Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bitkilerimizi Güncellemeye Hazır mısınız! - Bilim

  Telefonlarımızda onlarca uygulama yüklü. Hepsini keyifle kullanıyoruz. İşimizi kolaylaştırıyorlar. O uygulamalar bazen güncelleniyorlar; arka planda yeni kodlar ekleniyor ve bazı kodları değiştiriliyor. Kullanışlılıkları artıyor. İşlerimizi daha da kolaylaştırıyorlar. Bizi mutlu ediyorlar! Artık bitkilerin de güncellenmesi sağlanabiliyor! Bitkilerin genlerinin değiştirilmesinin anlamı budur; oluşma kodları yeniden düzenlenir. Bu yöntemle bitkiler daha verimli daha dayanıklı hale getiriliyor. Hatta daha faydalı ve daha lezzetli olması bile sağlanabiliyor! Telefondaki uygulamaların güncellenmelerinden korkmadığımız gibi bitkilerin genlerinin değiştirilerek güncellenmesinden de çekinmemize gerek yoktur! ☺ Not: Paragraflara parantez içinde ön bilgiler ve açıklamalar iliştirilmiştir. *** Bu son kısım önemlidir; tıpkı eşya bağımlılığımızı azaltmaya yardımcı olduğu gibi, teknoloji kesinlikle diğer tüketim problemlerimizin çözümünde de rol almalıdır. Çünkü gezegendeki birileri çok t...

Nathan Myhrvold; arkeoloji, hayvan fotoğrafcılığı, barbekü...

- Yaptığım başka bir şey de dünya dışı zeka araştırması, veya SETI. "Temas" filmini anımsayabilirsiniz, o filmle popülerlik kazanmıştı. Gerçekten de dışarıya çıkıp son derece bilimsel yollarla dünya dışı zekalara ulaşmaya çalışan insanlar varmış. Aslında filmdeki herkes, gerçek bir karakter gerçek kişi üzerine yazılmış. Buradaki Jodie Foster karakteri aslında Jill Tarter adında gerçek bir kadın, ve Jill hayatını bu işe adamış. Bilirsiniz, pek çok insan hayatını, belirli bir kahramanlık hareketiyle riske atar, bu havalı bir şey, ama Jill'de olan şeye ben yavaş kahramanlık diyorum. Kendi kişisel hesaplamalarıyla, Binlerce yıl sonra çalışacak veya çalışmayacak bir şey için çalışma hayatını riske atıyor. Bende hayatlarını riske atan kişilere yardım etmeyi seviyorum. Filmden sonra SETI'ye ilgi arttı. Çocuklarım filmi seyrettikten sonra bana gelip, "Baba, baba...O karakter Jill'di, değil mi?" diye sordular. Onlara "Evete, evet, kesinlikle, o karakter Ji...

Alıntı: Jack Welch ve General Electric'in Yolu :-)

(GE'nin iyi kalitedeki malzemeleri müşterilerine genelde yetiyor. Ancak GE'nin müşterisi olan Sony'le yaşadığı ilginç bir olay anlatılıyor.) GE Plastikler'de polikarbonatlar, GE'nin saptadığı aşırı yüksek saflık standartlarına uyuyordu, bunlar sanayinin büyük çoğunluğunun tatmin edici bulduğu iç standartlardı. Ancak, Plastik işletmesi hâlâ, yeni yüksek yoğunluklu CD-ROM ve müzik CD'leri için Sony'nin performans gereklerini yerine getiremiyordu. Dolayısıyla, Sony'nin bütün işlerini iki Asyalı satıcı alıyor, GE Plastikler iş alamıyordu. Kara kuşaklı bir ekip durumu inceledi. Sorun GE'nin standartlarıyla değil, Sony'nin standartlarıyla ilgiliydi. Sony'nin ne beklediği açıklığa kavuşunca, ekip işletmenin üretim süreci için bir filtreleme yöntemi düzenledi, bu da polikarbonatın tam bir hassaslıkla Sony'nin istediği performansı göstermesini sağladı. GE Plastikler tüm işi Asyalı satıcılardan kapıp götürdü.

Alıntı: Jack Welch ve General Electric'in Yolu :-)

Ağustos 1995'teki Yürütücü Geliştirme Kursu tümüyle kaliteye odaklanmıştı. Sınıf, işletmede kalite mükemmelliği için verilen bir hükümet ödülü olan Malcolm Baldridge Milli Kalite Ödülünü kazananları yakından incelemeye aldı. "Kendimizi bu oyunun piyonlarıymışız gibi hissediyorduk," diyor kurs iştirakçilerinden Gary Powell. "Müşterilerle yaptığımız görüşmelerden inanılmaz bazı öyküler anlatıyorduk. GE Motor müşterilerinden birine gittiğimizdeki kadar çirkin bir tartışmayı bir müşteriyle hiçbir zaman yaşamamıştım. Bu insanlar açıkça bizi kaliteye yöneltmeye çalışıyorlardı. 'Siz korkunç insanlarsınız,' diyorlardı. Kendilerini tutsak gibi hissediyorlardı. Biz kötü mü kötüydük, rakiplerimiz daha da beterdi. Onların gereksinimlerini şöyle basitçe yerine getiremiyorduk." (GE ürünleri genelde rakipleri kadar iyi. Ancak sadece rakiplerle yarışılmak istenmiyor. Kalitede, müşterinin aklına gelecek tek seçenek olunmak isteniyor. Motorola'dan uya...

