Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bitkilerimizi Güncellemeye Hazır mısınız! - Bilim

  Telefonlarımızda onlarca uygulama yüklü. Hepsini keyifle kullanıyoruz. İşimizi kolaylaştırıyorlar. O uygulamalar bazen güncelleniyorlar; arka planda yeni kodlar ekleniyor ve bazı kodları değiştiriliyor. Kullanışlılıkları artıyor. İşlerimizi daha da kolaylaştırıyorlar. Bizi mutlu ediyorlar! Artık bitkilerin de güncellenmesi sağlanabiliyor! Bitkilerin genlerinin değiştirilmesinin anlamı budur; oluşma kodları yeniden düzenlenir. Bu yöntemle bitkiler daha verimli daha dayanıklı hale getiriliyor. Hatta daha faydalı ve daha lezzetli olması bile sağlanabiliyor! Telefondaki uygulamaların güncellenmelerinden korkmadığımız gibi bitkilerin genlerinin değiştirilerek güncellenmesinden de çekinmemize gerek yoktur! ☺ Not: Paragraflara parantez içinde ön bilgiler ve açıklamalar iliştirilmiştir. *** Bu son kısım önemlidir; tıpkı eşya bağımlılığımızı azaltmaya yardımcı olduğu gibi, teknoloji kesinlikle diğer tüketim problemlerimizin çözümünde de rol almalıdır. Çünkü gezegendeki birileri çok t...

Dergi: Ölümsüzlük

 “Çalışma, vücudun, bölünme yeteneğini kaybetmiş yaşlı hücrelerden arındırılmasını temel alıyor. İnsan yaşlandıkça, hücrelerde DNA hasarı oluşuyor ve bu hasar, belli bir aşamadan sonra tamir edilemez hale geliyor. Bu aşamada hücreler ya kanserleşiyor, ya kendi kendini yok ediyor veya hücresel senesens (hücresel yaşlanma) adı verilen yarı faal duruma geçiyor.” “ Fakat son çalışma, ilk kez, yaşlı hücrelerin kaldırılmasıyla yaşlanmanın geciktirilmesinden ziyade, doğrudan tersine çevrilmesinin mümkün olabileceğine işaret ediyor. Çalışmada kullanılan peptid molekülü bu hücreleri hedef alıyor. Kimyasal dengeleri bozularak hücreler öldürülüyor. İlacı geliştiren Dr. Peter de Kaizer, BBC'ye "İnsanlar benim deli olduğumu söylediler. İlk üç denemede haklı çıktılar" dedi.” “Örneğin, yeni hücre yaratmak için bölünemeyecek durumda olan yaşlı hücreleri Foxo4-DRI bileşimi enjekte edilerek alınan farelerin daha uzun yaşadığı görüldü. İnsan yaşı olarak 100 yaşında sayılab...

Konferans: Garry Kasparov: Zeki makinelerden korkmayın. Onlarla birlikte çalışın.

Teknolojiden olabildiğince faydalanmak istiyorsak korkularımızla yüzleşmeliyiz ve insanlığımızı ortaya koymak istiyorsak bu korkulara galip gelmeliyiz, diyor Garry Kasparov. Tarihin en büyük satranç ustalarından biri olan Kasparov, 1997 yılında hafızalara kazınan bir satranç maçında IBM süper bilgisayarı Deep Blue'ya yenildi. Zeki makinelerin en büyük hayallerimizi gerçekleştirmemize yardım edeceğine dair gelecekle ilgili görüşlerini bizimle paylaşıyor. “Bu rekabetçi söylem bugün artık her yerde. Makinelere karşı yarıştayız. Kavga hatta savaş bile diyebilirsiniz buna. İşler ortadan kalkıyor. İnsanların yerini makineler alıyor, sanki insan kalmamış gibi. "Terminatör" ve "Matrix" gibi filmlerin artık gerçek olması yeter de artar bile. İnsan beyninin veya bedeninin bir bilgisayarla veya robotla eşit şartlarda kapışacağı çok az alan kaldı. Aslında, keşke bu kadar az olmasaydı.” “Bundan yalnızca 12 yıl sonra, canımı zor kurtardığım bir maçta tek bir bil...

Garry Kasparov'un TED Konferansının Hatırlattıkları

On sekizinci yüzyılın Avrupa'sını kasıp kavuran bir makine vardı. Satranç oynayan bir makine. Gösterilere çıkarılırdı. Rakiplerini zorlardı. İnsanları şaşırtırdı. Bu makine The Turk'tü! Oldukça gizemliydi. Neydi ki bu! İzleyiciler kanıtlayamıyordu. Ama bu ilginç makine göründüğünün aksine kendi kendine oynamıyordu. İçinde gizlenen bir satranç oyuncusunun yardımıyla oynuyordu. İzleyiciler, güzel bir gösteri izlemiş oluyorlardı. Kasparov, Deep Blue'ya gizlice talimat veren bir satranç oyuncusunun varlığından bahsetmişti. Deep Blue The Turk'e benzetilmişti. Game Over: Kasparov and the Machine belgeselinde de konudan bahseder. Aslında 1990'daki teknoloji böyle basit hileyi yapmaya yeterli olurdu. IBM hile yapmaya niyetli olsaydı bunu çok önce de yapabilirdi. 1997'ye kalmazdı. Hatta 1996'da da yenilmezdi Deep Blue. Sahi 1996'daki ilk maçta niçin böyle iddialar dile getirilmemişti. Aslında iyi gidiyorken, insan müdahalesi yüzünden yenilmiş olamaz mıydı, Deep...

