitabı A mağazasında da görecek, B mağazasında da. İkisi de aynı kitap. Hele bir de mağazaların kendi özel aygıtlarına gerek olmadığı söyleniyorsa!... Ee, iyi de mağazalar nasıl farklılık yaratacak? Nasıl rekabet edecek? Kitaplara nasıl farklı fiyatlar uygulayacak? Müşteri için ne fark edecek? Neden B mağazası yerine A mağazasını tercih etsin? Cidden, ortak bir protokole uymaya mağazalar neden gönüllü olsun ki?!...

İşte burada e-kitap dosya biçimi gerçekten önem kazanacak. İsteyen mağaza kendi e-kitap dosya biçimini geliştirecek. Sattığı kitapları bu biçimle yayınlayacak. Belki A mağazasının kitapları daha hızlı açılıyordur. Belki daha okunaklı veya süslü bir yazı tipi kullanıyordur. En önemlisi yaratıcı bir sayfa düzeni kullanmış olabilir. Mağaza farklılık yaratmıştır. Müşterinin tercih nedeni olur. Bu sayede yayın evleriyle özel sözleşmeler de yapabilir. Kampanyalar yapabilir. Farklı fiyat etiketi uygulayabilmesinin artık nedeni vardır. Her mağaza kendi kitap dosya biçimini popülerleştirmeye çalışacaktır. Her biçimin iyi ve kötü tarafları olacaktır. Müşteri işine geleni seçecektir. Rekabet kaldığı yerden kızışmaya devam edecektir. Bilgisayarda da bir belge PDF biçiminde, başka bir belge DOC veya ODT biçiminde incelenmeye uygun oluyor, değil mi. Üstelik mağazalar kendi kitap biçimini açma lisansını aygıt üreticilerine satarak epey gelir elde edecektir. Hatta bazı mağazaların işine bedava açma lisansı vermek gelebilir. Çünkü kitapları daha çok aygıtta görünür olacağından satışı artacaktır. Ya da belki kullanıcı hangi mağazaya bağlanırsa kitaplarını açma yazılımcığı aygıtına kurulabilir. Mağazanın kendi politikasına göre, gerekiyorsa kullanıcıdan lisans bedelini alır.

Bakalım ilerde, uğurlarında yeni bir protokol oluşturmaya değecek kadar değerli görülecek mi kitaplar. Ve bununla da kalmayabilir. Telefonlar aynı işletim sistemini kullanmaya başladı. Kullanıcılar genelde Android'i talep ediyorlar. Böylece elektronik üreticileri telefonun işletim sistemiyle uğraşmak zorunda kalmıyor. Acaba gelecekte e-kitap okuyucuların da ortak işletim sistemi olacak mı dersiniz! Gerçi şuanda bile Android'den uyarlama işletim sistemleri kullanıyorlar. Ama standart değiller, şimdilik. Artık elektronik üreticileri işletim sistemi derdinden de kurtulmuş olacaklar. Hep yaptıkları gibi, kullanacakları elektronik devrelere, ürün kasasının estetiğine odaklanabilecekler. Bataryayı daha verimli yapmanın yollarını arayacaklar. Protokoller standart, işletim sistemi bir! İşte o zaman, elektronikçilerin bu endüstriye girmesinin tam zamanı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Frankenstein - Teknoloji

Genç bir bilim adamı olan Victor Frankenstein, yaşamın sırrını çözme takıntısıyla, ölü beden parçalarından bir insan yaratmayı başarır. Ancak ortaya çıkan yaratık, Victor’un hayal ettiği gibi kusursuz değil, korkunç ve çirkin bir varlık olur. Victor, yarattığı bu canlıdan dehşete düşer ve onu terk eder. Yaratık ise, insanların kendisine duyduğu korku ve nefretle karşılaşarak yalnızlığa ve dışlanmaya mahkûm olur. Zamanla konuşmayı ve okumayı öğrenir, insanlara yaklaşmaya çalışır; ancak her seferinde reddedilir. Bu dışlanma ve sevgisizlik, onda öfke ve intikam duygularını doğurur. Yaratık, kendisini yaratan Victor’dan hesap sormaya başlar ve onun hayatını bir kâbusa çevirir. Victor, hem kendi vicdanıyla hem de yarattığı canlının tehdidiyle yüzleşmek zorundadır. İnsanlar çağlar boyunca insan yaratmaya karşı hep merak duymuşlardır. Ama aynı zamanda, böyle bir canlının gerçekten var olabileceğinden korkmuşlardır da. Laboratuvarda oluşturulan canlılar insanlara zarar verebilirler. İnsanlara ...

