Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bitkilerimizi Güncellemeye Hazır mısınız! - Bilim

  Telefonlarımızda onlarca uygulama yüklü. Hepsini keyifle kullanıyoruz. İşimizi kolaylaştırıyorlar. O uygulamalar bazen güncelleniyorlar; arka planda yeni kodlar ekleniyor ve bazı kodları değiştiriliyor. Kullanışlılıkları artıyor. İşlerimizi daha da kolaylaştırıyorlar. Bizi mutlu ediyorlar! Artık bitkilerin de güncellenmesi sağlanabiliyor! Bitkilerin genlerinin değiştirilmesinin anlamı budur; oluşma kodları yeniden düzenlenir. Bu yöntemle bitkiler daha verimli daha dayanıklı hale getiriliyor. Hatta daha faydalı ve daha lezzetli olması bile sağlanabiliyor! Telefondaki uygulamaların güncellenmelerinden korkmadığımız gibi bitkilerin genlerinin değiştirilerek güncellenmesinden de çekinmemize gerek yoktur! ☺ Not: Paragraflara parantez içinde ön bilgiler ve açıklamalar iliştirilmiştir. *** Bu son kısım önemlidir; tıpkı eşya bağımlılığımızı azaltmaya yardımcı olduğu gibi, teknoloji kesinlikle diğer tüketim problemlerimizin çözümünde de rol almalıdır. Çünkü gezegendeki birileri çok t...

Röportaj: Linus Torvalds: Linux'un ardındaki deha

Linus Torvalds: Ofisim görebileceğiniz en sıkıcı ofistir. Ve burada sessizlikte yalnız otururum. Kedim gelirse, kucağıma oturur. Ve kedinin mırlamasını duymak istiyorum, bilgisayarın fanlarının sesini değil. (Hımm, yine de fan çok rahatsız etmez yav. :-) ) Chris Anderson: Bize açık kaynağı nasıl algıladığını anlat ve Linux'un gelişimini nasıl etkilediğini. LT: Aslında, hala yalnız çalışıyorum. Gerçekten -- evimde tek başıma çalışıyorum, çoğunlukla da bornozumla. Bir fotoğrafçı geleceği zaman giyiniyorum, bu nedenle bu resimde giyiniğim. (Gülüşmeler) (Ee, şey, eşofman giymek de sayılır mı? :-) Müşteri hizmetleri gibi görünür yerde değilsen böyle bir seçeneğin olabiliyor, tabii. :-) ) LT: O zamanlar 21 yaşındaydım, gençtim yani, ama çoktan hayatımın yarısı boyunca programlama yapmıştım. Ve önceki her projem tamamen kişiseldi ve insanların yorumlamaya başladıkları, koda geri dönüşlerde bulundukları zaman bir aydınlanmaydı. Hatta kod göndermeye başlamadan önce dahi ...

Alıntı: Utandırılmak

Harvard Business Review'in Sorusu: Sürdürülebilirlik ekiplerinizin hepsinin kendi kendilerini yarattıklarını ve koordine ettiklerini söylemek doğru olur mu? Robert B. Shapiro - Monsanto eski CEO'su: (Not: Monsanto, biyoteknolojik tarıma öncülük eden şirketti, ve Bayer satın aldı.) Kısa bir süre önce birisi bana, bu uygulamanın yukarıdan aşağıya mı, yoksa aşağıdan yukarıya mı örgütlendiğini sordu. Bunlar bana, çok yararlı kavramlarmış gibi görünmüyor. Bu bizim yaptığımız bir iş. Biz ne yapmak istiyoruz? Şirketler artık birer makine değiller. Kendi çıkarları öyle gerektirdiğinden, kendi kendilerini koordine etmeye çalışan binlerce bağımsız aktörümüz var. Bunun aşağısı yukarısı yok. Bu sadece bir metafor, hem de pek işe yaramayan bir metafor. İnsanlar şunu söylüyorlar: Benim düşüncem şu. Buna ne diyorsun? Bu sana mantıklı geliyor mu? Denemek ister misin? İnsanların kalbini fetheden fikirlerin hangileri olduğunu görmemiz ve o fikirlerin en üretken ...