Sahne: Mütevazilik

Sahne: Mütevazilik paylaşan: okanozcelik Max: Her Einstein. Max Lauva; Prusya akademisinde Max Planck için çalışıyorum; Tanıştığımıza çok... Patent Ofisi Yöneticisi: Galiba aradığınız kişi O. Saçını taratıp, kendine çeki düzen verdirmeye çalıştım. Ama adam umutsuz vaka. :-) Max: Albert Einstein. Görelilik ilkesinin yazarı... Albert: Görelilik ilkesinin yazarı Galileo; Ben sadece bir revizyon yaptım. Max: Çok mütevazisiniz. Marcel (arkadaşı): Kesinlikle öyle değil. :-) Max: Çoğu bilim insanının ömründe başardığından fazlasını başardınız. Bunu nasıl yaptınız!? Albert: Merakla herhalde... :-) Marcel: Bir de, fark edilmek istiyordu. :-) Albert: Işık kütle taşır! Max: Ama bu imkansız. Albert: Olabilir. Belki de Tanrı bütün bunlara kahkahalarla gülüyordur. :-) Bence bu kuram, enerjisi hayli kararsız olan elementler kullanılarak test edilebilir.

Sahne: Sadece İşi

Sahne: Sadece İşi paylaşan: okanozcelik Pauline: Şimdi. Kilerinizi doldurmak için pazara gidelim mi, ne dersin? Mileva: Aa. çok cömertsiniz ama maalesef kütüphaneye gitmem gerek. Birkaç saatliğine Hans'a bakabilirsiniz diye umuyordum... Pauline: Ama ben daha yeni geldim. Mileva: Evet, ama Albert'le önemli bir makaleyi bitiriyoruz! Pauline: Mileva, hayatım... Albert'imin yardımına ihtiyaç duymadığı tek bir konu varsa, o da bilimdir. Ama hayatının geri kalanında çok çaresizdir! :-) Ne kadar şanslı ki, bir karısı var.

Konferans: Elektronik Çizelgelerin Doğuşu

TRT4 Açık Öğretim'de Lotus'u öğretmeye çalışırdı. En çok bilineni Microsoft Excel'dir. Elektronik Çizelgelerden bahsediyorum. İşte bu konferans, bu fikrin ilk nasıl ortaya çıktığını anlatmaktadır. “Steve Jobs, 1990'da "Elektronik çizelge sanayiyi ileri taşıdı." "VisiCalc, Apple'ın başarısını hiç bir şeyin yapmadığı kadar artırdı." dedi. Daha samimi bir ortamda Steve, "Eğer VisiCalc başka bir bilgisayar için yazılmış olsaydı, şimdi başka birisiyle görüşüyor olurdun." dedi.” (İlk elektronik çizelge Apple için geliştirilmiş görünüyor. :-) ) “VisiCalc kişisel bilgisayarların iş yerlerine girmesinde etkili oldu. Peki bu nasıl ortaya çıktı? O neydi? Onu yapmak için neler yaşadım? Ben programlamayı 1966'da 15 yaşındayken öğrendim— bu fotoğraf çekildikten sadece bir kaç ay sonra. O günlerde çok az lise öğrencisinin bilgisayara erişim imkanı vardı. Fakat biraz şans biraz da sabır sonucunda şehirde bilgisayar bulabildim.” “İşte be...

Sahne: Cesaret

Sahne: Cesaret paylaşan: okanozcelik Ramanujan asal sayılarla ilgili formülleri hayal edebilmektedir. İlginç bir şekilde formüller doğru da çalışmaktadır. Ama ispatlayamamaktadır. Şaşırtıcıdır. Formülün nereden geldiğini gösterememektedir. Kendisi “Zihnim sizinle aynı şekilde işlemiyor. Bilmiyorum” gibi şeyler diyebilmektedir. Sadece sezgisel kalmaktadır! Yani, evet, iyidir. Ama belki gerçekten de, o kadar da çok iyi değildir, kim bilir. Emin olunamaz. Şu ya da bu nedenle, cesaret kırıldığında insan değişir. Cesaretinde gelgitler oluşur, artık belirgin değildir. Kafayı tam konsantre olarak o tek konuya vermek, artık eskisi kadar “anlamlı” gelmemeye başlar. Yeniden heves gerekir. :-) Littlewood: İki noktadan bahsetmem gerek. İlki Ramanujan'ın asallarla ilgili çalışması. Kendi başına dahice olsa da aslında yanlış. Diğer nokta ise daha karmaşık. Ramanujan ile elde ettiğin şey bir mucizeden farksız. Delikanlı, şimdiye kadar anlayabildiğim her türlü hari...