Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bitkilerimizi Güncellemeye Hazır mısınız! - Bilim

  Telefonlarımızda onlarca uygulama yüklü. Hepsini keyifle kullanıyoruz. İşimizi kolaylaştırıyorlar. O uygulamalar bazen güncelleniyorlar; arka planda yeni kodlar ekleniyor ve bazı kodları değiştiriliyor. Kullanışlılıkları artıyor. İşlerimizi daha da kolaylaştırıyorlar. Bizi mutlu ediyorlar! Artık bitkilerin de güncellenmesi sağlanabiliyor! Bitkilerin genlerinin değiştirilmesinin anlamı budur; oluşma kodları yeniden düzenlenir. Bu yöntemle bitkiler daha verimli daha dayanıklı hale getiriliyor. Hatta daha faydalı ve daha lezzetli olması bile sağlanabiliyor! Telefondaki uygulamaların güncellenmelerinden korkmadığımız gibi bitkilerin genlerinin değiştirilerek güncellenmesinden de çekinmemize gerek yoktur! ☺ Not: Paragraflara parantez içinde ön bilgiler ve açıklamalar iliştirilmiştir. *** Bu son kısım önemlidir; tıpkı eşya bağımlılığımızı azaltmaya yardımcı olduğu gibi, teknoloji kesinlikle diğer tüketim problemlerimizin çözümünde de rol almalıdır. Çünkü gezegendeki birileri çok t...

Belgeselden: Uzaktan Görebilme

Belgeselden: Uzaktan Görebilme paylaşan: okanozcelik Ruslar, Amerikan gemileri, birlikleri nerede bilmek istiyor. Bunun kolay yolu var mı? Belki. Uzgörüşü olan medyumlardan faydalanılır. Onlar transa geçer. Ve hangi geminin nerede olduğunu söylerler. Rusların medyumları kullandığını duyan Amerika geri durabilir mi, ya kaçırdığı bir şey varsa. O da medyumlarla deneylere başlar. :-) Soğuk savaş dönemidir. Bu yöntem gerçekten işe yaramış mıydı? Yarıyor mu? Artık test edilmeli. İlginç bir düzenekle. Bir Amiral Battı iyi bir fikir verebilir. :-) Eğlenceli bir kesit. :-)

Belgeselden: Eğer işe yaramazsa burdan nereye gideceğimizi bilmiyorduk

Belgeselden: Eğer işe yaramazsa burdan nereye... paylaşan: okanozcelik İlk yapay DNA'lı mikroorganizmanın yaratılmaya çalışılmasından bir kesit, yıllar önce. Craig Venter: Eğer yapay kromozom sürecinde bir başarısızlıkla karşılaşırsak ve teorilerimizi gerçekleştiremezsek ne büyük bir trajedi olur. Craig Venter: İnanmak için nedenlerimiz vardı. Bilirsiniz, çalışma şansı elde ettik. Ve eğer işe yaramazsa burdan nereye gideceğimizi bilmiyorduk! Bu arada, genleri yeniden programlama iyice pratik hale gelmiş görünüyor, artık. DNA'nın istenen yeri kesilebiliyor. Ve oraya istenen yapay genler kolayca yerleştiriliyor. CRISPR adlı bu yeni yöntemden uzunca bahsetmiş National Geographic'in Ağustos sayısı.

Konferans: Auke Ijspeert: Semender gibi koşabilen ve yüzebilen bir robot

Tekerliği uzun zaman önce keşfettik. Araçları isteğimiz yere ulaştırabiliyoruz. Ama uzun zamandır aşamadığımız bir sorun var. Engebeli yerlerde hâlâ kullanışlı çözümlerimiz yok. Tekerlekli bir araç arama ve kurtarma için pek kullanışlı olmaz, yıkıntılar arasındayken. Ya da bir gezegeni tekerlikli bir araç yerine, ayrıca yürüyebilen de bir araçla keşfetmek daha kolay olurdu mesela. Dolayısıyla bir robotun kendi başına yürüyebilmesini sağlayabilmek yeni olanakları da getirecektir. *** “...Sonra omurga ve omurgada bulunan refleksler, omurgadaki nöral aktivite ve mekanik aktivite arasında sensorimotor kordinasyon döngüsünü yaratan çoklu refleksler gelir. Üçüncü bileşen, merkezi desen jeneratörleridir. Bunlar, omurgalı hayvanların omuriliklerinde bulunan, sadece çok basit giriş sinyallerini alarak, koordineli ritmik aktivite desenleri yaratabilen çok ilginç devrelerdir. Ve bu giriş sinyalleri, beynin üst bölümlerindeki motor korteks, beyincik, bazal gangliyon gibi azalan modülas...