Yapay Zeka’nın Yetenekleri Biraz Abartılıyor Olabilir – Yapay Zeka

Günümüzde hemen hemen her şeyi okuyan herkes, şu anda Yapay Zeka'da iki büyük şey olduğunu bilir. Bunlar, Üretken Yapay Zeka ve İnsansı Robotlardır. Yapay Zeka ve robotların bu iki yeni (çoğu insan için) versiyonu hakkında çok fazla söylenti var ve bu, tüm büyük teknoloji şirketlerini bu alanlardan birinde veya her ikisinde bir stratejiye sahip olmaya yöneltti. Ve birlikte NVIDIA'yı Dünya'nın en değerli şirketlerinden biri haline getirdiler. ... Büyük teknoloji şirketlerinin hepsi bunlara onlarca milyar dolar harcıyor. Hepsi Üretken Yapay Zeka ile ilgili niyetlerini duyurdu. İnsansı Robotlar hakkındaki duyurular daha azdı, ancak benim gibi robotik sektöründeyseniz ve elli yıldır bu sektördeyseniz, hangi şirketlerin çalışanlarınızı kapmaya veya akademisyen arkadaşlarınızı işe almaya çalıştığını fark etmeye başlıyorsunuz. ... (Yapay Sinir Ağları bu şekilde öğrenirler.) İki alanın ortak bir unsuru, vaat edilen ürünleri yönlendirmek için makine öğrenimi için büy...

Google’ın Sonu mu Geliyor! – Teknoloji

Eskiden Yahoo vardı. İnsanlar orada arama yaparlardı. Sonra, 1998 yılında Larry Page ve Sergey Brin tarafından Google geliştirildi. Arama sonuçlarını sayfaların popülerliğine ve bağlantı kalitesine göre sıralıyordu. Böylece oldukça isabetli ve alakalı sonuçlar veriyordu. Milyonlarca web sitesine ulaşabiliyordu. Yahoo ise başlangıçta insan eliyle hazırlanmış bir dizin sistemi kullanıyordu. Dolayısıyla az sayıda web sitesi dizine eklenebiliyordu. Algoritma temelli sıralama yerine daha genel ve az isabetli sonuçlar sunuyordu. Elbette Google daha kullanışlıydı. Yahoo geride kaldı. Kullanıcılar Yahoo’yu unuttular! İnsanlar Google’a alıştılar. İnsanlar bir Bilge keşfettiler. Zamanla daha fazla insan bu Bilge’yle tanışıyor. Onunla sohbet ediyorlar. Kendilerinden bahsediyorlar. Hayatları hakkında öneri alıyorlar. Arkadaş olarak rahatlamak için konuşuyorlar. Bilge’ye kendi terapisti gibi danışan insanların sayısı az değil. Ona merak ettikleri şeyleri soruyorlar. Ve hemen cevapları alıyorlar. Bi...

Mutlu İnsanlar - Felsefe

...Bu önemli konuyu tartışırken ve Cunégonde’u beklerken, Candide, San Marco Meydanı'nda   kolunda genç bir kızla dolaşmakta olan genç bir Theatine s keşişi gördü. Keşiş körpe, tombul ve güçlü kuvvetli görünüyordu; gözleri parlak, tavrı kendinden emin, burnu havada, yürüyüşü gururluydu. Genç kız çok güzeldi ve şarkı söylüyordu; keşişine âşık gözlerle bakıyor, ara sıra tombul yanaklarını çimdikliyordu. “Bari şu ikisinin mutlu olduğunu kabul edin,” dedi Candide, Martin’e. “Şimdiye dek, El Dorado hariç, meskûn dünyanın hiçbir yerinde mutlu insana rastlamadım. Ama bahse varım, şu genç kız ile şu keşiş son derece mutlu varlıklar.” “Ben de öyle olmadıklarına bahse varım,” dedi Martin. “O halde yapılması gereken tek şey onları akşam yemeğine davet etmek. O zaman yanılıp yanılmadığımı görürsünüz.” Candide derhal çifte yanaştı, saygılarını sundu ve onları kaldığı hana macaron i, Lombardiya kekliği, mersinbalığı yumurtası yemeye, Montepulciano, Lacryma Chris ti , Kıbrıs ve Samos şarapları i...

