Ne yazık ki ne güvenliğin taşerona geçmesini önleyebildim ne de daha sonra çatallı kaldırıcı (forklift) operatörlerinin ve de ambar çalışanlarımızın geçişini. Gidişat belli idi ve benim sistemde bunu durduracak gücüm kalmamıştı. Bu yapılanların ilk adımlarında, ambar ve diğer bölümlerdeki çalışanlarımızın tasfiye edilmesinden evvel, aşkım haline gelmiş şirketimden ve çocuklarımdan artık ayrılma zamanının geldiğini anladım. Burada vurgulamaya çalıştığım önemli nokta, benim işten ayrılma sürecim değil, güven duygusudur. Amirim olan kişi veya onun üstündekiler ne benim fikirlerimi sordular ne de benim fikirlerimi dikkate aldılar çünkü aramızda güven kalmamıştı. Güvenin kalmadığı bir ortamda da ayrılık çanlarının sesini duymamak mümkün gözükmüyordu. İş konseylerine katılmaya, sosyal girişimleri öne çıkarmaya vaktim yoktu, benim en önemli ve tek hedefim her gün birlikte çalıştığım takım arkadaşlarımdı, tüm vaktimi onlara vermemi fazlasıyla hak ediyorlardı. Beni bu sisteme amir durumunda o...