Röportaj: Linus Torvalds: Linux'un ardındaki deha

Linus Torvalds: Ofisim görebileceğiniz en sıkıcı ofistir. Ve burada sessizlikte yalnız otururum. Kedim gelirse, kucağıma oturur. Ve kedinin mırlamasını duymak istiyorum, bilgisayarın fanlarının sesini değil. (Hımm, yine de fan çok rahatsız etmez yav. :-) ) Chris Anderson: Bize açık kaynağı nasıl algıladığını anlat ve Linux'un gelişimini nasıl etkilediğini. LT: Aslında, hala yalnız çalışıyorum. Gerçekten -- evimde tek başıma çalışıyorum, çoğunlukla da bornozumla. Bir fotoğrafçı geleceği zaman giyiniyorum, bu nedenle bu resimde giyiniğim. (Gülüşmeler) (Ee, şey, eşofman giymek de sayılır mı? :-) Müşteri hizmetleri gibi görünür yerde değilsen böyle bir seçeneğin olabiliyor, tabii. :-) ) LT: O zamanlar 21 yaşındaydım, gençtim yani, ama çoktan hayatımın yarısı boyunca programlama yapmıştım. Ve önceki her projem tamamen kişiseldi ve insanların yorumlamaya başladıkları, koda geri dönüşlerde bulundukları zaman bir aydınlanmaydı. Hatta kod göndermeye başlamadan önce dahi ...

Alıntı: Utandırılmak

Harvard Business Review'in Sorusu: Sürdürülebilirlik ekiplerinizin hepsinin kendi kendilerini yarattıklarını ve koordine ettiklerini söylemek doğru olur mu? Robert B. Shapiro - Monsanto eski CEO'su: (Not: Monsanto, biyoteknolojik tarıma öncülük eden şirketti, ve Bayer satın aldı.) Kısa bir süre önce birisi bana, bu uygulamanın yukarıdan aşağıya mı, yoksa aşağıdan yukarıya mı örgütlendiğini sordu. Bunlar bana, çok yararlı kavramlarmış gibi görünmüyor. Bu bizim yaptığımız bir iş. Biz ne yapmak istiyoruz? Şirketler artık birer makine değiller. Kendi çıkarları öyle gerektirdiğinden, kendi kendilerini koordine etmeye çalışan binlerce bağımsız aktörümüz var. Bunun aşağısı yukarısı yok. Bu sadece bir metafor, hem de pek işe yaramayan bir metafor. İnsanlar şunu söylüyorlar: Benim düşüncem şu. Buna ne diyorsun? Bu sana mantıklı geliyor mu? Denemek ister misin? İnsanların kalbini fetheden fikirlerin hangileri olduğunu görmemiz ve o fikirlerin en üretken ...

Alıntı: Yiyeceklerden İğrenme

“Aslına bakacak olursanız, bilim insanları ile bilim düşmanları arasında günümüzdeki en büyük zıtlık, GDO'lar konusundadır. ABD'deki bilim insanlarının %88'i GDO'nun sağlıklı olduğunu düşünürken, ABD halkının sadece %37'si buna katılmaktadır.” “GDO'yu reddetmemizle ilgili nedenlerden birisi, içgüdüsel olarak sahip olduğumuz iğrenme dürtüsüdür. Genetik modifikasyonu, yiyeceğin "kirlenmesi" olarak görürüz. Dolayısıyla, içgüdüsel olarak, o yiyeceğin zararsız olmayabileceğini düşünürüz. Ayrıca insanların "temelcilik" (esensiyalizm) felsefesine bir yatkınlığı da vardır: yani bir şey "iki şeyden bir tanesi olmak zorundadır" düşüncesi... İnsanlar, eğer ki bir domatese balık geni dahil edecek olursak, domatesin "domates" olma özelliğini temelden değiştirmiş olduğumuzu düşünürler. İçgüdüsel düşünmenin bir diğer biçimi, genetik müdahalenin "Tanrıcılık oynamak" ya da "doğallığı bozmak" olduğu düşüncesidir.” ...

Sahne: - Kötü hissetmeme sebep oluyorlar. - O zaman onları görmezden gel.

Temple: - Çok fazla insan var kimse beni dinlemiyor. Ve benim anlam veremediğim bir şekilde sürekli birbirlerine bakıyorlar. Eustacia (annesi): - Kendilerini rahatsız hissediyorlar. İnsanlar büyükbaş hayvanlarla ilgili tüm bu detayları duymak istemiyorlar. Temple: - Ben istiyorum. Ben onlarla beraber olmak istiyorum. Eustacia: - Tatlım, insanlardan uzak durmanı istemiyorum. Temple: - Kötü hissetmeme sebep oluyorlar. Eustacia: - O zaman onları görmezden gel. Temple, kendisine heyecan veren konuları (genelde bilim) anlayabilen kişilerle iyi iletişim kurmaktadır. İyi dostluklar edinmektedir. Geri kalan kalabalıkla ise genelde birbirlerini pek anlayamazlar. Kuzey Amerika'da büyükbaş hayvanların yarısından çoğu Temple Grandin'in tasarladığı insanca sistemlerde bakılıyor.