Yapay Zeka Turing Testini Geçti! - Teknoloji

Yapay zeka teknolojisinde tarihi bir dönüm noktası yaşandı. OpenAI tarafından geliştirilen GPT-4.5 ve Meta’nın LLaMa-3.1 modelleri, uzun yıllardır yapay zekanın gelişim düzeyini belirlemek için kullanılan Turing Testi’ni başarıyla geçerek insanlardan ayırt edilemez hale geldi. Bu gelişme, yalnızca yapay zekanın teknik kapasitesini değil, aynı zamanda insan-makine etkileşiminde yeni bir dönemin başladığını da işaret ediyor. Turing Testi Nedir? İkinci Dünya Savaşı döneminde şifre kırıcı olarak bilinen İngiliz matematikçi Alan Turing, 1950 yılında, bir makinenin zeka seviyesini ölçmek amacıyla “Turing Testi” kavramını geliştirdi. Bu testin temel prensibi, bir insanın, karşısındaki konuşma partnerinin insan mı yoksa makine mi olduğunu ayırt edememesi üzerine kurulu. Eğer bir yapay zeka, insanı kandırabilecek düzeyde iletişim kurabiliyorsa, testten geçmiş sayılır. Kaliforniya ve San Diego Üniversiteleri’nden Ortak Araştırma Kaliforniya Üniversitesi (UC) ve San Diego Üniversitesi’nden (...

Sunumu Yapabilmek - Sahne

  Mike ve Doug yeni bir teknoloji keşfetmişlerdir. Bu teknolojiyle aslında akıllı telefonların temelini atmışlardır. Bu iki arkadaş Research In Motion adlı bir şirket kurarlar. Şirket daha sonra BlackBerry olarak bilinecektir. Geliştirdikleri telefon yenilikçidir. Ama ürünün nasıl tanıtılacağı konusunda pek iyi sayılmazlar. Ne yapmaları gerektiğinden emin değillerdir. Bu nedenle Jim’i CEO olarak işe alırlar. Jim bir profesyoneldir. Telefonu Kanada’nın telekomünikasyon şirketi olan Bell Atlantic’e pazarlamak ister. Oraya teknolojinin sunumunu yapmaya giderler. Jim: Benden kağıt buruşturma sesi duyarsan; o zaman susmalısın. Mike: Her zaman mı yani? J: Hayır. Ee, sunumdayken. M: Aa, tamam anladım. (Jim, deneyimsiz Mike’a “Onların hoşlarına gitmeyecek şeyler söylemeye başladığını, benim gizli uyarılarıma kulak vererek anlayabilirsin” diyor.) Mike: Jim... Jim: Hayır hayır hayır. Hiç bir şey içme. Susuzluk zayıflık göstergesidir. M: Aa, hayır. Ben telefonu unuttum galiba. J: Ne olur, şak...

Fikri Mülkiyet Hırsızlığı Var mı – Yapay Zeka

  The New York Times, kendi içeriklerinin ChatGPT gibi modellerin eğitimi sırasında izinsiz kullanıldığını iddia etti. Ayrıca bu modellerin NYT içeriğine çok benzer yanıtlar üretebildiğini ve bu durumun yayının değerini azalttığını savundu. OpenAI’ye milyarlarca dolarlık tazminat davası açtı. Gelecekte OpenAI’nin eğitimi içim NYT içeriklerinin kullanılmamasını istiyor. Avrupa ve ABD’de birçok gazete, yayınevi ve medya grubu, OpenAI, Google, Meta gibi şirketlerin yapay zekâ modellerinin telifli haber içeriklerini izinsiz eğitme verisi olarak kullanmasına karşı çıkıyor. Evet, yayınevleri de şikayetçi. Çünkü YZ internetteki kitap yorumlarından, özetlerinden, alıntılarından da öğreniyor. Hatta internetteki korsan kitaplara da erişip okuyabiliyor! Yani bu doğru. YZ internetten öğreniyor. Gazetelerin web sitelerinden de çok şey öğreniyor. Dolayısıyla gazetelerin, yayınevlerinin içeriklerini kopyalamış oluyor. Oluşturduğu cevaplarda kullanıyor. Sanki telif hakkı ihlali yapıyor gibi. Tam...

