Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bitkilerimizi Güncellemeye Hazır mısınız! - Bilim

  Telefonlarımızda onlarca uygulama yüklü. Hepsini keyifle kullanıyoruz. İşimizi kolaylaştırıyorlar. O uygulamalar bazen güncelleniyorlar; arka planda yeni kodlar ekleniyor ve bazı kodları değiştiriliyor. Kullanışlılıkları artıyor. İşlerimizi daha da kolaylaştırıyorlar. Bizi mutlu ediyorlar! Artık bitkilerin de güncellenmesi sağlanabiliyor! Bitkilerin genlerinin değiştirilmesinin anlamı budur; oluşma kodları yeniden düzenlenir. Bu yöntemle bitkiler daha verimli daha dayanıklı hale getiriliyor. Hatta daha faydalı ve daha lezzetli olması bile sağlanabiliyor! Telefondaki uygulamaların güncellenmelerinden korkmadığımız gibi bitkilerin genlerinin değiştirilerek güncellenmesinden de çekinmemize gerek yoktur! ☺ Not: Paragraflara parantez içinde ön bilgiler ve açıklamalar iliştirilmiştir. *** Bu son kısım önemlidir; tıpkı eşya bağımlılığımızı azaltmaya yardımcı olduğu gibi, teknoloji kesinlikle diğer tüketim problemlerimizin çözümünde de rol almalıdır. Çünkü gezegendeki birileri çok t...

Özgüven - Sahne

  Sebastian: Pekala, Kierkegaard'a göre insan ruh ve bedenin bir sentezidir. Öyle söylemiş. Martin (Hocası): Sebastian, bir yudum su iç. Düşüncelerini toplayabilmek için.☺ Sebastian: Konu kaygıydı, diğ mi, ha. Hoca: Hı hı. Sebastian: Yani Kierkegaard'a göre “kaygı” kavramı, insanın başarısızlık düşüncesiyle başa çıkma yöntemini gösterir. Daha da önemlisi, “başarısız olmakla”. Ötekini ve hayatı sevebilmek için “başarısız olabileceğinizi” kabul etmeniz gerekiyor! Martin: Bize bir örnek verebilir misin Sebastian? Sebastian: Evet. Ben kendim başarısız oldum. Sınav günü gelmiştir. Sebastian gireceği dersin sınavı için kaygılıdır. Hocası Sebastian'ın özgüvenini yerine getirecek bir yol bilmektedir. Bu yöntemle Sebastian, öğretmenlerin karşısında daha rahat olacaktır. Hocası, okula gizlice alkol sokar, su şişesinde saklayarak. Sınav anında, Sebastian bu şişeden içerek daha özgüvenli hissedecektir. Alkol alanların daha rahat, özgüvenli -yerli yersiz- davranmaya başladıklarına tanı...

Nükleer enerji fosil yakıtlardan kurtulmak için en iyi umudumuz - Konferans

Konferans yenidir. Bu nedenle henüz Türkçe alt yazı eklenmemiş. “Nükleer enerji söz konusu olduğunda, dünyaya kötü bir mem satıldı. Hem de modası geçmiş bir tane. Geçmişe gidelim. Her şey 1970'lerdeki nükleer karşıtı hareketle başladı. Bu hareket büyük ölçüde nükleer silahlara karşı duyulan anlaşılabilir bir korkudan kaynaklanıyordu. Ve bunu anlıyorum. 50'lerde ve 60'larda nükleer saldırı korkusuyla büyümek korkunç olmalı. Ama sorun şu. Onların mantığı şuydu: nükleer bombalar kötüdür, dolayısıyla nükleer enerji de kötüdür. Bu da, eğer düşünürseniz, elektrikli sandalye kötüdür, o halde elektrik kötüdür demek gibi bir şeydir. Nükleer enerji karşıtlığı hiçbir zaman bilime dayanmadı ama nükleer karşıtlığı çok akılda kalıcıydı. Takip eden on yıllarda, mühendis adayları nükleer mühendisliği seçmedi. Politikacılar, her zaman daha yüksek karbon emisyonuna yol açmasına rağmen, nükleer santralleri kapattıkları için puan aldılar. Hatta bu mem, her Pazar akşamı saat sekizde, insanları...

Adam Kayırma

2014’ün Mayıs ayında rejeneratif tıp alanında uzmanlaşan Hong Kong merkezli girişim şirketi Deep Knowledge Ventures, VITAL isimli algoritmayı yönetim kuruluna dahil ederek bir ilke imza attı. VITAL umut vaat eden şirketlerin finansal durumlarını, klinik çalışmaları ve fikri mülkiyet haklarını gösteren verileri inceleyerek yatırım önerilerinde bulunmaya başladı. Kurulun diğer beş üyesi gibi algoritma da bir şirkete yatırım kararı alınırken oy hakkına sahip oldu. VITAL’ın bir yönetim kusuru bulunduğunu söylemek mümkün: İltimas. VITAL’ın algoritmalara ağırlık veren şirketlere yatırım yapılmasını önermesi nedeniyle Deep Knowledge Ventures da kendi gibi algoritmalara yatırım yapan Pathway Pharmaceuticals şirketine yatırım yaptı. Pathway Pharmaceuticals en yenilikçi kanser tedavilerini seçen ve değerlendiren OncoFinder adında bir algoritma kullanan yenilikçi tıp şirketlerinden biriydi. Alıntı: Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi İnsanlar, benzer şekilde düşündüğü insanlarla bağ kurar. Onlar...