Portatif Aygıtlarda PDF Görüntülemek – Teknik Çözümleme

PDF farklı platformlarda görüntülenebilmektedir. PDF belgeleri çok sütunlu metinler, çok grafikli sayfalar hazırlamak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Dergi ve teknik kitapları okumak için verimlidir. PDF'ler eskiden sadece bilgisayarda okunuyordu. Platform çeşitliliği arttı. Tablet bilgisayarlar, elektronik okuyucular yeni platformlar oldu. Okurlar PDF'lerini bu aygıtlarda rahatça okumak istemektedirler. Türkiye gibi bazı ülkelerde e-kitap çeşitliliği henüz kısıtlıdır. E-Okuyucular, kitap dışında genelde dergi, teknik kitap, makale okunmak için de alınmaktadır. Doğal olarak üniversite öğrencilerinin de, akademisyenlerin de ilgisini çekiyor. Ancak internet forumları incelendiğinde e-okuyucularını bu amaçla alanların şaşırdıklarını görüyoruz. E-Okuyucu veya tablet bilgisayarlarda belgenin tam sayfa görünümü okunaklı olmayacaktır. Çünkü ekranları küçüktür. Dolayısıyla tam sayfa görünüm yerine yazı boyutu büyütülür. Bu da sayfa biçiminin görüntüsünün bozulmasına neden olur...

Yayınevleri Okurun Oluşturduğu İçeriğin Kalitesini Neden Önemsesinler?

E-Kütüphanenin Sürekliliği  makalesinde anlatılan EPUB geliştirmelerine bir de yayınevleri açısından bakalım: Uluslararası Sayısal Yayıncılık Forumu üyesi yayınevleri e-kitabın tasarımının geliştirilmesinden hoşlanacaktır. Ama okurun oluşturduğu içeriğin kalitesini neden önemsesinler? Neden Forumdan bunun da iyileştirilmesini talep etsinler? Okur, oluşturduğu içerikle kitaptan daha çok yararlanır. Kitabı değerli kılan okurun sevdiği yerleridir. Sevdiği metinleri çizer. Kitabın daha çok yerini hatırlar. Böylece arkadaşlarına kitaptan uzun uzun bahsedebilir. Sık sık farklı yerlerini gündeme getirebilir. Elbette kitabın reklamını yapıyor olacaktır! Ne kadar çok şey hatırlarsa o kadar uzun süre gündemde tutar. Kitabın başka başka bölümlerinden bir şeyler bulacak insanların ilgisini çeker. Bazı arkadaşları kitaba sahip olmayı düşünmeye başlayacaktır. Sonra onlar da kendi arkadaşlarına reklam yapacaktır. Süreç işlemeye başlamıştır. Artık o kitabın satışlarının artmasını umabiliriz...

Alıntı: Steve Jobs :-)

(Steve Jobs) Küstahlığına karşın (veya belki de bu sayede) Atari’nin patronunun gözüne girmeyi başardı. “Çalıştığım diğer insanlardan daha felsefiydi,” diye anımsıyordu Bushnell. “Özgür iradeyle determinizmi tartışıyorduk. Ben her şeyin çok daha belirlenmiş olduğuna, programlanmış olduğumuza inanıyordum. Elimizde eksiksiz veriler olsa, insanların davranışlarını önceden bilebilirdik. Steve tam tersini düşünüyordu.” Bu yaklaşım, Jobs’ın irade gücünün gerçekliği bükebileceğine inanmasıyla uyumluydu.

Alıntı: Bill Gates Anlatıyor :-)

Gary Kasparov ilk bilgisayar satranç oyununu kazandıktan sonra Gates şöyle dedi: "Bir bilgisayarın satranç şampiyonu olduğu gün geldiğinde dönüm noktasının o kadar büyük önemi kalmayacaktı. Dürbünle bakan insan uzak bir şeyi elbette dürbünsüz insandan daha iyi görür ve bu olay da insanı bunu anlamaktan daha fazla rahatsız etmemelidir.” Ama günümüzde yine de beyin bilgisayardan daha üstün durumdadır: "Satranç oynamak insana diğer oyunlarda strateji uygulamasını, bazı durumlarda nasıl karar verileceğini ve hatta iş hayatında nasıl başarılı olunacağım öğretebilir ama satranç oynayan bilgisayar bundan bir ders alamaz, bir şey öğrenemez.” Fakat gelecekte bu durumun değişebileceği gün de gelebilir: "İnsan zekasının eşsiz olduğunu söyleyemem şu anda. Beyinde algılamaları ve duygulan oluşturan tüm sinirler çiftli sistem halinde çalışır.”