Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bitkilerimizi Güncellemeye Hazır mısınız! - Bilim

  Telefonlarımızda onlarca uygulama yüklü. Hepsini keyifle kullanıyoruz. İşimizi kolaylaştırıyorlar. O uygulamalar bazen güncelleniyorlar; arka planda yeni kodlar ekleniyor ve bazı kodları değiştiriliyor. Kullanışlılıkları artıyor. İşlerimizi daha da kolaylaştırıyorlar. Bizi mutlu ediyorlar! Artık bitkilerin de güncellenmesi sağlanabiliyor! Bitkilerin genlerinin değiştirilmesinin anlamı budur; oluşma kodları yeniden düzenlenir. Bu yöntemle bitkiler daha verimli daha dayanıklı hale getiriliyor. Hatta daha faydalı ve daha lezzetli olması bile sağlanabiliyor! Telefondaki uygulamaların güncellenmelerinden korkmadığımız gibi bitkilerin genlerinin değiştirilerek güncellenmesinden de çekinmemize gerek yoktur! ☺ Not: Paragraflara parantez içinde ön bilgiler ve açıklamalar iliştirilmiştir. *** Bu son kısım önemlidir; tıpkı eşya bağımlılığımızı azaltmaya yardımcı olduğu gibi, teknoloji kesinlikle diğer tüketim problemlerimizin çözümünde de rol almalıdır. Çünkü gezegendeki birileri çok t...

Bir mRNA aşı devrimi gerçekleştiren çiftle tanışın - Söyleşi

Zayıflatılmış, etkisizleştirilmiş virüs, bakteri vücuda verilir. Bağışıklık sistemi bunları tanıyıp, onlara karşı savunmayı öğrenir. Bildiğimiz “aşılamak” budur. Vücut, gerçek virüsle, bakteriyle karşılaştığında artık savunmayı biliyordur. Hep geçerli olan bu aşılama tekniğini Uğur Şahin ve Özlem Türeci değiştiriyorlar. Vücudun, virüse karşı savaşacak en ilgili antikorları üretmesini sağlıyorlar. Aşı, bu teknikle daha hızlı oluşturulabiliyor. Vücudun bağışıklık sistemi daha hızlı hazır hale gelebiliyor. Yani sadece Covid-19'a karşı değil, her türlü virüse, bakteriye karşı kullanılabilecek yeni bir aşılama tekniği oluşuyor. Hatta, bağışıklık sisteminin kanserli hücrelerle bile savaşmasını sağlayabilecek aşıları geliştirdiklerini yakın gelecekte duyabiliriz. Chris Anderson: Sanırım bundan 20 yıl önce kurduğunuz ilk şirketin amacı, kanseri yenmek için insanın bağışıklık sisteminin gücünü kullanmaktı. Uğur Şahin: Kanser ve diğer hastalıklarla savaşmak için hastanın bağışıklık sist...

Milyar Dolar'lık Kod - Sahne

  Birkaç Alman programcı Terravision adında bir proje geliştirirler. Yıl 1995'tir. Dünyanın istenilen bir bölgesini kuş bakışı görmek mümkün oluyordu. Bir süre Google'ın programcılarıyla görüşürler. Projenin yazılım kodlarını gösterirler. Google'la işbirliği yapmayı hayal ederler. Ama bağlantı devam etmez. Birkaç yıl sonra Google'in Google Earth'i sunduğunu görürler. Şaşırırlar. Google Earth, Terravision'dan doğmuştur sanki. Google Earth'in, Terravision'ın yazılım kodlarını kullandığını iddia ederler. ABD'de patent ihlali davası açarlar. Ama bekledikleri gibi sonuçlanmaz. Mahkeme, Google Earth'de Terravision'dan farklı bir yazılım yöntemi kullanıldığına karar verir. Bir patent ihlali olmadığına karar vermiştir. Google Earth'ın kodlarının ne kadarı Terravision'a benziyordu. Gerçekten büyük bölümünü kopyalamış mıydı Google! Şöyle düşünelim. Hazırlamak neden birkaç yıl sürdü, eğer kodları kopyaladılarsa. Hemen ertesi yıl Google Earth...

Dün temsil ettiğim şirketin ve grubun sonuçları hatırlanmamak üzere tarihe karışmıştır - Alıntı

Ne yazık ki ne güvenliğin taşerona geçmesini önleyebildim ne de daha sonra çatallı kaldırıcı (forklift) operatörlerinin ve de ambar çalışanlarımızın geçişini. Gidişat belli idi ve benim sistemde bunu durduracak gücüm kalmamıştı. Bu yapılanların ilk adımlarında, ambar ve diğer bölümlerdeki çalışanlarımızın tasfiye edilmesinden evvel, aşkım haline gelmiş şirketimden ve çocuklarımdan artık ayrılma zamanının geldiğini anladım. Burada vurgulamaya çalıştığım önemli nokta, benim işten ayrılma sürecim değil, güven duygusudur. Amirim olan kişi veya onun üstündekiler ne benim fikirlerimi sordular ne de benim fikirlerimi dikkate aldılar çünkü aramızda güven kalmamıştı. Güvenin kalmadığı bir ortamda da ayrılık çanlarının sesini duymamak mümkün gözükmüyordu. İş konseylerine katılmaya, sosyal girişimleri öne çıkarmaya vaktim yoktu, benim en önemli ve tek hedefim her gün birlikte çalıştığım takım arkadaşlarımdı, tüm vaktimi onlara vermemi fazlasıyla hak ediyorlardı. Beni bu sisteme amir durumunda o...