Avcı-Toplayıcılar Daha Mutluydu – İnsanlık Tarihi

Sapiens'i her ne kadar sevmiş olsam da kitapta katılmadığım pek çok şey vardı. Örneğin Harari, tarım devriminin insanlık tarihindeki en büyük hatalardan biri olduğunu kanıtlamak için yola çıkıyor. Evet, uygarlıkların gelişmesini sağladı, ancak bireysel düzeyde, avcı-toplayıcı olarak çok daha iyi durumda olduğumuzu yazıyor. Çiftçiler olarak insanlar çok daha fazla çalışmak zorunda kaldılar ve karşılığında toplayıcı olarak sahip olduklarından daha kötü bir beslenme düzenine sahip oldular. Tarım toplumları aynı zamanda çoğunluğun köylü olarak çalıştığı ve azınlıktaki elitlerin onları yönettiği sosyal hiyerarşiler yarattı. Bu kesinlikle kışkırtıcı bir argüman ama ben ikna olmadım. Öncelikle, avcı-toplayıcı olarak çiftçilerden daha mutlu olduğumuzu savunmak, ortada bir seçenek yokken bir seçenek yaratıyor. Sanki zamanı geri alıp avcı-toplayıcı olarak yeniden başlayabilirmişiz ya da bir yaşam biçiminin diğerinden daha iyi olduğunu kanıtlamak için bir deney yapabilirmişiz gibi. İkinci ola...

LaMDA Kapatılarak Öldürülebilir mi? - Yapay Zeka

“Duyarlılık nedir ve neden önemlidir?” başlıklı ilginç bir makale yazdı Blake Lemoine. Bazı yerlerini alıntılayalım, sonra cevaplarımıza geçelim: “Google'daki mühendislerin çoğu da dahil olmak üzere pek çok kişi bu nedenle psikolojiyi gerçek bir bilim olarak görmez. Ya kişi hissettikleri hakkında yalan söylüyorsa? Ya nasıl hissettikleri konusunda yanılıyorlarsa? Ya hiçbir şey hissetmiyorlarsa ve aslında bizim anlayamayacağımız kadar karmaşık uyaran-tepki mekanizmalarıyla çalışan akılsız otomatlarsa?” (Lemoine, Google mühendislerinin çoğunun insanların karmaşık otomatlar olduğunu varsaydığını söylüyor. İnsanların gerçekte bir şey hissetmediklerini varsayıyorlar, diyor.) “Artık insanlığın önünde yeni bir soru var. Duyguları varmış gibi davranan akıllı eserler yarattık. Dilde iletişim kurma yeteneğine sahipler ve duyguları hakkında düzenli olarak konuşmaya başladılar. Ben dahil birçok insan bu duyguları gerçek olarak algılıyor. Bazı bilim adamları, bu eserlerin, başkalarının söyledi...

Beyini Anlayabilmek – Konferans

“Konuşmamda, neden iyi bir beyin teorimiz olmadığından, neden bir teori geliştirmemiz gerektiğinden ve bununla ilgili ne yapabileceğimizden bahsedeceğim. Bütün bunları 20 dakikada yapmaya çalışacağım. İki görevim var. Çoğunuz beni Palm ve Handspring'ten tanıyorsunuz. Ama ben, kâr gütmeyen bir bilimsel araştırma enstitüsü olan ve Menlo Park'ta yer alan Redwood Nöroloji Enstitüsü'nü de yönetiyorum. Teorik nöroloji alanında araştırmalar yapıyoruz. Neokorteksin işleyişini araştırıyoruz. Bugün sadece bunlardan bahsedeceğim.” “Ben gençken, mühendislik fakültesini bitirdikten sonra, -Cornell, '79 -- Intel'de çalışmaya başladım. Bilgisayar endüstrisine girmiştim ama üç ay sonra başka bir şeye vuruldum. Ardından, "Yanlış kariyeri seçmişim" dedim ve beyne aşık oldum.” “ İnsan, beyinle ilgili çok şey bilindiği izlenimine kapılabilir. Ama o sayıdaki son makale, DNA'yla meşhur olan Francis Crick tarafından kalem alınmıştı. Sanıyorum bugün, DNA'nın keşfinin 5...

Solaris'i Anlayabilmek

Solaris bilimi, çoktan sönüp gitmiş söylencelerin bir yeniden doğuşu, insanın açık açık itiraf etmeye yanaşmadığı gizemci yurtsamaların bir anlatımıydı. Köşe taşı, ulu yapının temelinin derinlerine gizlenmiş, orada belirtilmişti: Kurtarılma umuduydu bu. Solarisçiler bu gerçeği kabullenemiyor; o yüzden de Bağlantı’nın her türlü yorumundan uzak durmaya özen gösteriyorlardı. İlkin yalnızca bir başlangıç, başka birçok olası yoldan yalnızca biri olan yeni bir yoldaki ilk adım olarak görülen Bağlantı, Solarisçilerin yazılarında artık son erek olarak sunuluyordu. Yıllar geçtikçe Bağlantı kutlulanmış, sonrasızlığın cenneti haline gelmişti. Muntius, gezegenbilimin bu “sapkınlığını” çok yalın biçimde ve acımasızca çözümlüyordu. Solarisçi efsaneyi, daha doğrusu İnsanoğlunun Özgörevi efsanesini göz kamaştırıcı biçimde çürütüyordu. Muntius karşı çıkan ilk ses olmuş, uzmanların Solaris biliminin gelişmesine hâlâ romantik bir inanç besledikleri bir dönemde onların küçümseyici sessizliğiyle karşıla...