Alıntı: Yiyeceklerden İğrenme

“Aslına bakacak olursanız, bilim insanları ile bilim düşmanları arasında günümüzdeki en büyük zıtlık, GDO'lar konusundadır. ABD'deki bilim insanlarının %88'i GDO'nun sağlıklı olduğunu düşünürken, ABD halkının sadece %37'si buna katılmaktadır.” “GDO'yu reddetmemizle ilgili nedenlerden birisi, içgüdüsel olarak sahip olduğumuz iğrenme dürtüsüdür. Genetik modifikasyonu, yiyeceğin "kirlenmesi" olarak görürüz. Dolayısıyla, içgüdüsel olarak, o yiyeceğin zararsız olmayabileceğini düşünürüz. Ayrıca insanların "temelcilik" (esensiyalizm) felsefesine bir yatkınlığı da vardır: yani bir şey "iki şeyden bir tanesi olmak zorundadır" düşüncesi... İnsanlar, eğer ki bir domatese balık geni dahil edecek olursak, domatesin "domates" olma özelliğini temelden değiştirmiş olduğumuzu düşünürler. İçgüdüsel düşünmenin bir diğer biçimi, genetik müdahalenin "Tanrıcılık oynamak" ya da "doğallığı bozmak" olduğu düşüncesidir.” ...

Sahne: - Kötü hissetmeme sebep oluyorlar. - O zaman onları görmezden gel.

Temple: - Çok fazla insan var kimse beni dinlemiyor. Ve benim anlam veremediğim bir şekilde sürekli birbirlerine bakıyorlar. Eustacia (annesi): - Kendilerini rahatsız hissediyorlar. İnsanlar büyükbaş hayvanlarla ilgili tüm bu detayları duymak istemiyorlar. Temple: - Ben istiyorum. Ben onlarla beraber olmak istiyorum. Eustacia: - Tatlım, insanlardan uzak durmanı istemiyorum. Temple: - Kötü hissetmeme sebep oluyorlar. Eustacia: - O zaman onları görmezden gel. Temple, kendisine heyecan veren konuları (genelde bilim) anlayabilen kişilerle iyi iletişim kurmaktadır. İyi dostluklar edinmektedir. Geri kalan kalabalıkla ise genelde birbirlerini pek anlayamazlar. Kuzey Amerika'da büyükbaş hayvanların yarısından çoğu Temple Grandin'in tasarladığı insanca sistemlerde bakılıyor.

Alıntı: Enformasyonu Kullanabilmek

Harvard Business Review'in Sorusu: Biyoteknoloji tarımdaki maddesel nesnelerin yerini enformasyonun almasını nasıl sağlıyor? Robert B. Shapiro - Monsanto, eski İKB (CEO): Örneğin bir bitkiyi, zararlı böcekleri uzaklaştıracak ya da yok edecek şekilde, genetik olarak kodlayabiliriz. Bu demektir ki, bitkiye böcek ilacı -maddesel nesne- sıkmak zorunda değiliz. Bugün tarım bitkilerinin üzerine sıktığımız şeylerin yüzde 90'ı israf oluyor. Bunların çoğu toprağa karışıyor. Eğer bitkinin içine doğru enformasyonu koyarsak, üretkenliği, daha az madde israf ederek artırmış oluruz. Bunu biyoteknolojiyle başarabiliriz. Kimyasalların her durumda kötü olduklarını söylemiyorum. Ama biyolojiye kıyasla daha az etkindirler, çünkü bunları imal etmek, dağıtmak ve uygulamak durumundasınız. Bir öngörüm var: Yirmi birinci yüzyıl, bir yanda enformasyon teknolojisi ile biyoteknolojinin, öte yanda da çevresel bozulmanın bulunduğu bir mücadeleye sahne olacaktır. Enformasyon teknolojisi en...

Aklı Vücutta Olan Beyin - Zihin Felsefesi

Descartes zihnin kendi başına var olduğunu düşünür. Ona göre bedenden bağımsız olarak bir zihin vardır. Çok bilindik o sözleriyle işte bu düşüncülerini özetlemiştir. Düşünüyorum, öyleyse varım! Beynin bedenle sürekli iletişim halinde olması gerektiğini söyler Antonio Damasio. Beyin vücudu etkilediği gibi, vücut hali de beyni sürekli etkiler. Örneğin beden hastaysa beyin de psikolojik olarak iyi hissetmiyordur. Verimli olamaz. Beyin vücudu anbean izler. Zaten beden, kendi işine yarasın diye merkezi sinir sitemini oluşturmuştur. Nitekim evrimsel zamanda beyin sonradan icat edilmiştir. Dolayısıyla zihnin bedenine bağımlı olması kaçınılmazdır. Bedeni için vardır zaten. Onu izleyemiyorsa çalışamaz. Bunu TED Konuşmasında da "Serebral korteksle beyinsapı arasındaki etkileşim olmasaydı şuurlu bir zihine sahip olamazdınız. Beyinsapıyla vücut arasında iletişim olmasaydı şuurlu bir zihine sahip olamazdınız." diyerek açıkça ifade eder Antonio Damasio. Zaten zihnin aslında bedenle birlik...