Yiyeceklerimizin Genleriyle Oynama Meselesi - Konferans

Pamela Ronald, bitkileri hastalıklara ve strese karşı daha dirençli kılan genleri inceliyor. Göz açıcı bir konuşmada, pirincin uzun süreli su baskınlarına dayanmasını sağlayan bir geni izole etmek için on yıl süren arayışını anlatıyor. Tohumların genetik olarak iyileştirilmesinin 1990'larda Hawaii papayası mahsulünü nasıl kurtardığını gösteriyor ve modern genetiğin bazen sürdürülebilir tarımı ilerletmek ve gezegenimizin büyüyen nüfusu için gıda güvenliğini artırmak için en etkili yöntem olduğunu savunuyor. Pamela Ronald: İlk olarak, kocam Raoul ile tanışın. Kendisi organik tarım yapan bir çiftçidir. Çiftliğinde, çeşitli mahsüller ekiyor. Bu çiftliğini sağlıklı tutmak için yapılan ekolojik çiftçilik uygulamalarından biri. Aldığımız tepkileri hayal edin: "Gerçekten mi? Organik tarımcı ve bitki genetikçisi mi? Hiç anlaştığınız oluyor mu?" Aslında, evet. Ve zor da değil çünkü amacımız aynı. Çevreyi daha fazla tahrip etmeden büyüyen nüfusun beslenmesine yardım etmek istiyo...

Kararsızlık - Alıntı

Burada size bürokratik mantığın batırmaya çalıştığı bir devden, hem de teknolojik alandaki bir devden örnek vermek istiyorum. Bir zamanlar ismi başarı ile anılan, zaman içinde cep telefonu sektörünün hâkimi olan Finlandiya kökenli Nokia şirketinin nasıl bürokratik mantık ve korkaklık ile iflasın eşiğine geldiğinden bahsedeceğim.2007 yılının sonunda şirketin hisse değeri 42 doları aşmıştı. Şirketin piyasa değeri yaklaşık 150 milyar doları bulmuştu yani gelecek Nokia’ya aitti. Nokia’nın cep telefonu sektörüne hâkim olduğu 2007 yılında, Apple şirketi dokunmatik ekranlı akıllı telefonunu piyasaya sürdü. Ancak Nokia bu gelişmeyi pek de ciddiye almadı ve Google Android çıktığında da bürokratlar bu gelişmelere nasıl cevap vereceklerine karar veremediler. 2010 senesinde Nokia’da Finlandiyalı olmayan bir CEO işe başladığında organizasyon değişikliği artık kaçınılmazdı ve zamanında verilmeyen kararların neden olduğu olumsuz sonuçlar faiziyle birlikte ödenmek durumundaydı. Nokia şirketinin hiss...

Haberi Kurgulamak - Sahne

Bir televizyon kanalı, Frank ve Finch'i güney ekvatordaki isyandan haber versinler diye görevlendirir. Ancak Frank ve Finch olay yerine ulaşamazlar. Bu nedenle gizlice ABD'de kalarak, bölgeden haber vermeye başlarlar. Ama olay yerini gözlemleyemediklerinden haberleri kurgularlar. İsyanı örgütleyen kişiyi ABD hükumetinin finanse ettiğini ima ederler, haber daha ilgi çekici olsun diye. :-) Başarmışlardır. Kurguladıkları haberler insanlara çok gerçekçi gelir. İsyanı örgütleyen kişi olarak uydurdukları karaktere inanmışlardır. İnsanlar o kadar saflarki. Diğer televizyon kanalları da bu muhabirlerin haberlerini verirler. Hatta bir gazeteci, bu kişinin varlığını aslında kendisinin daha önce bildiğini iddia ederek, ne kadar donanımlı gazeteci olduğunu göstermeye çalışır. Ama bununla kalmaz. Savunma bakanlığı da bu karakteri gerçek sanır. Bu kişinin varlığını neden bilmiyor olduklarının şaşkınlığındadırlar. Bu kişiyi bilmediklerine göre finanse de edemezler. Ama her yeri ABD'nin k...

ABD Her Yeri Karıştırıyor

ABD, Türkiye'deki şu siyasetçiyi gizlice desteklemektedir. Türkiye'deki siyasetçiler karşı siyasetçiyi karalamak için “onu ABD destekliyor” diyerek seçmenleri yönlendirmek isterler. Çünkü ABD'nin Türkiye'deki siyasetle çok ilgili olduğunu düşünen insanlar az değildir. Elbette siyasetçiler de bu komplo teorisini kullanmak isteyeceklerdir. ABD, Rusya'nın etkinliğini arttırmaması için, ürün sevkiyatını etkileyebilecek konularda taraf olur. Bunun dışında dünyada olup biten her şeyde gizli ABD parmağının olduğunu sanmak saflıktır. Mesela seksenli yıllarda Sovyetler Birliği'nin etkinliğini arttırmaması için Taliban'ı finanse ettikleri doğrudur. Bunu ABD inkar etmiyor. Günümüzde Afganistan'la ilgilenmesinin nedeni kurumsal bir devlet oluşturmaya yardım etmekti. Çünkü teröre yuva olmasın diye, yani kendisine de yönelebilecek teröre. Ama orası, devlet olabilecek kadar düzenli, birbiriyle anlaşabilecek yer olamayacağını gösterdi, hâlâ aşiretler var. Şimdiki hükume...