Nihai Fizik Kanunu - Bilim

Nihai fizik kanunları var mı. Her şeye neden olan temel bir fizik yasası var mı! Newton Fiziğine göre kütleli cisimler birbirine kuvvet uygular, hareketlerine neden olur. Bu yasa ilk keşfedildiği dönemde, insanlar onun nihai kanun olduğunu düşündü. Birkaç yüzyıl sonra Genel Görelilik Teorisi keşfedildi. Bu teori hareketleri yerçekimi kuvvetine göre açıklamıyor! Kütle ve enerji, uzay-zamanı "eğip bükerek" değiştirir. Cisimler, bu eğilmiş uzay-zamanın içinde "doğal yollarını" izlerler. Genel Görelilik Newton Fiziğinden daha doğru sonuçlar veriyor. Sanki Genel Görelilik nihai bir yasadır. Ama onun da Kuantum Mekaniğiyle uyumsuz olduğu fark edildi. Kuantum dünyasında, bir parçacığın tam konumu ya da durumu hakkında kesin bilgiye sahip olunamıyor. Bunun yerine, bir parçacığın olasılıklarıyla ilgilenilir. Örneğin, bir elektronun bir yeri kesinlikle belirli değildir, ancak onun olabileceği yerler, bir olasılık dalgası olarak tanımlanabilir. Temele inildikçe yeni nedenler f...

Bilinç Aslında Nedir! – Beyin

  BİLGİLERİN BİR ARAYA GETİRİLMESİ "Bilincin" oluşturulma süreci, başarılı bir müteahhidin inşaat projesi için gereken malzemeleri ve ustaları bir araya getirmesi gibi düşünülebilir. Bilinç, ait olmanın gizemini rastlantısal varoluşlarıyla ortaya çıkaran akıl ögelerini bir araya getirir. Bunlar, bana (ya da size) bazen duyguların üstü kapalı ve incelikli diliyle, bazen sıradan imgelerle ya da durum için uygun kelimelerle ifade bularak, bunları düşünen, bu görüntüleri gören, bu sesleri duyan ve bu duyguları hisseden kişinin ben olduğumu (ya da siz olduğunuzu) bildirir. "Ben" ve "siz", zihinsel ve bedensel bileşenlerle tanımlanır. Zihinsel olaylarla genel vücut fizyolojisi arasındaki bağlantı sağlam bir şekilde kurulduğu sürece sorun yoktur. Sadece beyniniz değil, tüm organizmanız üzerinde sizin yararınıza olan ve sonu gelmeyen bir oyunun sahnelendiği açık bir sahne olduğu için bilincin oluşturulmasından sorumlu "müteahhidiniz", dünyanın ayakl...

Yapay Zekâ İnsanları Yönetebilir mi! - Bilim

2017'de iki milyarder, Facebook'u bulan Mark Zuckerberg ve SpaceX ile Tesla'nın kurucusu Elon Musk arasında bir çekişme doğdu. Zuckerberg yapay zekanın tüm toplumu zenginleştirecek bir bolluk ve huzur üreticisi olacağını ifade ediyordu. Musk ise aslında tüm insanlık için varoluşsal bir tehlike taşıdığı, günün birinde kendi yaratımımızın bize saldırabileceği gibi çok daha karanlık bir görüşü savunuyordu. Hangisi haklı? Uydu üslerimizi ve Mars'taki kentlerimizi devam ettirebilmek için çoğunlukla robotlara bel bağlarsak ve bir gün artık bize gereksinimleri olmadığına karar verirlerse ne olacak? Uzayda sırf robotlara kaybetmek üzere koloniler mi kurmuş olacağız? Bu endişe epey eski ve aslında romancı Samuel Butler'ın 1863'te yazdığı şu uyarısında da geçtiği gibi: "Yerimizi alacak olanları kendimiz yaratıyoruz. İnsan için at ya da köpek ne ise makine için de insan öyle olacak." Zamanla robotlar bizden daha akıllı hale geldikçe kendimizi yetersiz hissede...